Sayfalar

4 Haziran 2009 Perşembe

Patatesli Pirinçli Ispanak Yemeği

Son günlerde Montessori e-grubundan bir kaç arkadaş bebeklerine sebze yedirebilmek için değişik tarifler arıyordu. Onlara tarifler için blogumu adres göstereyim diye düşünürken uzun zamandır bebekler için yemek tarifi yazmadığımı ve blogun bu başlığının biraz zayıf kaldığını fark ettim. Sabah ilk işim fotoğrafı olup ta tarifini bilgisayara aktarmadığım, kendi uydurduğum ama herkesin aklına gelip te muhtemelen tarif diye bir kenara kaydetmediği bu yemeği yazmak –ki pişireli yaklaşık iki ay oldu, ikinci işim de bir sonraki yazının konusu olan tamamen kendime ait yine ıspanaklı bir yemek yapmaktı. Bebeğim bu yemeği çok sevmişti ve ayıla bayıla yedi. Zaten sebzelerle arası çok iyidir. Yemeğe konulacak suyun yarıya yakını bir gece önce haşladığım tavuğun suyuydu ve bence yemeğe lezzet kattı. Tarif benim kızımın yeme kapasitesine göre 2 porsiyonluk.
Malzemeler: 2 yemek kaşığı zeytinyağı, ½ incecik doğranmış küçük soğan, 200 gr. ince doğranmış dondurulmuş veya taze ıspanak, 1 orta boy rendelenmiş patates, 2 yemek kaşığı pirinç, 1+ ¼ su bardağı su (et veya tavuk suyu ilave edebilirsiniz), 1 çimdik tuz, 1 çimdik kimyon
Yapılışı: Soğanı zeytinyağında biraz sarartın, rendelenmiş patatesleri ekleyip sarartmaya devam edin. Ispanağı koyup şöyle bir çevirin. Pirinci ve suyunu ilave edin. Pirinçler pişene kadar (yaklaşık 15-20 dakika) orta ateşte pişirin.
Tüm bebişlere afiyet olsun, yarasın, büyütsün!

31 Mayıs 2009 Pazar

Muzlu Pekmezli Bebek Bisküvisi

Cuma akşamı dünkü ODTÜ açık hava bebekler buluşması için internetten bulabildiğim bütün bebek bisküvisi tariflerini inceledikten sonra “bebeğim ne yesin” sayfasında gördüğüm tarifi kendime göre değiştirip 2 ölçü olacak şekilde yaptım. Fotoğrafta gördüğünüz kurabiye kalıplarıyla 40 tane oldu. Gece gece denediğimde yumuşacıktı ve kurabiye, kek gibi tariflerde fazla tatlıyı sevmeyen damağıma göre tadı çok yerindeydi. Bebişler de pek beğendiler hatta bazıları yürürken ya da oynarken bile ellerinden bırakmadılar. Günün sonunda kurabiyeler bitmişti.
Bazı pekmezler daha yoğun bazıları daha akıcı oluyorlar. Benimkisi sevgili Neslihan’ın alıp getirdiği AOÇ’nin üzüm pekmeziydi ve biraz akıcıydı. Bu yüzden unu koyarken kaşık kaşık koymanızı tavsiye ederim. Orijinal tarifteki uyarıları yinelemekte fayda var: Hamuru çok ince açmayın ve bisküvileri çok pişirmeyin. Pişip soğuduklarında çok sert olurlar.
Malzemeler: 26 tepeleme yemek kaşığı tam buğday unu, 2 adet oda sıcaklığında yumurta, 2 adet orta boy muz, 125 gr. oda sıcaklığında tereyağı, 1+ 1 çay bardağından 2 parmak eksik üzüm pekmezi.
Yapılışı: Bütün malzemeyi karıştırıp iyice yoğurun. Kolaylık olması için muzu önceden çatalla ezin. Hamur pürüzsüz olmalı. Unlanmış bir merdaneyle (merdaneniz yoksa cam şişe kullanabilirsiniz) hamuru bir parmak kalınlığında açın ve ister şekilli kalıplarla ister çay bardağıyla yuvarlak kurabiyeler kesip yağlanmış veya yağlı kağıtla kaplanmış tepsiye yerleştirin. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin. Afiyet olsun!

26 Mayıs 2009 Salı

Magnum Ama Nasıl?

Epey zamandır "Ye 45: Dondurma" etkinliği için değişik ne yapabilirim diye düşünüyordum. Dün akşam buzluğun derinliklerinde bir tane Magnum keşfettim. Biz hiç almadığımız ve yemediğimiz için çok şaşırdım tabii. Sonra ablamların taşınmama yardım etmek için geldiklerinde aldıklarını hatırladım. Ne zaman taşındın diye sakın sormayın:) Elimde kahve fincanımla, masanın üzerinde, paketin ağzı açık kaldığı için hafiften yumuşamış Eti Pötibör çifte kavrulmuş bisküvileri görünce yeni bir şey denemeye karar verdim. Bu tarifte dikkat edilmesi gereken nokta magnumun tamamen erimemesi, sadece biraz yumuşamalı. Eriyip yeniden dondurulan dondurmaların bakteri ürettiklerini unutmayın! Bir de yazmadan edemeyeceğim, bu tarifin gerçek dondurmayla yapılması halinde çok daha lezzetli olacağını düşünüyorum. Biz bu tür ürünleri yerken margarin mi yoksa dondurmamı yiyoruz, hiç anlayamıyoruz. Bu yüzden de böyle şeyleri hiç almıyoruz. Bence Magnum bu haliyle daha bir yenilebilir olmuş. Tarif 2 kişilik.
Malzemeler: 1 adet Magnum Klasik, 7-8 tane bisküvi, 1 dolu avuç ceviz içi, 3 yemek kaşığı şekersiz filtre kahve, üzeri için 1 yemek kaşığı kadar rendelenmiş bitter çikolata
Yapılışı: Yayvan bir kabın içine magnumu koyup biraz yumuşamasını beklerken, robotta ceviz içi ve bisküvileri un haline getirin ve bir tasa boşaltın. Üzerine kahveyi koyun, karıştırın ve bu karışımı bir kaşık yardımıyla magnumla karıştırın ve donmaya müsait bir kabı önce su ile çalkalayıp karışımı bu kaba koyun ve buzluğa kaldırın. Servisten önce üzerine rendelenmiş bitter çikolata serpin. Afiyet olsun!

21 Mayıs 2009 Perşembe

Kekikli Portakallı Çörek

Hafta başından arkadaşlarla cumartesi günü bebişlerimizi Hayvanat Bahçesi’ne götürelim diye görüşüp hızlıca karar vermiştik ama hangimizin ne yapıp getireceğine karar vermek için epey bir mail trafiği yarattık aramızda. Benim payıma tuzlu bir şeyler yapmak düştü. Bebişler dolaşırken ellerinde tutup rahat yesinler diye çörek yapayım, dedim. Tariflere baktım baktım, o an hiç birini beğenmedim ve en sonunda mecburen gecenin bir vakti kafamdan bir çörek uyduruverdim. Meleğim uyku arasında uyanıp su istemeseydi, hamuru 20 dakika kadar dinlendirmek zorunda kalmayacaktım ama sonradan hamurun çok iyi toparlandığını görünce bazı çörek tariflerindeki dinlendirme aşamasını hatırlayıp ‘demek ki gerekliymiş bu’, dedim kendi kendime. En son fırından çıkarmadan önce ‘ay çok açık renk kaldı bunlar, azıcık rengi dönsün bari’ deyip fırını fanlı programa çevirmeseydim sanırım çok daha yumuşak olacaklardı. Gerçi arkadaşlara göre güzel olmuştu galiba ki “bloga koyacaksın dii mi bu tarifi” diye sordular. Adam başı ikişer çörekten 8-10 kişilik.
Malzemeler: 2 yumurta, ½ su bardağı suyu alınmış koyu yoğurt, 100 gr. yumuşak margarin, 1 portakalın suyu ve aynı portakalın kabuğunun rendesi, 2 tatlı kaşığı kuru kekik, 125 gr. ezilmiş beyaz peynir, 1 paket kabartma tozu, aldığı kadar un.
Yapılışı: Yumuşamış margarini, oda sıcaklığındaki yumurtaları, yoğurdu, peyniri, portakal suyu ve kabuğunu derin bir yoğurma kabına koyun. Üzerine kekiği ekleyin. Kabartma tozuyla karıştırılmış ve elenmiş unu azar azar koyun. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hamurun elinize yapışmaması gerek. Üzerini nemli bir bezle kapatıp ılık bir yerde 20 dakika kadar dinlendirin. Hamurdan şöyle ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp yuvarlayın. Yağlı kağıt koyduğunuz veya yağladığınız tepsiye kabarma paylarını da düşünerek biraz aralıklı dizin. Önceden 175-180 derecede ısıttığınız fırında 35-40 dakika pişirin. Üzerine yumurta sürülmediği için üstü kavrulmuyor ve biraz açık renk kalıyor. Sakın benim gibi yapmayın ve fırını fanlı programa çevirmeyin. Afiyet olsun!

15 Mayıs 2009 Cuma

Pakize Barışta’dan Fırında Somon Balığı

Bugünkü balık tarifi Pakize Barışta’ya ait. İnternette yayınlanmaya başladığından beri takip ettiğim gazetem.net’in kurucularından olan Pakize Barışta’nın edebiyat ve felsefe yazılarının yanı sıra aynı sitede verdiği tarifler de çok güzel. Şimdiye kadar denediğim tüm tarifleri gayet iyi sonuçlandı. Sanırım O’da benim gibi mutfakta bir şeyler pişirerek vakit geçirmeyi seviyor. Bu tarifte mutlaka yerli somon da denilen Deniz Alası kullanmak gerekli. Norveç somonlarıyla yapınca aynı tadı bulamadığını yazmış, Barışta. Bence yemeğin tüm özelliği sosunda. Hem pratik hem çok lezzetli. Biz iki gün önce ayıla bayıla yedik. Ertesi gün iş günü diye sarımsak koymadım. Yine de çok güzel oldu.
Deniz Alası somon balığı kadar yağlı değil. Bu yüzden yedikten sonra ağır gelmiyor insana. Rengi de sanırım bu yüzden biraz daha açık. Okuduğum kadarıyla Omega3 açısından da neredeyse aynı değerdeler. Ben 1,300 gr. gelen bir balığı 4 parça fileto yaptırdım. Fileto haline gelince 900 gr.-1 kg.’a düştü ağırlığı. Bizim gibi balığı çok seven 2,5 kişilik bir aileye de ziyadesiyle yetti. Meleğim önündeki balık parçaları bittikçe çığlıklar atıp uyardı bizi, nerede kaldı balığım? diye. Son günlerde saray gelini olmaktan vazgeçip elle yemek yemenin tadına varmaya başladı da...
Malzemeler:1 adet filetosu çıkarılmış, iki veya dört parçaya ayrılmış Deniz Alası balığı, 2 adet ince rendelenmiş büyük havuç, 3 adet büyük boy soyulmuş rendelenmiş domates, 4 diş sarımsak rendesi, tuz, karabiber, 2 yemek kaşığı zeytinyağ.
Yapılışı: İki büyük parça balık için uygun boydaki bir fırın kabının içine rendelenmiş havuç ve rendelenmiş domatesi, tuz, biber ve rendelenmiş sarımsakla birlikte karıştırarak döşeyin. Üzerine tuzlanıp biberlenmiş balık filetolarını gömün. Filetoların üzerinde iki yemek kaşığı zeytinyağını gezdirin ve yüksek derecede (elektrikli ise 225 derecede) ısıtılmış fırının orta gözündeki tepsiye yerleştirin. 20 dakika pişirin. Fırınınızın gücüne göre bu süreyi 30 dakikaya çıkarabilirsiniz. Afiyet olsun!

10 Mayıs 2009 Pazar

Çiğdem’in Kakaolu Kayısı Püreli Keki

İki hafta önce pazartesi öğlene doğru arkadaşım Gülüş’le konuşup kızımla onlara gitmeye karar verince hemen uyduruverdim bu tarifi. Bilhassa Gülüş’ün hızla büyüyen sevimli oğlu Barış’ı düşünerek yaptım keki ama Gülüş’ün ikinci bebeğine hamile olduğunu ve ilk üç ay üç kilo alınca azıcık dikkat etmeye başladığını unutuvermişim. O da biz gidiyoruz diye güzel şeyler yapmış, almış. Ayrılırken, 'evde çok şey oldu' deyip kekin yarısını elime tutuşturdu. Böylelikle eşimin de fikrini alma şansım oldu. Nasıl olmuş diye sormama gerek bile kalmadı çünkü ertesi güne kek te kalmadı. Eve dönüp tarifimi kayda geçirirken bir de internete baktım. Bulabildiğim tariflerin hemen hepsi kuru kayısıların küçük küçük doğranmasıyla, bana çok gelen yumurta sayısı ve sıvıyağ miktarıyla birbirine çok benziyordu.
Keki yaparken bazen kahvaltıda marmelat yerine yediğim ve hiç şeker koymadan yaptığım kayısı püresini kullanayım, dedim. Kakaoyla birbirlerine çok yakıştılar. İnsanın elinin altında kurabiyelere, keklere kullanmak ya da benim gibi marmelat niyetine yemek üzere böyle meyve pürelerinin olması çok işe yarıyor. Ben 10x30 cm.lik kek kalıbını tercih ettim ama çapı 20 cm. olan yuvarlak kek kalıbı da kullanabilirsiniz. Tarif adam başı birer dilimden hesaplanırsa 8-10 kişilik.
Malzemeler: 3 yumurta, 1 su bardağından 2 parmak eksik toz şeker, 2 yemek kaşığı kakao, ½ su bardağı çekilmiş ceviz veya fındık, ½ çay bardağı süt, ½ subardağı sıvıyağ, 1 paket kabartma tozu, 2 su bardağı un, ½ su bardağı kayısı püresi, 80-100 gr. küçük doğranmış bitter çikolata.
Yapılışı: Yumurtaları önce 1-2 dakika, şekeri ekledikten sonra 3-4 dakika daha çırpın. Ardından süt, sıvıyağ, kakao, fındık, kabartma tozuyla karıştırılmış, elenmiş unu ekleyin. Karışımın yarısını yağladığınız kek kalıbına dökün. Daha önceden haşlayıp püre haline getirdiğiniz kayısıları karışımın üzerini tamamen kaplayacak şekilde yayın. Pürenin üzerine küçük küçük doğradığınız bitter çikolatayı serpiştirin. Kalan karışımı kalıbın içine kayısı püresinin üzerini kapatacak şekilde dökün. 170 derecede önceden ısıttığınız fırının fanlı programında 30-35 dakika pişirin. Afiyet olsun!
Not: Meleğim peklik çektiğinde, kayısı püresini ya kahvaltısına ya da akşam üzeri yediği meyve karışımına ekliyorum ve çok kısa sürede sonuç alıyorum.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Patlıcanlı Enginar

Beni bahar geldiğine en iyi ikna eden tarif budur. Közlenmiş patlıcanın ve enginarın müthiş uyumu. Bu şahane Ege yemeği, Komili’nin üzerinde hangi tarihte basıldığına dair hiçbir bilginin yer almadığı Ege Lezzetleri başlıklı kitabından. İnternetteki kitapçılardan araştırdığımda künyesinden öğrenebildiğim kadarıyla 200 yılında Komili tarafından basılmış ama ISBN numarası yok ve tükenmiş. Sanırım özel basım. Kitaptaki tariflerin tamamı Gökçen Adar’a, yemek fotoğrafları Serdar Tanyeli’ne ait. Editörü de Nurettin Çelik.
Kitapta patlıcanların közlenmesi epey uzun anlatılmış. Ben işin kolayına kaçarak hazır közlenmiş patlıcan ve enginar konservesi kullandım. Daha önce konserveden yaptığım zeytinyağlı enginar yemeğini misafirlerim çok beğenmişti. Peki, tamam, bir kaç değişik yemekten sonra o tarifi de yazarım. Tarifin orijinalinde közlenmiş patlıcana krema ekleniyordu, ben koymadım. İsterseniz patlıcan karışımına 1 çay bardağı rende tulum peyniri veya kaşar katabilirsiniz. Evde kapari turşusu yoksa üzülmeyin, koymamanız tarifi bozmaz. Kırmızı biber miktarını da arzuya göre değiştirebilirsiniz. Benim acı bibere alerjim olduğum için her bir enginarın üzerine birer çimdik koydum. Tarifte doğal olarak patlıcana ayrı, enginara ayrı Komili zeytinyağı kullanılmış. Ben her ikisine de geçen yaz Cunda’dan aldığım halis muhlis Ada Zeytinyağı’nı kullandım. İlla da patlıcanı kendim közlerim diye ısrar edenlere, 1 kg. patlıcana ihtiyacınız olacak diyerek malzemelere geçiyorum. Tarif kişi başına bir enginar çanağından hesaplarsak 8 kişilik.
Malzemeler: 1 kavanoz közlenmiş patlıcan veya 1 kg. közlenmeyi bekleyen patlıcan, 2 kahve fincanı sızma zeytinyağı, 1 kahve fincanı limon suyu, 1 tatlı kaşığı tuz, 200 gr. krema (arzuya göre), 8 adet enginar, 8-10 adet taze soğan, 1,5 çay bardağı riviera zeytinyağı, 3-5 sap dereotu veya nane, 8 kahve kaşığı kebere yani kapari turşusu, 1 kahve kaşığı kırmızı pul biber
Yapılışı: Zeytinyağı ve limon suyunu çukur bir kapta karıştırın. Közlenmiş patlıcanlara ekleyin. Tuz ve arzuya göre kremayı katıp karıştırın ve karışımı buzdolabında 2-3 saat soğutun. Enginarları limonla ovup tuzlu, limonlu suyun içinde bekletin. Diğer taraftan ince kıyılmış taze soğanları tencerede zeytinyağı ilavesiyle orta ateşte sürekli karıştırarak öldürün. Üzerine enginarları, ½ kahve fincanı limon suyunu, 1 tatlı kaşığı tuzu ve enginarların seviyesine kadar suyu ekleyin. Tencereyi kapağı kapalı olarak kaynamaya bırakın. Kaynadıktan 5 dakika sonra ocağın altını kısıp pişirmeye devam edin. Enginarlar yumuşayınca pişmiş demektir. Enginarları servis kabına alırken üzerine yapışmış olan soğanları temizleyin. Tenceredeki suyu süzüp enginarların üzerinde gezdirin. Patlıcan ezmeyi enginar çanaklarına bölüştürün, düzgün şekil verin. Üzerlerini 3-4 dereotu veya nane yapraklarıyla süsleyin. Varsa kebere (kapari) turşusunu ve kırmızı pul biberi serpiştirin. Afiyet olsun!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails