23 Aralık 2009 Çarşamba

Tavada Portakal Soslu Somon

Aslında önce fırında portakal soslu somon tarifini yazacaktım. Fakat çektiğim fotoğrafları beğenmedim. Geçen hafta değişiklik olsun diye bir de tavada deneyeyim dedim ve gayet güzel oldu. Üstelik fotoğraf da hiç fena değildi. Norveç Somonu besin değeri çok yüksek bir balık, yağlı ve ağır olduğundan kişi başına bir dilim yeterli oluyor.
Malzemeler: 2 dilim somon, 1 portakalın suyu, bir avuç ince doğranmış maydanoz, 1 çimdik tuz
Yapılışı: Somonların üzerine küçük çentikler açarak geniş bir tabağın içinde portakal suyuna yatırın. Vaktiniz varsa 2 saat kadar bekletin. Arzuya göre portakal suyunun içine dövülmüş sarımsak da konulabilir. Tavayı biraz kızdırın ve somonları tavaya düzgünce yerleştirin. Portakal suyunu da üzerine gezdirin. Kısık ateşte kapağı kapalı olarak 20 dakika pişirin. Tavanın altını kapatmadan bir kaç dakika önce 1 çimdik tuzu ve ince kıyılmış maydanozu somonların üzerine serpin. Eğer hiç vaktiniz yoksa somonları (çentik attıktan sonra) hemen tavaya koyup portakal suyunu üzerine de dökebilirsiniz. Afiyet olsun!

27 Kasım 2009 Cuma

Etli Ayva Yemeği

Bugünkü yemek aslında haftanın menüsünde bulunmayan sürpriz bir yemek oldu. Bir gece önceden buzdolabına buzluktaki biftekler yerine kuşbaşı eti indirdiğimi farkedince, menü de doğal olarak değişti. Marmelat yapmak üzere aldığım ve günlerdir bekleyen ayvalar da bana melul melul bakınca aklıma bu tarif geldi. Tarif 2-3 kişilik.
Malzemeler: 1 büyük ince doğranmış soğan, 2 yemek kaşığı zeytinyağ, 300 gr. dana veya kemiksiz koyun kuşbaşı, 1 küçük doğranmış domates, 2 su bardağı sıcak su, 1 büyük ayva, 1 silme çay kaşığı toz şeker, 1 çay kaşığı tuz, ½ silme çay kaşığı karabiber.
Yapılışı: Soğanı yağda biraz kavurun ve eti ilave edin. Eti kendi suyunda 7-8 dakika pişirdikten sonra domatesi ekleyip 2-3 dakika karıştırın ve 1 su bardağı sıcak suyu azar azar ekleyin. 1-2 dakika sonra 1 su bardağı sıcak suyu daha ekleyin ve orta ateşte pişirmeye devam edin. Yıkanmış, çekirdekleri çıkartılmış ayvaları kalıncana dilimler halinde doğrayıp, etlere katın. Şeker ve karabiber ilave edin. Tenceredeki sosun azalmamasına dikkat edin. Azalırsa yine sıcak su katın. Ayvaların pişmesine yakın tuzu ekleyin. Ayvalar yumuşayınca yemeğin altını kapatıp kapağı açmadan bir kaç dakika bekleyin. Yanında pirinç veya bulgur pilavıyla servis edin. Afiyet olsun!

13 Ekim 2009 Salı

Balkabağı Çorbası

Pazar günü ODTÜ’deki buluşmamızdan sonra kucaklarımızda bebişlerimiz, Yüzüncü Yıl’daki semt pazarına gittik. Tam alışverişimizi yapıp çıkıyorduk ki Nes’le balkabaklarına gözümüz takıldı. Öyle şahaneydi ki renkleri, üstelik soyulmuş, dilimlenmiş. “Alın bizi alın, ister tatlı ister çorba yapın” der gibiydiler. Meğer Nes’te kabak tatlısına bayılırmış. Birer kilo alıp ayrıldık pazardan. Ben bir kilonun hepsiyle tatlı yapsam günlerce tek başıma tatlı yemek zorunda kalacağımdan bir kısmıyla çorba yapmaya ve böylelikle çorba sezonunu açmaya karar verdim. Bu çorbanın baharatsız olanını geçen yıl Meleğime sık sık yapmıştım. Hatta balkabağının mevsimi geçmeden biraz fazlacana alıp buharda haşlamış, püre yapıp buz kalıplarında dondurmuştum. Uzun bir süre hem sabah kahvaltılarında, hem akşamları çorba olarak hem de sebze yemeklerine katarak bebeğime yedirmiştim. Aynısını bu sene de yapacağım tabii.
Malzemeler: 400 gr. kabukları soyulmuş, doğranmış balkabağı, 2 küçük havuç, 1 küçük patates, 1 orta boy soğan, 2 yemek kaşığı sarımsaklı zeytinyağ, 1 su bardağı süt, 2,5 su bardağı su, 2 çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı kimyon, 1 çay kaşığı karabiber, ½ silme çay kaşığı muskat (şart değil), karanfil, defne yaprağı.
Yapılışı: Bütün malzemeleri derin bir tencereye koyun. Önce harlı ateşte, kaynayınca kısık ateşte havuçlar yumuşayana kadar pişirin. Karanfilleri ve defne yaprağını çıkarıp blendır’dan geçirin. Koyuluğunu ağız tadınıza göre ayarlayın. Afiyet olsun!

8 Ekim 2009 Perşembe

Muzlu Cup Cake

Bu tarifin orijinali herkesin büyük bir merakla takip ettiği Cafe Fernando’dan. Daha önce iki kez misafirlerime yapmıştım ve çok beğenilmişti. Ben yine her tarifte olduğu gibi bunda da Meleğime uygun değişiklikler yaptım. Öncelikle normal un yerine tam buğday unu kullandım. Fotoğrafta bu kadar koyu gözükmeleri bu yüzden. Tam buğday unu kekleri, kurabiyeleri biraz tıkız hale getirip fazla kabartmadığından, ½ kaşık daha karbonat ilave ettim ve normal kek kalıbı değil de cup cake’leri kullanmak istediğimden karışımın biraz daha akışkan olması için un miktarını ½ su bardağı azalttım. Un miktarı azalınca şeker miktarını da yarı yarıya azaltmak gerekti. Cup cake’lerin kim tarafından bitirildiği yukarıdaki fotoğraftan hemen anlaşılıyor sanırım. Bir tane yetmedi, iki eline de birer tane alarak yedi Miniğim.
Malzemeler: 3 adet püre haline getirilmiş muz, 80 gr eritilmiş ılıtılmış tereyağı, ½ su bardağı toz şeker, 1 yumurta, 1 çay kaşığı vanilya özütü (vanilla extract), 1+ ½ çay kaşığı karbonat, 1/8 çay kaşığı tuz, 1 su bardağı tam buğday unu
Yapılışı: Tahta bir kaşık yardımıyla, geniş bir kasede püre haline getirdiğiniz muzları ve erimiş tereyağını karıştırın. Şekeri, yumurtayı ve vanilyayı ekleyip tekrar karıştırın. Karbonat ve tuzu serpip tekrar karıştırın. Son olarak unu da ekleyip karıştırın. Önceden yağladığınız cup cake kağıtlarına karışımdan birer dolu yemek kaşığı koyun. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 35 dakika pişirin. Afiyet olsun!

7 Ekim 2009 Çarşamba

Çiğdem’in Patatesli Peynirli Kurabiyesi

Evimizin gurmesi minik meleğim, dün sabah her zamankinden biraz daha geç kalktı, saat 10.30 civarı. Hastalıktan sonraki toparlanma evresi diye ben de hiç ellemiyorum, sabahları bayağı güzel uyuyor. Kalktı ki yumurtası haşlanmış, kalıbında şekil almayı bekliyor. Hemen suyunu içti. Masanın üstünde keke katılmak üzere bekleyen muzlar gözüne takıldı. Eline bir muzu verdim istemedi yarısını verdim, kafasını evet anlamında sallayıp gülümsedi ve muzunu afiyetle yedi. Ardından yarım bardak süt. Son iki üç gündür hazırladığım muzlu süte elini bile sürmezken bu sabah önce muz yiyip sonra da sütünü içti. Kendime iş çıkarıyormuşum meğerse. Kızım ayrı ayrı yiyip içmeyi seviyormuş. Sonra da fırından yeni çıkardığım kurabiyelerin kokusunu aldı ve eliyle işaret ederek “ver ver” dedi. Yumurtasını bitirdikten sonra, dün evimize ilk kez gelen dünya tatlısı Ela ve uydusu Esra için pişirdiğim kurabiyeden 2 tane yedi. Bu tarifi sabah sabah besleyici ne yapsam, neyin içine ne katsam diye düşünürken uyduruverdim. Yaklaşık 22-23 tane küçük kurabiye çıkıyor. Yapılışı çok kolay, malzemeler basit, bebişler için gayet besleyici, tadı çok güzel ve yumuşacık. Afiyet olsun!
Malzemeler: 2 orta boy haşlanmış patates, 100 gr. eritilip ılıtılmış tereyağ, 100 gr. yumuşak beyaz peynir, 1 yumurta (sarısı üzerine sürülecek, akı hamura ilave edilecek), 2 tepeleme dolu su bardağı tam buğday unu, 1 paket kabartma tozu
Yapılışı: Patatesleri haşlayıp ezin. Beyaz peyniri ezin. Diğer malzemeleri de koyup yumuşak bir hamur elde edene kadar iyice yoğurun. Çocuğunuzun eline uygun büyüklükte parçalar koparıp elinizde yuvarlayın ve yağlanmış veya yağlı kağıt konulmuş fırın tepsisine uygun aralıklarla yerleştirin. Üzerlerine yumurta sürün. Ben pek tercih etmiyorum ama arzuya göre susam veya çörek otu da serpebilirsiniz. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişirin.
Not: Muzlu tarifi de yarın yazacağım.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Zeytinli Tavuk Yemeği

Bugünkü tarif, İstanbul’a vardığımızın ikinci günü yaptığım bir yemek. Canım babam tavuğu her gün yiyecek kadar çok sever. Haliyle annem de değişiklik olsun diye farklı tavuk tarifleri arar, durur. Zaten değişik bir şey duydu mu hemen de denemek ister. Ben de eski tariflerim arasında yer almasına rağmen uzun zamandır yapmadığım Zeytinli Tavuk Yemeğini yapayım değişiklik olsun, dedim. Eğer evde yeşil zeytin yoksa benim yaptığım gibi siyah zeytin de kullanabilirsiniz ama o zaman miktarı 70 gr.’a indirmekte ve tuz koymamakta fayda var. Çünkü ne kadar suda tutarsanız tutun siyah zeytini 100 gr. kullandığınızda zeytinin buruk tadı çok yoğun ve baskın bir biçimde hissediliyor. Zeytinli tavuk değil de tavuklu zeytin yiyormuş gibi oluyorsunuz. Tarif 4 kişilik.
Malzemeler: 3 yemek kaşığı sızma zeytinyağı, ½ kg. kemiklerinden ayrılmış, parçalara bölünmüş tavuk, 1 saat soğuk suda bekletilmiş 100 gr. yeşil zeytin, 1 küçük piyazlık doğranmış soğan, 1 diş dövülmüş sarımsak, ½ limonun suyu, 1/3 çay kaşığı öğütülmüş zencefil, ½ çay kaşığı kimyon, ½ çay kaşığı kırmızı biber, ½ yemek kaşığı un, 150 ml. su, ½ yemek kaşığı doğranmış taze nane veya maydanoz, tuz.
Yapılışı: Sızma zeytinyağını tencereye döküp tavukları yerleştirin. Soğan, sarımsak, zencefil, kimyon, kırmızı biber ve tuzu ilave edip tencerenin kapağını kapatarak 15 dakika kısık ateşte ara ara karıştırarak pişirin. Unu sulandırarak tencereye dökün. Suyun kalanını da ilave ederek kaynamaya bırakın. Kapağı kapalı olarak ve arada karıştırarak 20 dakika hafif ateşte pişirin. Daha sonra zeytin, nane veya maydanoz ve limon suyunu karıştırarak yemeğin üzerine ekleyin. Tencerenin kapağını kapatarak 15 dakika daha pişirin. Afiyet olsun!

2 Ekim 2009 Cuma

Tarçınlı Peynirli Kurabiye

Eylül ayının ikinci yarısı hastalıklarla geçti bizim için. Diğer blogumda yazdım uzun uzun. Değil değişik tarifler yapıp bloga yazmak, hayatımızı idame ettirmek için en basit yemekleri yapacak mecalim dahi yoktu. İşte, Meleğim de ben de hastalanmadan hemen önce yaptığım ve fotoğrafı, yazısı hazır olduğu halde bir türlü elim değip bloga koyamadığım son tarif. Tarifin orijinali Ayşe Tüter’e ait.
Ben kurabiyeyi Meleğim için yapıyorum. Bu yüzden bir çok tarifi değiştiriyorum. Hoş, zaten her tarifin orasını burasını değiştirmeyi çok severim, o ayrı. Mesela tarifin orjinalinde sadece margarin kullanılmış ben tereyağıyla yaptım. Yine sadece beyaz un kullanılmıştı, ağırlıklı olarak tam buğday unu kullandım. Sirke üzüm sirkesiydi ben elma sirkesi koydum. Cevizi incecik çektim ve her yeni tarifi denerken yaptığım gibi önce yarım ölçüyle yaptım. Meraklım minik elleriyle kolay kavrasın diye cevizden daha küçük parçalar kopararak yuvarladım. 20 tane kurabiye çıktı. Biraz daha büyük yapılsa 12-14 tane filan çıkar herhalde. Bir de yarısının üzerine tarçın serpip yarısına serpmedim. Bilindiği üzere tarçın aroması bir hayli kuvvetli olan ve dikkatli, ölçülü kullanılması gereken bir baharat. Fazlası ağızda acı bir tat bırakabiliyor. Afiyet olsun!
Malzemeler: 1 su bardağı tam buğday unu, ½ su bardağı beyaz un, ½ çay bardağı yoğurt, ½ çay bardağı süt, ½ çay bardağı tuzsuz ezilmiş beyaz peynir, 1 çay bardağı eritilip soğutulmuş tereyağ, ½ paket kabartma tozu, ½ su bardağı ince çekilmiş ceviz, 1/3 yemek kaşığı elma sirkesi, ½ yemek kaşığı tarçın, üzerine sürmek için hafif çırpılmış 1 yumurtanın sarısı
Yapılışı: Çırpılmış yumurta sarısı hariç bütün malzemeyi karıştırıp 15 dakika dinlendirin. Ceviz büyüklüğünde parçalar yuvarlayıp, yağlanmış veya yağlı kağıt yayılmış tepsiye dizin. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, tarçın serpin. Önceden ısıtılmış 170 derecelik fırında 25-30 dakika pişirin. 15 dakika dinlendirip servis yapın.

11 Eylül 2009 Cuma

Sebzeli Tavuk Köfte

Halen oturmakta olduğumuz semte taşınalı tam bir yıl oldu ama hala balıkçının, tavukçunun, kasabın iyisi nerededir tam öğrenemedim. Yaz boyunca şu büyük hipermarketlerden tavuk kıyması almak ta mümkün olmadı. Havaların aşırı sıcak olması sebebiyle yapmıyorlarmış, çabuk bozulur diye. En sonunda canıma tak etti, Meleğime tavuk köftesi yapacağım diye tutturdum. Aldım bir miktar kemiksiz tavuk eti, geçirdim rondodan defalarca, kıyma olana kadar ve yaptım yemeğimi. İşte haftalar önce yaptığım, Meleğim için son derece besleyici olan ve tamamen benim uydurduğum bir yemek. Meleğimin güzel olmuş mu diye sorduğumda gülerek “güsel güsel” dediğini de ayrıca belirteyim:)
Malzemeler: 250 gr. tavuk kıyması, 1 orta boy ince rendelenmiş kabak, 1 orta boy ince rendelenmiş havuç, 1 küçük ince rendelenmiş soğan, 3 dolu y.k. galeta unu, 1 ç.k. tuz, 1.ç.k. kimyon, bir kaç tane nane yaprağı
Yapılışı: Tüm malzemeleri derince bir kapta iyice yoğurun. Cevizden biraz büyük parçalar koparıp yuvarlak yassı köfteler yapın. İsterseniz yağsız tavada pişirin. İsterseniz bir borcamı 2 yemek kaşığı zeytinyağı ile yağlayıp köfteleri yerleştirin. Üzerine bir orta boy domates rendeleyip, nane yapraklarını koyun ve önceden 200 derecede ısıtılmış fırında 30 dakika kadar pişirin.
Not: Bu miktarda kıymadan 15 tane orta boy köfte çıkıyor.

25 Ağustos 2009 Salı

Sebzeli Cevizli Kek

İşte geçen Cumartesi günkü tatil sonrası buluşmamız için hemen o sabah uyduruverdiğim kekin tarifi. Hemen hemen bütün tuzlu kek tariflerinin beyaz peynir ve dereotu/maydanozdan oluştuğunu görünce ve değişik bir şey yapmak isteyince ortaya bu tarif çıkıverdi. Bebekler/çocuklar için çok besleyici. Eğer çocuğunuz yoğurt yemeyi seviyorsa yanına çok yakışır ve eğer bebeğiniz 1 yaşın altındaysa ceviz konusunda dikkatli olmanızı öneririm. Ceviz yerine fındık ta koyabilirsiniz.
Malzemeler: 3 yumurta, 1 s.b. susuz yoğurt, ½ s.b. zeytinyağı, 1 büyük ince rendelenmiş patates, 2 orta boy ince rendelenmiş havuç, 1 küçük demet incecik doğranmış maydanoz, 3-4 küçük ve incecik doğranmış taze soğan,1 s.b. rendelenmiş taze kaşar, 1 s.b. ince çekilmiş ceviz, 2 s.b.‘dan 2 parmak eksik tam buğday unu, 1 paket kabartma tozu, 1 ç.k. tuz
Yapılışı: Yumurtaları 2-3 dakika orta hızda çırpın. Yoğurt ve zeytinyağını ekleyip çırpmaya devam edin. Patates ve havuç rendelerini, taze soğanları, maydanozu, kaşar peynirini ve ceviz içini de koyup bir spatula yardımıyla güzelce karıştırın. Son olarak tuz ve kabartma tozuyla karıştırılmış ve elenmiş tam buğday ununu da ekleyin. Normal keklerden çok az daha cıvık olan karışımı yağlanmış kek kalıbına boşaltıp, önceden 150-160 derecede ısıtılmış fırında 50 dakika kadar pişirin. Afiyet olsun! Bebişlerimize yarasın, büyütsün!

Annem der ki!: İçinde patates havuç gibi suyunu bırakan sebzeler bulunan tarifler, fırında uzun sürede ve düşük derecelerde pişirilmelidir.Yoksa içi yapışır ve biraz çiğ kalır.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Haftanın Menüsü - 5

Aşağıdaki fotoğrafı Ayvalık’ta çektim. Barbunyaları kızımla birlikte ayıklamıştık. Tabii ki ayıklama işi bitince yemeği hemen pişirmem mümkün olmadı. Selin’in yaklaşık 10 dakika barbunya taneleriyle oynamasını beklemek zorunda kaldım. Bu haftanın menüsünde yine aynı yemek olunca kızımın yemek hazırlamayı ne kadar ciddiye aldığını (!) siz de görün istedim:)
Pazartesi: Fırında Bezelyeli Köfte, Erişte, Nar Ekşili Roka Salatası
Salı: Tel Şehriyeli Domates Çorbası, Amazon Soslu Tavuk, Patates Salatası
Çarşamba: Karnıyarık, Pilav, Çoban Salata
Perşembe: Fırında Levrek, Cevizli Üzümlü Yeşil Salata
Cuma: Kabak püreli Tavuk Yahnisi, Zeytinyağlı Barbunya, Dereotlu Havuç Salatası
Cumartesi: Kırmızı Biberli Biftek, Bulgur Pilavı, Salata Horiatiki
Pazar: Cevizli Lor Peynirli Makarna, Zetinyağlı Semizotu
Afiyet olsun!

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Annemin Poğaçası

Bugünkü tarif annemin meşhuuur poğaçası. Annem genellikle iç malzemesi olarak peynir kullanır, bazen de içine haşlanmış yumurtanın küçük küçük doğrandığı soğanlı kavrulmuş kıyma koyar. Ben kıymalı içi kışın yemeği seviyorum, yazın biraz ağır gelebiliyor. Peynirli veya patatesli için ise mevsimi yok, ne zaman isterseniz...
Malzemeler: 2 su bardağı eritilmiş margarin, 4 yumurta (2 tanesinin sarısı ayrılıp üzerine sürülecek), 1 su bardağı yoğurt, 1 tatlı kaşığı tuz, 1,5 paket kabartma tozu, aldığı kadar un
Yapılışı: Tüm malzemeleri kenarları yüksek ve geniş bir tepsiye koyun ve kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hamurdan iri bir ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp tezgahın üstünde elinizle açın ve içine arzu ettiğiniz iç malzemesinden koyup kapatın. Üzerlerine daha önce ayırdığınız yumurta sarılarından sürün. Önceden 175-180 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun!

6 Ağustos 2009 Perşembe

Ayvalık’tan Pratik Sebze Yemeği

Onbeş günden fazladır Ayvalık’tayız. Buranın pazarı Ege Bölgesi’ndeki çoğu pazarlar gibi otlarıyla meşhur. Buraya varışımızdan sonraki perşembe günü pazara gidip kendimi kaybederek her türlü ot, sebze ve meyve alıp, eve dönünce koca buzdolabına yerleştirmeye çalışırken aldıklarımın epey bir miktarına yer bulamadığımı farkedince “galiba biraz abartmışım” diyebildim, ancak. Nedense sebzelerin en dayanıksızı olduğu halde fasulye, börülce, barbunya vd. daha önce yapıp en sona semizotunu bırakmışım. İnanılmaz olanı buzdolabında epeyce beklemiş olmasına rağmen sadece 2-3 sapını atıp geri kalanını kullanabildim. Yine sanırım küçük olduklarından hemen görememişim, dolabın bir köşesinde kalmış kabakları ve dereotunu da bulunca aşağıdaki uydurma yemek çıktı ortaya. Yaz mevsimini tam da bu yüzden seviyorum. Her ot, her sebze birbiriyle müthiş bir uyum içinde pişebiliyorlar. Meyve çeşidi ve bolluğu da bir başka tabii...
Malzemeler: 6-7 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 orta boy soğan, 2 orta boy domates,1 küçük bağ semizotu, 5-6 tane küçük kabak, 1 demet dereotu, 2 küçük patates, tuz.
Yapılışı: Zeytinyağında ince doğranmış soğanları sarartın. Rendelenmiş domatesleri ekleyin. Küçük doğranmış kabakları ve semizotunu da ilave edin. Kaynayıncaya kadar harlı ateşte sonrasında kısık ateşte hiç su eklemeden yemeği pişmeye bırakın. Hem kabak hem de semizotu çabuk piştiğinden yaklaşık 5-6 dakika sonra küçük doğranmış patatesleri, ince doğranmış dereotunu ve tuzu ekleyin. Patatesler pişince servise hazır demektir. Hem soğuk hem sıcak servis edebilir, bebeğinize de tuz koymadan yedirebilirsiniz. Afiyet olsun!

31 Temmuz 2009 Cuma

Limonlu Bisküvi Pastası

Bu dönemin yemek etkinliğinin başlığı yanda da gördüğünüz üzere, “Ye 47: Soğuk İkramlar”. Ben de bu başlığa uygun olarak etkinliğe, geçen cumartesi günü çaya davet ettiğimiz yazlık komşularımız için hazırladığım ve fotoğrafını çekmeyi ancak büyük bölümünü yiyip bitirdikten sonra hatırladığım Limonlu Bisküvi Pastasıyla ve daha önce blogumda tarifilerini verdiğim Kakaolu Çilekli Rokoko ve aşağıdaki tarifin portakallı versiyonuyla katılmaya karar verdim.
Bu tarif sevgili Selma Yengeme ait. Orijinal tarifte biraz daha fazla su ve şeker, ve bir de servisten önce mutlaka krem şanti kullanılıyor. Ben limonlu bütün tariflere bayılırım. Hem limonun ekşi tadı kaybolmasın hem de fazla şeker kullanmak istemediğimden şekerini biraz eksik koyuyorum. Limonları da en sulularından seçiyorum. Bir de bu pastayı ikramdan önceki gün yapıp bir gece buzlukta bekletiyorum. Sabahtan buzdolabına indirip havanın sıcaklığına göre önceden veya en son ortaya çıkarıyorum. Daha henüz beğenmeyen ve tarifini istemeyen biri çıkmadı:)
Malzemeler: Rendelenmiş 2 adet limon kabuğu, aynı limonların suyu, 1 su bardağından 2 parmak eksik toz şeker, 3 çorba kaşığı buğday nişastası, 1 paket vanilya, çok az yağ, 1 yumurta, 3 su bardağı soğuk su, 1 paket pötibör bisküvi.
Yapılışı: Yumurtayı çırpın ve şeker ilave ederek çırpmaya devam edin. Su, yağ ve bisküvi hariç bütün malzemeleri karıştırın. 3 su bardağı suyu azar azar yedirin ve karışımı ateşe koyun. Karışım piştikten sonra yağı ekleyin ve altını kapatın. Ilınıncaya kadar bekleyin ve önceden kırılmış pötibör bisküvileri ilave edip dikkatlice karıştırın. Karışımı su ile ıslatılmış kalıba dökün ve buzdolabına koyun. Servisten önce kalıptan çıkarın. Üzerini arzuya göre krem şantiyle veya benim tercih ettiğim gibi nane yapraklarıyla süsleyin. Afiyet olsun!

24 Temmuz 2009 Cuma

Çiğdem’in Portakallı Sürprizli Keki

Diğer blogumda da yazdığım gibi arayı hızla kapacağıma söz vererek, Nisan ayından beri yayınlanmayı bekleyen bir tarifle, halen tatilimizi geçirmekte olduğumuz Ayvalık’tan herkese ‘Merhaba’ diyorum.
Efendim, taa Nisan ayında bir pazar günü Meleğimin ortalığa saçılmış kitaplarını toplarken bir yandan da çayın yanına ne yapsam diye düşünüyordum. En kolay yapılan şey olduğundan aklım hep kek tariflerine gidiyordu tabii ama yok elmalısı, yok muzlusu, yok kakaolusu derken neredeyse hepsini yapmış ve değişik bir tarif aramaktan yorulmuştum. Tam o sırada topladığım kitaplardan birinin açık duran sayfasında portakal resmini gördüm, buzdolabındaki sıkma portakalları da hatırlayınca aşağıdaki tarifi uydurdum ve içine bir de bitter sürpriz kondurdum.
Malzemeler: 3 yumurta, 1 su bardağından 1 parmak eksik toz şeker, 1 portakalın kabuğunun rendesi, 2 portakalın suyu (yaklaşık 1 su bardağı kadar olmalı), ½ çay bardağı sıvıyağ, 1 paket kabartma tozu, 2+ ½ su bardağı un, 100 gr. bitter çikolata
Yapılışı: Portakalın kabuğunu rendeleyin ve sularını sıkın. Bir kapta önce yumurtaları, 1-2 dakika sonra şekeri ekleyerek yaklaşık 3-4 dakika daha çırpın. Portakal suyunu, rendesini ve sıvı yağı ilave edin. Kabartma tozuyla karıştırılmış ve elenmiş unu azar azar ekleyin. Karışımın yarısını yağladığınız kek kalıbına boşaltın. Kalıptaki karışımın üzerine küçük küçük kesilmiş bitter çikolata parçalarını serpin. Kalan karışımı çikolataların üzerini kapatacak şekilde kalıba dökün. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırınınızın fanlı programında 35-40 dk. kadar pişirin. Afiyet olsun!

23 Haziran 2009 Salı

Sütlü Çilekli İrmik Tatlısı

Geçen hafta yine kendimi tutamayarak biraz fazla çilek almışım. 2-3 gün yedikten sonra baktım biraz mayışıyorlar, miktarı da reçel yapacak kadar değil, hemen ocağa koyup kısık ateşte kendi suyuyla pişirdim çilekleri. Hiç şeker filan ilave etmeden. Biraz ılınınca blendır’dan (yok mudur bunun parçalayıcı/karıştırıcı dışında Türkçesi?) geçirip püre haline getirdim. Aynı gün Meleğime şekeri mümkün olduğunca azaltılmış annemin sütlü irmik tatlısından yapmaya karar verince bir kenarda soğumakta olan çilek püresini de tarife katıvereyim, dedim. Kalan püreyi de bir kavanoza koyup buzdolabına kaldırdım. Bir gün önce yaptığım bebe bisküvilerinden bir kaç tanesini rondodan geçirip çekilmiş cevizle karıştırdım ve tatlının sade kısmıyla çilekli katı arasına koydum. Bebeğinize verirken alerji durumunu gözönünde bulundurarak üzerine antep fıstığı koymadan da verebilirsiniz. Hem bebekler hem büyükler için de ev yapımı bir top dondurmayla servis edebilirsiniz, çok yakışır.
Malzemeler: ½ kg. organik süt, 4-5 silme yemek kaşığı toz şeker, 4 yemek kaşığı irmik, ½ tatlı kaşığı tereyağ, 7-8 yemek kaşığı pişmiş çilek püresi, 4-5 yemek kaşığı çekilmiş ceviz.
Yapılışı: İrmiği 15-20 dakika önceden biraz sütle ıslatıp, yumuşatın. Süte şeker koyup erimesini sağlayın. Süt şekerle pişerken irmiği ağır ağır tencereye boşaltın. Kokusundaki çiğlik gidene kadar iyice pişirin. Tereyağını koyun, karıştırın ve altını kapatın. İrmiğin yapışmasını önlemek için borcamı veya kaseyi suyla ıslatın. Bir miktar irmik koyup arasına ceviz koyun. Kalan irmik tatlısına çilek püresini ilave edin, karıştırın ve cevizlerin üstüne dökün. Ilınınca buzdolabına koyup 3-4 saat bekletin. Servis yapmadan önce arzuya göre üstüne ceviz, antep fıstığı veya dondurma koyun. Afiyet olsun!

18 Haziran 2009 Perşembe

Kepekli Makarna (Lor, Ceviz ve Kuru Domates Destekli)

Eşimin şehir dışında olmasını fırsat bilerek, yan tarafta logosunu gördüğünüz Ye 46: Makarna Etkinliği'ne önceki etkinliklerde olduğu gibi son dakikada katılmış olmamak için dün akşam makarna yaptım. Böylelikle hem etkinlik için yemek yapmış oldum, hem de normal makarnayı çok sevdiği halde kepekli makarnadan hiç haz etmeyen eşim yüzünden altı aydan fazla bir süredir erzak kutusunda bekleyen, son kullanım tarihine bir ay kalmış kepekli makarnayı pişirebildim. Meleğim ilk kez yedi ve çok beğendi. Makarnanın yapılışında bir numara yok. Bildiğiniz gibi kaynayan suya biraz tuz, makarna yapışmasın diye biraz yağ koyup seçtiğiniz makarnayı da döküp paketin üstüne yazan süre kadar bekliyorsunuz. Kepekli makarna normal makarnalardan biraz daha geç piştiği için süre azıcık uzuyor. Makarnanın üzerine koyduğum karışım ise tamamen benim tercihlerimi yansıtıyor çünkü ben uydurdum. Tarif 2 kişilik.
Malzemeler: 1 paket (250 gr.) kepekli makarna, 7-8 yemek kaşığı tuzsuz lor peyniri, 2 dolu yemek kaşığı çekilmiş ceviz, 2 avuç incecik doğranmış taze nane ve maydanoz, 8-10 tane küçük doğranmış kuru domates, 1 yemek kaşığı kadar zeytinyağı.
Yapılışı: Makarnaları kaynayan suya atarken kuru domatesleri de bir tasın içinde sıcak suya koyun. Domatesler yumuşarken diğer tüm malzemeleri karıştırın. Makarna piştiğinde kuru domatesleri de sudan çıkarıp küçük küçük doğrayın. Makarnanın üzerine peynirli karışımı, üstüne de artık ıslanmış olan:) ‘kuru’ domatesleri koyun. Halis muhlis Ayvalık zeytinyağını da üzerinde şööyle bir gezdirin. Afiyet olsun!

Notlar: 1. Makarnanın piştiği suyu sakın dökmeyin. Kavanozda saklayıp ertesi gün çorba yaparken kullanabilir veya yemeğinize koyabilirsiniz.
2. Eğer peynirli karışım fazla gelirse bir cam kavanoza koyup buzdolabında bir kaç gün saklayabilir, tuzlu kek veya çörek içine koyabilirsiniz.

16 Haziran 2009 Salı

Kayık Köfte

Geçen akşam, yapıp buzlukta saklaması ve gerektiğinde çıkarıp tavada pişirmesi çok kolay olduğundan neredeyse sürekli yaptığım cız bız köfteden gına geldiğini fark ettim. Başka ne yapabilirim diye düşündüm ve aklıma buzluktaki dondurulmuş garnitür paketi geldi. Hafiften yumuşamaya başlamış 2 büyük domates de bulunca, “köftelere kayık şekli verip içine şu garnitürden koyayım, üzerine de domatesleri rendeleyeyim. Bakalım ne olacak?” dedim, fotoğraftaki gibi bir şey oldu. Lezzeti konusunda köfte aşığı eşimin 5 tane (yazıyla beş) yediğini yazsam başka bir şey demeye gerek kalmaz sanırım. Ben 1 kg. kıymadan dikdörtgen borcama 8 tane sığdırabildim, kalanını da yine cız bız köfte yapıp, tavada kızarttım ve buzdolabına kaldırdım. Sabahlara kadar çalışan eşim çok mutlu oldu tabii:)
Malzemeler: 1 kg. köftelik kıyma, 1 yumurta, 1 adet küçücük doğranmış orta boy soğan, 5-6 yemek kaşığı ufalanmış ekmek içi, 1 yemek kaşığı sirke, 1 tepeleme çay kaşığı kimyon, tuz, ½ çay kaşığı karabiber, içi ve üstü için: 250 gr. dondurulmuş garnitür, 2 büyük rendelenmiş domates, ½ çay bardağı su, 1 tatlı kışığı kekik, 1 çimdik tuz, 1 yemek kaşığı zeytinyağı
Yapılışı: Kıyma, yumurta, soğan, ekmek içi, sirke, kimyon, tuz ve karabiberi bir tasa alıp iyice yoğurun. Yoğrulmuş kıymadan 2-3 ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizde kayık şekli verin ve yağlanmış borcama dizin. Üzerine dondurulmuş garnitürü koyun. Üzerine ayrı bir tasta karıştırdığınız domates rendesi, zeytinyağı, su, kekik, tuz karışımını dökün. Önceden 200 derecede ısıtılmış fırında yaklaşık 50 dakika pişirin. Afiyet olsun!

14 Haziran 2009 Pazar

Susamlı Peynirli Kek

Bir önceki yazının konusu olan çilekli ve çikolatalı rokokonun yanında misafirlerime sunduğum ikramlardan bir diğeri de kağıt üzerinde değişikmiş gibi duran, yapımı kolay, görüntüsü güzel ama yedikten sonra fazla sade bulduğum bu tuzlu kekti. Misafirlerim yabancı olmadığı için onların da görüşlerini aldım, aynı şeyi söylediler. Ertesi gün Beypazarı’na giderken bebişlerimiz Selin’le Mira yolda yerler diye bir kaç dilim aldım yanıma. Kahvaltı ederken fikrini almak üzere Banu’ya da tattırdım. O da aynı şeyi söyledi, ‘sanki bir şey eksik gibi, fazla sade’. Bize çok sade gelen bu keki bebişlerimizin çok beğendiğini de belirteyim. Bence bir yaşın üstündeki bebişlere /çocuklara gayet uygun, besleyici bir kek olduğunu da söylebilirim.
Tarif Hürriyet Gazetesi’nin yurtdışı baskısıyla birlikte verilen ‘Sahrap Soysal ile Süper Ziyafet’ ekinden. Yurtdışında yaşadığımız yıllarda mutfağa meraklı olduğumu gören canlarım, kayınvalidem ve kayınpederim, her salı günü gazeteyle birlikte verilen bu ekleri benim için biriktirmişlerdi. Ben de Türkiye’ye dönerken hepsini aldım getirdim tabii. Sonradan bu eklerdeki tariflerin büyük çoğunluğunun aynı gazetenin Türkiye baskısındaki yemek köşesinde yayınlandığını fark ettim. Hatta bazen tek bir tarifin bir kaç ay arayla ama farklı isimlerle, noktasına virgülüne kadar aynı şekilde yayınlandığını da gördüm. Ne demeli bilemiyorum.
Tarife dönecek olursak, adam başı birer dilimden 8-10 kişilik. Bir ara bu tarifi ya daha karakterli bir peynirle ya da kuru kekik, fesleğen gibi otlarla yapmayı düşünüyorum.
Malzemeler: 4 yumurta, ½ su bardağı sıvıyağ, ½ su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri (tost kaşarı veya taze kaşar), 1 su bardağı süt, 2 yemek kaşığı susam, 1 paket kabartma tozu, 2 su bardağı un
Yapılışı: Oda sıcaklığındaki yumurtaları ve ve sıvıyağı mikserin yüksek devriyle 2-3 dakika çırpın. Süt ve rende kaşarı da ekleyip çırpmaya devam edin. Kabartma tozuyla karıştırılmış unu sütlü karışıma ilav edin ve karıştırın. En son susamı da ekleyin. Akıcı kek hamurunu, yağlanmış orta büyüklükte kek kalıbına dökün. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişirin. Afiyet olsun!

13 Haziran 2009 Cumartesi

Çilekli ve Çikolatalı Rokoko

Bugünkü tarifimiz Mayıs 2007 tarihli Lezzet Dergisi’nden. Sıcak yaz günleri için harika bir ikram. Üstelik yapımı da gayet kolay. Ankara’da yaşayan tek akrabam olan yengem ve yakın bir aile dostumuz güle güle otur gezmesine -taşınalı neredeyse bir yıl olacak- geldiler, yaklaşık bir ay kadar önce. O günlerde Ankara’da hava sıcaklığı aynen bugünlerde olduğu gibi 30 derecelerde seyrediyordu ve ben aylardır bir türlü elimin varamadığı yemek kitaplarımı, dergilerimi, notlarımı düzenliyordum ki, bu dergiyi gördüm. Bir gün önce de heveslenip çilek almıştım. Derginin bu sayısının özel olarak çilekli tariflere ayrıldığını görünce sayfaları hızlıca karıştırıverdim ve hemen bu tarife takıldı gözüm. Misafirlerimin tadar tatmaz hemen tarifini istemelerinden de anladım ki çok doğru bir seçim yapmışım. Ben tarifteki gibi dikdörtgen değil kare borcam kullandım kalıp olarak. Biraz ince oldu, dilimleri geniş kestim. Bir dahaki sefere 10x30 cm.lik baton kek kalıbını kullanacağım. Dergideki fotoğrafta dilimler baton pastaymış gibi duruyordu.
Neyse, tarif 8 kişilik ve dergiye göre hazırlaması 20 dakika sürüyor. Bence tüm malzemeler elinizin altında hazırsa, mesela çilekler yıkanmış, ayıklanmış ince ince doğranmışsa, önceden çekilmiş fındık varsa, limon kabuğu ya da çikolata rendelenmişse 20 dakika yeterli tabii. Ama bütün bunları mutfakta tek başınıza yapıyorsanız ve ayağınızın altında, elinize aldığınız her şeyi tutmak ve tadına bakmak isteyen şahane bir meraklı minik varsa hazırlama süresini derhal iki katına çıkartın, bence. Tecrübeyle sabittir:)
Malzemeler: 1,5 su bardağı krema, 2 paket vanilya, 2 paket kakaolu bisküvi, 2 yemek kaşığı pudra şekeri, 1 yemek kaşığı limon suyu, 1 su bardağı iri çekilmiş fındık, 1 su abrdağı kuru üzüm, 1 limonun rendelenmiş kabuğu, 3 yemek kaşığı kakao, 150 gr. çilek, 100 gr. rendelenmiş bitter çikolata
Üzeri için: 400 gr.çilek, 1 tatlı kaşığı nişasta, 2 yemek kaşığı toz şeker, 2 yemek kaşığı rendelenmiş sütlü çikolata.
Yapılışı: Bisküvileri robotta un haline getirene kadar ezin. 150 gr. çileği temizleyip ince ince dilimleyin. Çilek hariç bütün malzemeleri, önce kuru sonra sıvı malzemeler olmak üzere çukur bir kapta karıştırın. Düzgün bir hamur elde edene kadar yoğurun. Bisküvi hamurunun yarısını folyoyla kaplı dikdörgen bir fırın kalıbına döküp yayın. Üzerini çilek dilimleriyle kaplayıp kalan hamuru da üzerine dökün ve yayın. Bir gece buzlukta bekletin. Üzeri için temizlediğiniz çilekleri blendırda püre haline getirip, çikolata hariç diğer malzemeleri ekleyin. 3-4 dakika karıştırarak pişirin. Soğumaya bırakın. Rokokoyu buzluktan çıkarıp servis tabağına alın. Üzerine çilek püresini sürüp 20 dakika daha buzdolabında bekletin. Üzerini çikolata ve nane yapraklarıyla süsleyin. Afiyet olsun!

4 Haziran 2009 Perşembe

Patatesli Pirinçli Ispanak Yemeği

Son günlerde Montessori e-grubundan bir kaç arkadaş bebeklerine sebze yedirebilmek için değişik tarifler arıyordu. Onlara tarifler için blogumu adres göstereyim diye düşünürken uzun zamandır bebekler için yemek tarifi yazmadığımı ve blogun bu başlığının biraz zayıf kaldığını fark ettim. Sabah ilk işim fotoğrafı olup ta tarifini bilgisayara aktarmadığım, kendi uydurduğum ama herkesin aklına gelip te muhtemelen tarif diye bir kenara kaydetmediği bu yemeği yazmak –ki pişireli yaklaşık iki ay oldu, ikinci işim de bir sonraki yazının konusu olan tamamen kendime ait yine ıspanaklı bir yemek yapmaktı. Bebeğim bu yemeği çok sevmişti ve ayıla bayıla yedi. Zaten sebzelerle arası çok iyidir. Yemeğe konulacak suyun yarıya yakını bir gece önce haşladığım tavuğun suyuydu ve bence yemeğe lezzet kattı. Tarif benim kızımın yeme kapasitesine göre 2 porsiyonluk.
Malzemeler: 2 yemek kaşığı zeytinyağı, ½ incecik doğranmış küçük soğan, 200 gr. ince doğranmış dondurulmuş veya taze ıspanak, 1 orta boy rendelenmiş patates, 2 yemek kaşığı pirinç, 1+ ¼ su bardağı su (et veya tavuk suyu ilave edebilirsiniz), 1 çimdik tuz, 1 çimdik kimyon
Yapılışı: Soğanı zeytinyağında biraz sarartın, rendelenmiş patatesleri ekleyip sarartmaya devam edin. Ispanağı koyup şöyle bir çevirin. Pirinci ve suyunu ilave edin. Pirinçler pişene kadar (yaklaşık 15-20 dakika) orta ateşte pişirin.
Tüm bebişlere afiyet olsun, yarasın, büyütsün!

31 Mayıs 2009 Pazar

Muzlu Pekmezli Bebek Bisküvisi

Cuma akşamı dünkü ODTÜ açık hava bebekler buluşması için internetten bulabildiğim bütün bebek bisküvisi tariflerini inceledikten sonra “bebeğim ne yesin” sayfasında gördüğüm tarifi kendime göre değiştirip 2 ölçü olacak şekilde yaptım. Fotoğrafta gördüğünüz kurabiye kalıplarıyla 40 tane oldu. Gece gece denediğimde yumuşacıktı ve kurabiye, kek gibi tariflerde fazla tatlıyı sevmeyen damağıma göre tadı çok yerindeydi. Bebişler de pek beğendiler hatta bazıları yürürken ya da oynarken bile ellerinden bırakmadılar. Günün sonunda kurabiyeler bitmişti.
Bazı pekmezler daha yoğun bazıları daha akıcı oluyorlar. Benimkisi sevgili Neslihan’ın alıp getirdiği AOÇ’nin üzüm pekmeziydi ve biraz akıcıydı. Bu yüzden unu koyarken kaşık kaşık koymanızı tavsiye ederim. Orijinal tarifteki uyarıları yinelemekte fayda var: Hamuru çok ince açmayın ve bisküvileri çok pişirmeyin. Pişip soğuduklarında çok sert olurlar.
Malzemeler: 26 tepeleme yemek kaşığı tam buğday unu, 2 adet oda sıcaklığında yumurta, 2 adet orta boy muz, 125 gr. oda sıcaklığında tereyağı, 1+ 1 çay bardağından 2 parmak eksik üzüm pekmezi.
Yapılışı: Bütün malzemeyi karıştırıp iyice yoğurun. Kolaylık olması için muzu önceden çatalla ezin. Hamur pürüzsüz olmalı. Unlanmış bir merdaneyle (merdaneniz yoksa cam şişe kullanabilirsiniz) hamuru bir parmak kalınlığında açın ve ister şekilli kalıplarla ister çay bardağıyla yuvarlak kurabiyeler kesip yağlanmış veya yağlı kağıtla kaplanmış tepsiye yerleştirin. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin. Afiyet olsun!

26 Mayıs 2009 Salı

Magnum Ama Nasıl?

Epey zamandır "Ye 45: Dondurma" etkinliği için değişik ne yapabilirim diye düşünüyordum. Dün akşam buzluğun derinliklerinde bir tane Magnum keşfettim. Biz hiç almadığımız ve yemediğimiz için çok şaşırdım tabii. Sonra ablamların taşınmama yardım etmek için geldiklerinde aldıklarını hatırladım. Ne zaman taşındın diye sakın sormayın:) Elimde kahve fincanımla, masanın üzerinde, paketin ağzı açık kaldığı için hafiften yumuşamış Eti Pötibör çifte kavrulmuş bisküvileri görünce yeni bir şey denemeye karar verdim. Bu tarifte dikkat edilmesi gereken nokta magnumun tamamen erimemesi, sadece biraz yumuşamalı. Eriyip yeniden dondurulan dondurmaların bakteri ürettiklerini unutmayın! Bir de yazmadan edemeyeceğim, bu tarifin gerçek dondurmayla yapılması halinde çok daha lezzetli olacağını düşünüyorum. Biz bu tür ürünleri yerken margarin mi yoksa dondurmamı yiyoruz, hiç anlayamıyoruz. Bu yüzden de böyle şeyleri hiç almıyoruz. Bence Magnum bu haliyle daha bir yenilebilir olmuş. Tarif 2 kişilik.
Malzemeler: 1 adet Magnum Klasik, 7-8 tane bisküvi, 1 dolu avuç ceviz içi, 3 yemek kaşığı şekersiz filtre kahve, üzeri için 1 yemek kaşığı kadar rendelenmiş bitter çikolata
Yapılışı: Yayvan bir kabın içine magnumu koyup biraz yumuşamasını beklerken, robotta ceviz içi ve bisküvileri un haline getirin ve bir tasa boşaltın. Üzerine kahveyi koyun, karıştırın ve bu karışımı bir kaşık yardımıyla magnumla karıştırın ve donmaya müsait bir kabı önce su ile çalkalayıp karışımı bu kaba koyun ve buzluğa kaldırın. Servisten önce üzerine rendelenmiş bitter çikolata serpin. Afiyet olsun!

21 Mayıs 2009 Perşembe

Kekikli Portakallı Çörek

Hafta başından arkadaşlarla cumartesi günü bebişlerimizi Hayvanat Bahçesi’ne götürelim diye görüşüp hızlıca karar vermiştik ama hangimizin ne yapıp getireceğine karar vermek için epey bir mail trafiği yarattık aramızda. Benim payıma tuzlu bir şeyler yapmak düştü. Bebişler dolaşırken ellerinde tutup rahat yesinler diye çörek yapayım, dedim. Tariflere baktım baktım, o an hiç birini beğenmedim ve en sonunda mecburen gecenin bir vakti kafamdan bir çörek uyduruverdim. Meleğim uyku arasında uyanıp su istemeseydi, hamuru 20 dakika kadar dinlendirmek zorunda kalmayacaktım ama sonradan hamurun çok iyi toparlandığını görünce bazı çörek tariflerindeki dinlendirme aşamasını hatırlayıp ‘demek ki gerekliymiş bu’, dedim kendi kendime. En son fırından çıkarmadan önce ‘ay çok açık renk kaldı bunlar, azıcık rengi dönsün bari’ deyip fırını fanlı programa çevirmeseydim sanırım çok daha yumuşak olacaklardı. Gerçi arkadaşlara göre güzel olmuştu galiba ki “bloga koyacaksın dii mi bu tarifi” diye sordular. Adam başı ikişer çörekten 8-10 kişilik.
Malzemeler: 2 yumurta, ½ su bardağı suyu alınmış koyu yoğurt, 100 gr. yumuşak margarin, 1 portakalın suyu ve aynı portakalın kabuğunun rendesi, 2 tatlı kaşığı kuru kekik, 125 gr. ezilmiş beyaz peynir, 1 paket kabartma tozu, aldığı kadar un.
Yapılışı: Yumuşamış margarini, oda sıcaklığındaki yumurtaları, yoğurdu, peyniri, portakal suyu ve kabuğunu derin bir yoğurma kabına koyun. Üzerine kekiği ekleyin. Kabartma tozuyla karıştırılmış ve elenmiş unu azar azar koyun. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hamurun elinize yapışmaması gerek. Üzerini nemli bir bezle kapatıp ılık bir yerde 20 dakika kadar dinlendirin. Hamurdan şöyle ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp yuvarlayın. Yağlı kağıt koyduğunuz veya yağladığınız tepsiye kabarma paylarını da düşünerek biraz aralıklı dizin. Önceden 175-180 derecede ısıttığınız fırında 35-40 dakika pişirin. Üzerine yumurta sürülmediği için üstü kavrulmuyor ve biraz açık renk kalıyor. Sakın benim gibi yapmayın ve fırını fanlı programa çevirmeyin. Afiyet olsun!

15 Mayıs 2009 Cuma

Pakize Barışta’dan Fırında Somon Balığı

Bugünkü balık tarifi Pakize Barışta’ya ait. İnternette yayınlanmaya başladığından beri takip ettiğim gazetem.net’in kurucularından olan Pakize Barışta’nın edebiyat ve felsefe yazılarının yanı sıra aynı sitede verdiği tarifler de çok güzel. Şimdiye kadar denediğim tüm tarifleri gayet iyi sonuçlandı. Sanırım O’da benim gibi mutfakta bir şeyler pişirerek vakit geçirmeyi seviyor. Bu tarifte mutlaka yerli somon da denilen Deniz Alası kullanmak gerekli. Norveç somonlarıyla yapınca aynı tadı bulamadığını yazmış, Barışta. Bence yemeğin tüm özelliği sosunda. Hem pratik hem çok lezzetli. Biz iki gün önce ayıla bayıla yedik. Ertesi gün iş günü diye sarımsak koymadım. Yine de çok güzel oldu.
Deniz Alası somon balığı kadar yağlı değil. Bu yüzden yedikten sonra ağır gelmiyor insana. Rengi de sanırım bu yüzden biraz daha açık. Okuduğum kadarıyla Omega3 açısından da neredeyse aynı değerdeler. Ben 1,300 gr. gelen bir balığı 4 parça fileto yaptırdım. Fileto haline gelince 900 gr.-1 kg.’a düştü ağırlığı. Bizim gibi balığı çok seven 2,5 kişilik bir aileye de ziyadesiyle yetti. Meleğim önündeki balık parçaları bittikçe çığlıklar atıp uyardı bizi, nerede kaldı balığım? diye. Son günlerde saray gelini olmaktan vazgeçip elle yemek yemenin tadına varmaya başladı da...
Malzemeler:1 adet filetosu çıkarılmış, iki veya dört parçaya ayrılmış Deniz Alası balığı, 2 adet ince rendelenmiş büyük havuç, 3 adet büyük boy soyulmuş rendelenmiş domates, 4 diş sarımsak rendesi, tuz, karabiber, 2 yemek kaşığı zeytinyağ.
Yapılışı: İki büyük parça balık için uygun boydaki bir fırın kabının içine rendelenmiş havuç ve rendelenmiş domatesi, tuz, biber ve rendelenmiş sarımsakla birlikte karıştırarak döşeyin. Üzerine tuzlanıp biberlenmiş balık filetolarını gömün. Filetoların üzerinde iki yemek kaşığı zeytinyağını gezdirin ve yüksek derecede (elektrikli ise 225 derecede) ısıtılmış fırının orta gözündeki tepsiye yerleştirin. 20 dakika pişirin. Fırınınızın gücüne göre bu süreyi 30 dakikaya çıkarabilirsiniz. Afiyet olsun!

10 Mayıs 2009 Pazar

Çiğdem’in Kakaolu Kayısı Püreli Keki

İki hafta önce pazartesi öğlene doğru arkadaşım Gülüş’le konuşup kızımla onlara gitmeye karar verince hemen uyduruverdim bu tarifi. Bilhassa Gülüş’ün hızla büyüyen sevimli oğlu Barış’ı düşünerek yaptım keki ama Gülüş’ün ikinci bebeğine hamile olduğunu ve ilk üç ay üç kilo alınca azıcık dikkat etmeye başladığını unutuvermişim. O da biz gidiyoruz diye güzel şeyler yapmış, almış. Ayrılırken, 'evde çok şey oldu' deyip kekin yarısını elime tutuşturdu. Böylelikle eşimin de fikrini alma şansım oldu. Nasıl olmuş diye sormama gerek bile kalmadı çünkü ertesi güne kek te kalmadı. Eve dönüp tarifimi kayda geçirirken bir de internete baktım. Bulabildiğim tariflerin hemen hepsi kuru kayısıların küçük küçük doğranmasıyla, bana çok gelen yumurta sayısı ve sıvıyağ miktarıyla birbirine çok benziyordu.
Keki yaparken bazen kahvaltıda marmelat yerine yediğim ve hiç şeker koymadan yaptığım kayısı püresini kullanayım, dedim. Kakaoyla birbirlerine çok yakıştılar. İnsanın elinin altında kurabiyelere, keklere kullanmak ya da benim gibi marmelat niyetine yemek üzere böyle meyve pürelerinin olması çok işe yarıyor. Ben 10x30 cm.lik kek kalıbını tercih ettim ama çapı 20 cm. olan yuvarlak kek kalıbı da kullanabilirsiniz. Tarif adam başı birer dilimden hesaplanırsa 8-10 kişilik.
Malzemeler: 3 yumurta, 1 su bardağından 2 parmak eksik toz şeker, 2 yemek kaşığı kakao, ½ su bardağı çekilmiş ceviz veya fındık, ½ çay bardağı süt, ½ subardağı sıvıyağ, 1 paket kabartma tozu, 2 su bardağı un, ½ su bardağı kayısı püresi, 80-100 gr. küçük doğranmış bitter çikolata.
Yapılışı: Yumurtaları önce 1-2 dakika, şekeri ekledikten sonra 3-4 dakika daha çırpın. Ardından süt, sıvıyağ, kakao, fındık, kabartma tozuyla karıştırılmış, elenmiş unu ekleyin. Karışımın yarısını yağladığınız kek kalıbına dökün. Daha önceden haşlayıp püre haline getirdiğiniz kayısıları karışımın üzerini tamamen kaplayacak şekilde yayın. Pürenin üzerine küçük küçük doğradığınız bitter çikolatayı serpiştirin. Kalan karışımı kalıbın içine kayısı püresinin üzerini kapatacak şekilde dökün. 170 derecede önceden ısıttığınız fırının fanlı programında 30-35 dakika pişirin. Afiyet olsun!
Not: Meleğim peklik çektiğinde, kayısı püresini ya kahvaltısına ya da akşam üzeri yediği meyve karışımına ekliyorum ve çok kısa sürede sonuç alıyorum.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Patlıcanlı Enginar

Beni bahar geldiğine en iyi ikna eden tarif budur. Közlenmiş patlıcanın ve enginarın müthiş uyumu. Bu şahane Ege yemeği, Komili’nin üzerinde hangi tarihte basıldığına dair hiçbir bilginin yer almadığı Ege Lezzetleri başlıklı kitabından. İnternetteki kitapçılardan araştırdığımda künyesinden öğrenebildiğim kadarıyla 200 yılında Komili tarafından basılmış ama ISBN numarası yok ve tükenmiş. Sanırım özel basım. Kitaptaki tariflerin tamamı Gökçen Adar’a, yemek fotoğrafları Serdar Tanyeli’ne ait. Editörü de Nurettin Çelik.
Kitapta patlıcanların közlenmesi epey uzun anlatılmış. Ben işin kolayına kaçarak hazır közlenmiş patlıcan ve enginar konservesi kullandım. Daha önce konserveden yaptığım zeytinyağlı enginar yemeğini misafirlerim çok beğenmişti. Peki, tamam, bir kaç değişik yemekten sonra o tarifi de yazarım. Tarifin orijinalinde közlenmiş patlıcana krema ekleniyordu, ben koymadım. İsterseniz patlıcan karışımına 1 çay bardağı rende tulum peyniri veya kaşar katabilirsiniz. Evde kapari turşusu yoksa üzülmeyin, koymamanız tarifi bozmaz. Kırmızı biber miktarını da arzuya göre değiştirebilirsiniz. Benim acı bibere alerjim olduğum için her bir enginarın üzerine birer çimdik koydum. Tarifte doğal olarak patlıcana ayrı, enginara ayrı Komili zeytinyağı kullanılmış. Ben her ikisine de geçen yaz Cunda’dan aldığım halis muhlis Ada Zeytinyağı’nı kullandım. İlla da patlıcanı kendim közlerim diye ısrar edenlere, 1 kg. patlıcana ihtiyacınız olacak diyerek malzemelere geçiyorum. Tarif kişi başına bir enginar çanağından hesaplarsak 8 kişilik.
Malzemeler: 1 kavanoz közlenmiş patlıcan veya 1 kg. közlenmeyi bekleyen patlıcan, 2 kahve fincanı sızma zeytinyağı, 1 kahve fincanı limon suyu, 1 tatlı kaşığı tuz, 200 gr. krema (arzuya göre), 8 adet enginar, 8-10 adet taze soğan, 1,5 çay bardağı riviera zeytinyağı, 3-5 sap dereotu veya nane, 8 kahve kaşığı kebere yani kapari turşusu, 1 kahve kaşığı kırmızı pul biber
Yapılışı: Zeytinyağı ve limon suyunu çukur bir kapta karıştırın. Közlenmiş patlıcanlara ekleyin. Tuz ve arzuya göre kremayı katıp karıştırın ve karışımı buzdolabında 2-3 saat soğutun. Enginarları limonla ovup tuzlu, limonlu suyun içinde bekletin. Diğer taraftan ince kıyılmış taze soğanları tencerede zeytinyağı ilavesiyle orta ateşte sürekli karıştırarak öldürün. Üzerine enginarları, ½ kahve fincanı limon suyunu, 1 tatlı kaşığı tuzu ve enginarların seviyesine kadar suyu ekleyin. Tencereyi kapağı kapalı olarak kaynamaya bırakın. Kaynadıktan 5 dakika sonra ocağın altını kısıp pişirmeye devam edin. Enginarlar yumuşayınca pişmiş demektir. Enginarları servis kabına alırken üzerine yapışmış olan soğanları temizleyin. Tenceredeki suyu süzüp enginarların üzerinde gezdirin. Patlıcan ezmeyi enginar çanaklarına bölüştürün, düzgün şekil verin. Üzerlerini 3-4 dereotu veya nane yapraklarıyla süsleyin. Varsa kebere (kapari) turşusunu ve kırmızı pul biberi serpiştirin. Afiyet olsun!

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Pırasalı Karmaca

Geçtiğimiz Cumartesi Banu’larda toplanmaya karar verince, Cuma akşam üzeri ne yapayım diye düşünmeye başladım. Genelde tatlı şeyler yaparım bir yerlere giderken. Ama bu sefer hem büyükler hem de bebişler yiyebilsin, üstelik besleyici de olsun dedim ve aklıma annemin, bana pırasayı yedirebildiği tek tarif olan özel karmacası geldi. Hemen İstanbul’a, anneme telefon ettim. Gayet ayrıntılı bir tarif aldıktan sonra işe koyuldum. 20 dakika sonra karışımı fırına koymuştum bile. Ertesi gün bebişler bahçede dolaşırlarken hapur hupur yiyince, sofrada da anneler çok güzel olmuş, bu tarifi bloga yazacaksın dii mi? diye sorunca, sırada bekleyen bir dolu tarif olmasına rağmen sıcağı sıcağına yazmak istedim.
Bu aralar bütün tarifler yarın yazarım, sonraki gün yazarım diye diye yazılamaz hale geliyor. Üstelik görev/sorumluluk bilinci gelişmiş bir insan olduğumdan, kafamda da sürekli “yaz, hadi yaz!” diyen sesim çınlıyor. Hani iktisat mezunuyum ya, hızlıca bir fayda maliyet analizi yapıyorum ve kızın oyuncaklarını toplamak veya 3-5 parça daha ütü yapmak, yorgunluk dışında –ki başka bir hissiyat var mıydı, artık onu bile hatırlamıyorum- neredeyse maliyeti olmayan bir fayda yaratıyor. Neyse moral bozucu olmaya başladım. Bir daha sırtım, belim ağrıyorken tarif yazmayacağım, anlaşıldı.
Tekrar tarife dönecek olursak, orijinalinde beyaz peynir yok, ben bebişleri düşünerek ekledim. Peynirin tuzunu gözönüne alarak tuz koymadım. Siz sadece pırasalı yapacak olursanız tuz koymayı unutmayın. Evde sadece 300 gr. lık mısır unu kaldığından beyaz un miktarını 1 su bardağına çıkarttım, çok da güzel oldu. Karışım her ne kadar kek gibi yapılıyorsa da börek kadar ince olmalı. Bu yüzden tepsiye döktüğünüzde “az geldi, çok ince oldu” diye telaşlanmayın. Tarif, bir fırın tepsisini kaç dilime bölerseniz ve adam başı kaç dilim yemek isterseniz o kadar kişilik. Tabii “bir tepsi bize çok fazla, bu kadar kalabalık değiliz” derseniz, malzemeleri yarıya indirip kalıp olarak büyük dikdörtgen borcam veya 25-30 cm.lik yuvarlak kek kalıbı kullanabilirsiniz.
Malzemeler: 1 kg. pırasa, 1 baş soğan, 1 çay bardağı sıvıyağ, 4 yumurta, 1 su bardağından 2 parmak az yoğurt, 1 su bardağı süt, 1 tatlı kaşığı kimyon, 1 çay kaşığı karabiber, 200-250 gr. kadar ezilmiş beyaz peynir, 1 paket kabartma tozu, 500 gr. mısır unu, 1 çay bardağı beyaz un.
Yapılışı: Sıvıyağın bir kısmıyla soğanı pembeleştirin. Çok ince kıyılmış pırasaları ekleyin, yağda çevirerek yaklaşık 10 dakika pırasaları pişirin. Diğer tarafta yumurtaları çukur bir kapta 2-3 dakika çırpın. Sırasıyla yoğurdu, sütü, sıvıyağı, karabiberi, kimyonu ekleyin. Beyaz peyniri de ilave edip karıştırın. Elenmiş ve kabartma tozuyla karıştırılmış mısır ununu ve beyaz unu koyup bu sefer tahta kaşık kullanarak karıştırmaya devam edin. Son olarak pırasaları da ekleyip şöyle bir kaç kez çevirin. Karışım pırasaları da ekledikten sonra koyu bir boza kıvamında olmalı. Yağlanmış fırın tepsisine eşit miktarda yayın. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 35-40 dakika pişirin. Afiyet olsun!

22 Nisan 2009 Çarşamba

Profiterol

Eveeet! Nihayet sıra profiterol tarifine gelebildi. Benim için bilhassa bu dönem yapılamayacak tariflerin başında geliyor. İşin insanın içini bayan kısmı, küçük topları kesip kremayla doldurmak. Eğer uzun uzun düşünmeniz gereken bir durum varsa ideal bir zaman. Otomatiğe bağlamış biçimde topların içine krema doldur, bu arada düşün düşün, dur. Bu yüzden canım ablacığımın büyük bir sabırla yaptığı profiterol bana gerçek bir sürpriz oldu İstanbul’a vardığımda. Tarife biraz pratiklik katmak adına çikolata sosu için Dr.Oetker çikolata sosunu da kullanabileceğinizi belirteyim hemen. 2 paket yeterli oluyor. Tarif 8-10 kişilik
Hamur toplar için malzemeler: 300 ml. su, 100 gr. tereyağ, 1 silme su bardağı (140 gr.) un, bir tutam tuz, 4 yumurta.
Yapılışı: Suyla tereyağını kaynatın. Unu ve bir tutam tuzu kaynayan karışıma dökün, karıştırın. Ateşten alın, sonra tekrar 1 dakika ateşte pişirin. Hamuru rondonun içerisine koyun. Yumurtaları birer birer hamura yedirin. Hamurdan fındık büyüklüğünde parçalar koparın ve yağlanmış tepsiye yerleştirin. 200 derecede 20 dakika pişirin. İlk 20 dakika fırını açmayın. Daha sonra ısıyı 150 dereceye düşürün ve 25 dakika daha pişirin. Fırını kapattıktan sonra tepsiyi biraz daha fırında bekletin. İster ortalarından keserek isterseniz krema sıkma tüpü ile beyaz kremayı soğuyan topların içine doldurun. Son olarak soğumuş olan çikolata sosunu içlerine beyaz krema doldurulmuş topların üzerine gezdirin.
Krema için malzemeler: 2 silme yemek kaşığı un, 150 gr. toz şeker, 2 silme yemek kaşığı nişasta, bir tutam tuz ve şeker, 2 su bardağından biraz fazla süt, 1 yumurta.
Yapılışı: Bütün malzemeleri tencereye koyun, sürekli karıştırarak pişirin.
Sos için malzemeler : 1 çay bardağı krema, 160 gr. bitter çikolata. Yapılışı: Kremayı tencereye koyun. Bitter çikolatayı ekleyin ve karıştırarak eritin.
Afiyet olsun!

20 Nisan 2009 Pazartesi

Haftanın Menüsü - 4

Bu haftanın menüsü, 'post it' sendromu dolayısıyla mümkün olduğunca pratik, fazla vakit almayan yemeklerden oluşuyor.
Pazartesi: Havuç Çorbası, Baharatlı Tavuk, Zeytinyağlı Fasulye
Salı: Yayla Çorbası, Semizotlu Çipohorta, Erişte
Çarşamba: Ispanak Çorbası, Tavuklu Kereviz, Domatesli Pilav
Perşembe: Mercimek Çorbası, Biber Soslu Biftek, Patlıcanlı Enginar
Cuma: Fırında Balık, Soğanlı Patates
Cumartesi: Sebze Çorbası, Koçinüsto (tarçınlı, bademli et), Bulgur Pilavı
Pazar: Kıymalı veya Ton Balıklı Makarna
Afiyet olsun!

Not: Fotoğraf çekeceğim diye, kendi kendine yemek yerken dikkatini dağıttığım ve galiba keyfini bozduğum için azıcık surat astı ama sonra güle oynaya yemeğinin tamamını bitirdi bebeğim.

19 Nisan 2009 Pazar

Kakaolu Elmalı Kek

Evet, biliyorum yakında adım kekçi teyzeye çıkacak. Ama takdir edersiniz ki kızımın bana yapışık yaşadığı şu dönemde hazırlanması kısa süren tarifleri tercih etmem gerekiyor. Bu yüzden bu hafta sonu yine kek yaptım.
Elmaya olan düşkünlüğümüze uygun olarak tarifte yine elma ve biraz da değişiklik olsun isteğimden hareketle kakao ve çikolata var. Bu da yine eski tarif defterlerimden. Tarifin orijinalinde ceviz ve kuru üzüm de vardı. Fakat malzemelerin çeşitliliğine bakınca nedense kuru üzümü gereksiz buldum ve koymadım. Evdeki ceviz tarifte istenen miktar kadar olmayınca yerine fındık koydum. Yine tarifteki kakao siyah, çikolata da bitterdi ama evde normal kakao ve sütlü çikolata vardı. Tamam, peki, itiraf ediyorum. Brüksel’den aldığım %80 kakaolu bitter çikolatalarımı kek için kullanmaya kıyamadım. Onları filtre kahvenin yanında yemeğe bayılıyorum çünkü. Elbette yine şeker ve tarçın miktarını azalttım ve elmaları küp küp doğramak yerine iri rendeledim.
Karışımı kalıba koyarken bu biraz az galiba? diye şüphelendim aslında ve haklı çıktım. Kalıp olarak çapı 20 cm.lik veya 20x10 cm.lik kalıplardan kullanmakta fayda var. Aksi takdirde fotoğraftaki gibi kabarmamış sanılan bir kek oluyor. Tarif adam başı birer dilimden hesaplanırsa 8-10 kişilik
Malzemeler : 3 adet yumurta, 1 su bardağından iki parmak eksik toz şeker, ½ su bardağı çekilmiş fındık, 1 silme tatlı kaşığı tarçın, 1 yemek kaşığı kakao, 40-45 gr çekilmiş çikolata, 2 adet iri rendelenmiş elma, 1 paket hamur kabartma tozu, 1 su bardağı un.
Yapılışı: Yumurtaları iyice çırpın, toz şekeri koyup en az 3-4 dakika daha çırpmaya devam edin. Ardından fındık, tarçın, kakao, çikolata ve rendelenmiş elmayı ekleyin. Kabartma tozuyla karıştırılmış, elenmiş unu ilave edin ve tahta kaşık yardımıyla karıştırıp, yağlanmış kek kalıbına dökün. Önceden 170 derecede ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişirin.
Afiyet olsun!

11 Nisan 2009 Cumartesi

Elma Turtası

Bugünkü tarif, eşimin ve tabii benim de çok sevdiğimiz elmalı turta. Meleğimin tahminimden daha uzun süre öğle uykusu uyumasını fırsat bilip toplam 15 dakikada yaptığım bu tarifin orijinali Portakal Ağacı’na ait. Fakat bana hem hamurundaki hem de elmanın içindeki şeker miktarı çok geldi. Yağ miktarını da fazla bulup bir de şekerli vanilin ekleyince galiba başka bir tarife dönüştü. 20x20 cm.lik kare borcam da aşağıdaki malzeme miktarı için çok uygun bir kalıp oldu. Adam başı ikişer dilimden hesaplanırsa 4 kişilik bir tarif diyebiliriz.
Hamur için malzemeler : 1 yumurta, 150 gr. margarin, 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 paket kabartma tozu, 1 paket şekerli vanilin ve aldığı kadar un.
Üzeri için malzemeler: 3 büyük rendelenmiş elma, 1 silme tatlı kaşığı tarçın, 3 yemek kaşığı toz şeker.
Yapılışı : Malzemeleri iyice karıştırın ve yumuşak bir hamur haline getirin. Hamurun 1/3 ünü ayırın. Diğer parçayı yağlanmış borcamın her tarafına eşit kalınlıkta ve biraz kenarlarını yükselterek yayın. Üzerine rendelenmiş elma, tarçın ve şeker karışımını suyunu süzüp, yayarak koyun. Ayırdığınız diğer hamur parçasından küçük parçalar koparıp elinizle incelterek turtanın üzerini kafes şeklinde kapatın. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 20-25 dakika kadar pişirin. Afiyet olsun!

10 Nisan 2009 Cuma

Havuçlu Cevizli Kek

Biliyorum, yine arayı uzattım. Üstelik bu sefer, İstanbul’dayım ve yemek bloguma annemin mutfağından nefis tarifler yazacağım diye ne hayaller kurdum. Ama olmadı, çünkü Meleğimin yaklaşık 2 aydır zaman zaman coşan diş sancıları son günlerde dayanılmaz bir hal aldı. Sürekli ilgi bekleyen, kucaktan inmek istemeyen bir adet ‘post it’ bebeğe dönüştü. Bu süre zarfında kızımın anneannesi ve Gülannesinin pişirdiklerinden sadece profiterolün fotoğrafını çekebildim. Bir de gece 23.00’den sonra yapabildiğim havuçlu cevizli kekin. Ankara’ya dönerken ablamdan profiterolün tarifini almayı unuttuğumdan bugün sadece kekin tarifini verebiliyorum. Profiterol tarifi bir sonraki yazıya artık...
Elbette bu kek tarifinin de orasını burasını değiştirdim. Tarifin orijinalinde (yine geçmiş dönemlerde bir tanıdıktan alınmış) şeker 1, 5 su bardağı idi. Şeker düşmanı olduğumdan, 1 su bardağı koydum. Sıvı yağ miktarını yarı yarıya azalttım. Rendelenmiş havuç ve ceviz miktarını artırdım. İçindeki havuçlar pişip yumuşasın diye fırının derecesini düşürüp daha uzun sürede pişirdim. Gördüğünüz üzere Meleğim de bu keki çok sevdi ama cevizin alerji yapabilme ihtimalini düşünerek sadece 2 lokma koparmasına izin verebildim.
Malzemeler: 3 yumurta, 1 su bardağı toz şeker, 1 çay bardağı sıvı yağ, 2,5 su bardağı rendelenmiş havuç, 1 paket kabartma tozu, ¾ su bardağı dövülmüş ceviz, 1 büyük portakalın ve 1 limonun kabuklarının rendesi, 1+ ¾ su bardağı un.
Yapılışı: Yumurtayı 2-3 dakika çırpın ve şekeri ekleyin. 3-4 dakika daha çırpın. Ardından sıvı yağı, havuç rendesini, cevizi, portakal ve limon kabuğu rendesini ekleyin. Son olarak kabartma tozuyla karıştırılmış elenmiş unu azar azar yedirin ve karışımı yavaşça karıştırın, koyu bir boza kıvamında olmalı. karışımı yağlanmış kek kalıbına dökün ve ilk 15 dakika 160 derecede sonra yaklaşık 30-35 dakika 170 derecede pişirin. Afiyet olsun!

25 Mart 2009 Çarşamba

Zeytinli Kuru Domatesli Kolay Ekmek

Fusion mutfağının Türkiye'deki başarılı temsilcilerinden biri olan Defne Koryürek’in bu tarifine, TV8'in ilk yılıydı sanırım, sabah programlarından birinde rastlamıştım. Dikkatle izleyip hemen notlarımı almış ve hemen ertesi hafta Brüksel’deki Türk marketlerinden kuru domates alıp yapmıştım. Sonuç, hayal kırıklığı oldu. Yurtdışında çeşit çeşit un var, sanırım seçtiğim un bu tarif için uygun değildi. Bir de yurtdışında bulabildiğim kuru domatesler, beklediğim tadı yaratmadı. Bu sefer ilk kez katılacağım yemek etkinliği "Ye43: Ekmek" için değişik ne yapayım diye düşünürken aklıma bu tarif geldi. Bir de öncesinde başarısız olmuşum ya, mutlaka tekrar denemem lazım:) 31 Mart'ta bitecek etkinlik için 14 aylık kızımı da yanıma alarak girdim mutfağa. O minicik elleriyle kabartma tozunu una döküşü çok güzeldi. Domatesleri kahkahalarla ve tek tek attı hamura. Tam filmlikti. Evde yalnız olduğuma bir kere daha hayıflandım. Sonra da mama sandalyesinde oturmuş beni seyrederken ve ben car car her koyduğum malzemeyi miktarına varıncaya kadar söylerken uyuya kaldı.
Ekmeklere gelince tarifin orijinalinde 260 gr. kekun ve 250 ml. krema vardı. Piyasadaki küçük krema kutuları 200 ml.’lik olduğundan ve 50 ml. için başka bir krema kutusu açmayı anlamlı bulmadığımdan (ben mutfakta kremayı çok nadir kullanırım) un miktarını azalttım. Dün markette bu tarif için özel olarak kekun ararken içinde bunu farklı kılan ne var diye baktım ve içine kabartma tozu ve yemeklik tuz koymak suretiyle normalde 1 kilosu 1,55 TL olan bildiğimiz buğday ununun 450 gramını 2,45 TL’ye sattıklarını fark ettim. Uzun sözün kısası, ben kekun yerine normal buğday unu ve kabartma tozu kullandım. Bir de tarifte böyle bir şey yazmamasına rağmen kuru domatesleri 5-6 dakika kadar sıcak suyun içinde bekletip yumuşattım. Bu sefer sonuç hakikaten çok leziz oldu. Un miktarını azalttığım için 5 tane küçük ekmek çıktı. Çok kısa sürede piştiğinden ve yapımı çok kolay olduğundan bilhassa pazar kahvaltıları için öneririm. Defne Koryürek'e de kendi adıma teşekkür ederim.
Malzemeler: 2 su bardağı un (200 gr.), 200 ml. krema, 1 çay bardağı küçük doğranmış siyah zeytin, 7-8 tane sıcak suda bekletilip yumuşatılmış ve orta büyüklükte doğranmış kuru domates, ½ paket kabartma tozu.
Yapılışı: Derince bir kaba kabartma tozuyla karıştırılmış unu boşaltın, kremayı, zeytinleri ve kuru domatesleri ilave edin. Alttan üste doğru spatula yardımıyla çevirip karıştırın ve tüm malzemeyi bütünleştirmek üzere tezgaha koyun. El ile biraz yoğurun. Çok fazla yoğurmamak gerekir, krema yüzünden hamur hemen gevşeyebilir. Hamuru 5- 6 eşit parçaya kesin ve elde şekil verin. Yağlı kağıtla kaplanmış tepsiye koyun ve önceden 175 derecede ısıtılmış fırının fanlı programında 15 dakika kadar pişirin.
Afiyet olsun!

Kaşarlı Rulo Köfte

Bu tarifi internette değişik bir rulo köfte tarifi ararken buldum. Ben önce Oktay Usta’nın web sitesi sandım ama değilmiş. Oktay Usta fanlarının kurduğu bir siteymiş. Ben tabii tarifi orijinal adresinden edineyim hem de kontrol etmiş olurum diye düşünüp Oktay Usta’nın resmi web sitesine baktım veee orada böyle bir tarife rastlamadım:) Belki tarif kitaplarında vardır diyerek iyi niyetimi korumaya devam ediyorum.
Tarifin orijinalinde taze kaşarın yarısı içine konulup kalanıyla da dışı kaplanıyordu ve köfteyi dilim dilim kestikten sonra teflon tavada pişirin deniyordu. Ben taze kaşarın tamamını içine koydum ve tamamen çözünmemiş köfte dilimlerinin tavada pişmeyeceğine, kaşarların da eriyip yanacağına kanaat getirdim ve fırında pişirmeyi daha uygun buldum. Sosu da tamamen kendim ilave ettim yemeğe. Yarın iş günü olduğundan sosuna sarımsak koymaktan vazgeçtim ama bence siz vazgeçmeyin. Ayrıca sosun içine değişik bir tad katması için 1 silme yemek kaşığı kadar hardal da koyabilirsiniz, tavsiye ederim. Çabuk olmak uğruna pek fikir verebilecek bir görüntü çıkmadı ortaya, maalesef. Işık ta uygun değildi. Kızımın acıktım manasına gelen çığlıkları ve eşimin “hadi ama yiyelim artık!” nidaları arasında zar zor çekebildim fotoğrafı. Aşağıdaki malzeme miktarıyla 10-12 dilim köfte çıkıyor.
Malzemeler: 300 gr. kıyma, 1 orta boy soğan, 1 yumurta, 1 kase rendelenmiş taze kaşar peyniri, alabildiği kadar galeta unu, tuz, karabiber, kimyon
Sos için: 2 büyük rendelenmiş domates, 1 çay bardağı su, 1 tatlı kaşığı kuru kekik, 1-2 diş dövülmüş sarımsak
Yapılışı: Tüm malzemeyi genişçe bir kapta iyice yoğurun. Köfteyi streç folyonun üstüne kare veya dikdörtgen şeklinde yayın. Üzerine kaşar peyniri rendesini yayın. Streç folyoyla rulo haline getirin. Birleşim yeri aşağıda kalmalı. Streç folyoya sarın ve buzluğa koyup bir gece bekletin. Ertesi gün buzdolabına indirin. Tamamen çözülmeden 1-1,5 parmak genişliğinde dilimler halinde kesin ve yağladığınız tepsiye veya borcama yatay olarak yerleştirin. Ayrı bir kapta iyice karıştırdığınız sosu üzerine dökün ve üzerini yağlı kağıtla kapatıp önceden 160 derecede ısıttığınız fırında 45-50 dakika kadar pişirin. Son 10-15 dakika üzerindeki yağlı kağıdı kaldırıp fırını 180-200 dereceye getirin. Arzu ederseniz bu aşamada üzerine rendelenmiş taze kaşar serpebilirsiniz.

22 Mart 2009 Pazar

Yeni Oyun Grubu Buluşmasında Neler Yenil(eme)di?

Dünkü buluşmada annelerin uzun süre sadece bakmakla yetindiği ve hatta korkarım Umur’un hiç birini tadamadan gittiği mütevazı soframızda üzerine hindistan cevizi ve siyah çikolata rendesi koymayı unuttuğum Portakallı Bisküvi Pastası, Lorlu Kurabiye, bebeklerde yer belki diye düşündüğümden daha çok peynirli ama adı Zeytinli Muffin ve Sebzeli Tepsi Böreği vardı.
Doruk’un annesi Güliz, tadına ancak akşam bakabildiğim ve tarifini hemen almak istediğim yeşil mercimekli börek, Emre Jr.’un annesi Sibel kısır, Zeynep’in annesi Neslihan pekmezli, meyve püreli kurabiye zannedilen keklerden yapmışlardı. Masanın üstü çok kalabalıktı, ancak artanların fotoğrafını çekebildim. Ne kadar az getirmişler diye düşünmeyin yani:) Fotoğraftan kokularını alamadığınız şahane çiçekleri de su damlası kadar zarif Ada ve annesi Umur getirdi. Herbirinize ayrı ayrı teşekkür ederim.
Şekerli yiyeceklerin dışındakiler –ki ben her tarifin şeker miktarını 1/3 oranında azaltırım- anneler tarafından bebekler de yer diye düşünülerek yapılmıştı. Bir an bebeklerimizin yiyebildikleri şeylerin ne kadar çoğaldığını farkettim. Bebişler bir yaşını geçince yemek meselesi daha da kolaylaştı sanki.

Tariflere gelince, Portakallı Bisküvi Pastasını sevgili Selma yengemin havalar biraz ısındığında yazmayı planladığım, bilhassa yaz aylarında frigo niyetine yenilen limonlu bisküvi pastasından ilham alarak yaptım. Biraz kendini bulsun diye 10-15 dakikalığına buzluğa koyup bütün gece orada unutunca ve masaya getirip uzun süre dışarıda tutunca doğal olarak biraz sulandı, maalesef.
Malzemeler: Rendelenmiş 1 büyük portakal kabuğu, aynı portakalın suyu, 1 su bardağından 2 parmak eksik şeker, 3 dolu çorba kaşığı buğday nişastası, 1 paket vanilya, 1 tatlı kaşığı yağ, 1 yumurta, 3 su bardağı soğuk su, 1+1/3 paket çifte kavrulmuş pötibör bisküvi, üzerine isteğe bağlı olarak rendelenmiş bitter çikolata ve/veya hindistan cevizi ve/veya ince çekilmiş ceviz/fındık. Ben krem şantiden hoşlanmadığım için önermiyorum ama sevenler krem şantinin de çok yakıştığını söylüyor.
Yapılışı: Yumurtayı iyice çırpın ve şekeri ilave edin. İyice karıştırınca soğuk su hariç bütün malzemeleri koyun. 3 su bardağı suyu azar azar yedirin ve tencereyi ateşe koyun. Topaklanmamasına dikkat ederek orta ateşte pişirin. Karışımın soğumasına yakın önceden kırılmış pötibör bisküvileri ilave edip, ezmemeye çalışarak karıştırın. Su ile ıslatılmış kalıba dökün ve buzdolabına koyun. Bir gece buzdolabında bekletin. Sakın benim gibi buzluğa koyup, orada unutmayın:)

Lorlu Kurabiye Yemek Zevki'nden. Her zaman çok iyi sonuç veren bir tarif. Tek şartı var, gerçekten tuzsuz lor peyniri kullanılmalı, çökelekle pek güzel olmuyor. Ben yağdan öcü gibi korkan biri olarak lor peynirinin de yağsız olanını arayıp buldum. Ayrıca şeker miktarı orijinal tarifte 1,5 su bardağı iken ben 1 su bardağı koydum. Fırının fanını çalıştırınca 20-25 dakikada pişti. Tarifin orijinalinde lor peynirine portakal kabuğu da eklenebileceği yazılmış. Ben, düşkünlüğüm kullandığım isimden de anlaşılacağı üzere genelde limon kabuğu ekleyerek yapıyorum.
Malzemeler: 1 su bardağı toz şeker, 3 çorba kaşığı sıvı yağ, 100 gr tereyağ, 2 yumurta, 250 gr yağlı tuzsuz lor peyniri, 1 tatlı kaşığı karbonat, aldığı kadar un
Yapılışı: Yumurtalardan birinin akını üzeri için ayırıp bütün malzemeleri karıştırın. Elde edilen hamurdan ceviz büyüklüğünde toplar yapın. Topların sadece bir tarafını önce yumurta akına, sonra şekere batırarak yağlanmış tepsiye dizin. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında pişirin.

Zeytinli Muffin tarifini Alacarte by Neslos’tan aldım ama hem peynir, hem zeytin hem de yağ miktarında ciddi değişiklikler yaptım ve ½ demet ince doğranmış dereotu ekledim. Tarif 12 adet muffin için.
Malzemeler: 2 yumurta, 1 su bardağı süt, 1/3 su bardağı sıvıyağ, 1/2 su bardağı çekirdekleri çıkarılmış, doğranmış siyah zeytin, 1 su bardağı beyaz peynir, 2 su bardağı un, 1 paket kabartma tozu
Yapılışı: Yumurtaları çırpın, süt ve sıvıyağı ekleyin. Kabartma tozuyla karıştırılmış unu da ekleyerek kek hamurunu hazırlayın. Son olarak peynir, zeytin ve dereotunu ekleyip, spatula ile karıştırın. Kağıt kalıpları muffin kalıbının içine yerleştirin ve kek hamurundan kalıbın yarısına gelecek kadar koyun. Önceden 160 derecede ısıtılmış fırında 30 dakika kadar pişirin.
Not: Bazı muffin kağıtları olması gerektiği gibi yağlı kağıttan yapılmıyor. Muffin kağıtlarını eğer büyük marketlerden ve çok ucuza aldıysanız mutlaka içini yağlayın yoksa benimkiler gibi yapışır.

Son tarif olan Sebzeli Tepsi Böreği ise akşam akşam kendi kendime uydurduğum bir tarif. Aslında 5 yufkanın tamamı kullanılamıyor. Büyük bir fırın tepsim olmasına rağmen yarım yufka arttı. Bir de fırınım üzerini kurutmasaydı...
Malzemeler: 5 yufka, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 2 orta boy kabak, 2/3 su bardağı rendelenmiş taze kaşar, 1 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurt, 2 yumurta, 1 çay bardağı sıvıyağ.
Yapılışı: Havuçları ve patatesi soyup buharda haşlayın. Haşlanmış sebzeleri rendeleyin. Üzerine çiğden rendelenmiş kabak ve rendelenmiş taze kaşarı ekleyin. Büyükçe bir tasta geriye kalan malzemeleri iyice karıştırın. Tepsiyi yağlayıp ilk yufkayı bütün olarak tepsinin dibine yayın. Üzerine yoğurtlu karışımdan bolca sürün. İkinci ve üçüncü katlarda da aynı işlemi tekrar edin. Dördüncü katta sebzeli peynirli karışımı eşit olarak bütün tepsiye yayın. Üzerine son yufkayı serin ve tepsinin kenarlarındaki ilk katın yufkasını kapatın ve üzerine yine bolca yoğurtlu karışımı yayın. Her katta yufkaların bu yoğurtlu karışımla tamamen ve iyice ıslandığından emin olun. Önceden 200 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar 30-35 dakika pişirin. Tepsiyi fırından çıkarır çıkarmaz üzerine ½ çay bardağı kadar soğuk suyu parmaklarınızla serpiştirin ve tepsinin tamamını kapatacak büyüklükte bir kurulama beziyle tepsiyi örtün.

Annem Der ki!: Fırından yeni çıkan tepsinin üzerine soğuk su serpiştirirseniz böreğinizin üstü yumuşacık olur.

Afiyet olsun!

17 Mart 2009 Salı

Haftanın Menüsü - 3

Nihayet Ankara'ya ve dolayısıyla mutfak düzenine geri döndüm. İşte bu düzeni sağlamamı kolaylaştıran haftanın menüsü!
Pazartesi : Ezogelin Çorbası, Kabak, Domates, Biber Dolması
Salı : Şehriyeli Domates Çorbası, Biberiyeli Tavuk, Zeytinyağlı Kereviz
Çarşamba : Karnıbahar Çorbası, Fırında Köfte, Zeytinyağlı Kereviz
Perşembe : Brüksel gecesi (Belçika Biraları eşliğinde çeşitli peynirler ve mezeler)
Cuma : Kırmızı Çorba, Tas Kebabı, Pilav
Cumartesi : Mercimek Çorbası, Kıymalı Brokoli Yemeği, Zeytinyağlı Havuç
Pazar : Izgara Balık, Patates Salatası

Afiyet olsun!

16 Mart 2009 Pazartesi

Elmalı Kek

Sabaha karşı 04.00 gibi eve varıp, çok özlediği babasını görünce cin kesilen kızımı uyutmak üzere 05.30’a kadar oyalanınca, kalkma vakti de 12.30’a kaydı. Tüm yemek düzeni de aynen. Pazar gününe çok uygun denebilir tabii... Saat 15.00 civarı şöyle ayağımın tozuyla bir mutfağa gireyim, çay için bir kek yapayım dedim. Fakat keki yapmaya başlamam 17.00’yi buldu. Geldim diye aradıklarım ve döneceğimi bilip arayan arkadaşlarımla telefon muhabbetlerinin ardından daha erken başlayamazdım zaten. Anlatacak bir dolu şey birikmiş, özleşmişiz.
Gelelim tarife. Yanda fotoğrafını gördüğünüz Elmalı Kek aşağıda malzemelerini verdiğim kekmiş izlenimi yaratabilir ama aslında aynı kek değil. Brüksel’den döndüğüm gün pazar olunca ve bu kar da kışta (?!) dışarı çıkmaya üşenip evde bulduğum/kalan malzemelerle yapınca esas tarife uzak ama tad olarak bir hayli yakın ve şaşırtıcı biçimde de lezzetli bir kek çıktı ortaya. Bu arada yeni aldığım silikon kalıplarımdan birini daha denemiş oldum. Tarif aile ahbaplarımızdan birinde yediğimiz, beğenince önce defterime yazdığım ve oradan da son 3-4 yıl içinde ağır ağır bilgisayara aktardığım tariflerden ve maalesef kaynak belirtmenin ne kadar mühim olduğunu bilebilecek yaşlarda olmadığım yıllardan, yani çoook uzuuun yıllar öncesinden bir tarif.
Esas tarifin malzemeleri : 1 büyük rendelenmiş elma, 1,5 s.b. toz şeker, 1 yumurta, 1 su bardağı yoğurt, 3 su bardağı un, 1 paket kabartma tozu, tarçın, ½ s.b. eritilmiş ılıtılmış margarin, ½ s.b.’dan 1 parmak az miktarda mısır özü yağı
Esas tarifte yazan yapılış şekli: Şeker ve yumurta karıştırılır. Tüm malzemeler konur, karıştırılır. Üzeri kızarana kadar pişirilir.
Benim yaptığımın malzemeleri: 1 rendelenmiş elma, 1 s.b. toz şeker, 1 yumurta, ½ su bardağı yoğurt, ¼ s.bardağından 1 parmak az süt, 1+ ¾ s.b. un, ¾ paket kabartma tozu, 1 ç.k. tarçın, ½ s.b. eritilmiş ılıtılmış margarinin üzerine 2 parmak ayçiçek yağı eklenerek elde edilen miktarda yağ, 2 avuç kadar iri çekilmiş ceviz.
Benim yaptığım: Önce yumurta 1 dakika kadar hızlı çırpılır. Ardından şeker eklenir ve 3-4 dakika daha hızlı devirde mikserle çırpılmaya devam edilir. Ardından elma rendesi, yoğurt, süt, kabartma tozuyla karıştırılmış un, tarçın, yağ, ceviz hepsi konulur ve şöyle bir kaç kere karıştırılıp yağlanmış kek kalıbına konur. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişirilir.
Naçizane önerim, yukarıda verdiğim esas malzemelerle benim yaptığım gibi pişirmeniz. Esas tarifte olmamasına rağmen ceviz, badem veya fındık, elmalı her tarife olduğu gibi bu tarife de çok yakışıyor.
Afiyet Olsun!

10 Mart 2009 Salı

Gülüş'ten Kral Galetası

Çok sevgili arkadaşım Gülüş Gülcügil Türkmen blogumun tatlı tarifi sayısını az bulmuş –ki çok haklı, daha tatlılara, pastalara sıra gelemedi. Çocukluğu Brüksel’de geçtiğinden kendi blogunda ilk ve son kez yayınlayacağı yemek tarifi olarak Belçika’nın ünlü Kral Galetası’nı seçtiğini yorum yazısında belirtmiş. Bu tarif yorumların arasında kaynamasın, unutulmasın diye Gülüş’ün verdiği linki ayrıca belirteyim, istedim. Kişisel yorumum hakikaten güzel bir pasta/turta olduğu. Ama benim esas hoşuma giden bu pastanın var olma sebebi. Aslında her yıl 6 Ocak’ta Hz. İsa’nın vaftiz edildiği gün olarak kutlanılan “Epiphanie” (Yunanca’da “görünme” anlamına geliyor) Yortusu uyarınca pişer bu pasta. Kökeni Fransızlara dayanmakla birlikte 14. yüzyıldan beri neredeyse tüm Avrupa’da yeniyor. Gülüş’ten farklı olarak ben pastanın davetli sayısından bir fazlasına bölündüğünü duymuştum. Fazla olan dilim “Tanrı’nın parçası” addedilir ve ailenin uzakta olan akrabası için saklanırmış. Bir sure sonra da kapıyı çalan ilk yoksula ikram edilirmiş. Gülüş’ün yazısıyla birlikte, pastanın hikayesini ilk duyduğumda beni etkileyenin bu paylaşma ve uzaktakileri anma duygusu olduğunu hatırlayıverdim. Tarif için bkz. http://gulusturkmen.wordpress.com/2009/03/09/kral-galetasi/

8 Mart 2009 Pazar

Dereotlu Peynirli Kek

Nihayet buraya geldiğimden beri Meleğimin yemekleri dışında –ki artık O da çoğunlukla bizim yediklerimizi yiyor- bir şey pişirebildim. Bugünün pazar ve kayınpederimin şeker hastası olması sebebiyle tuzlu kek yapmaya karar verdim. Böylelikle kendimi tutamayarak aldıkça aldığım her çeşit silikon kek kalıplarımdan birini de denerim diye düşündüm. Sonuç, fotoğrafta gördüğünüz gibi zavallı ayıcığın kafası kesik. Ben soğusun da büyük bir tabağa alayım diye beklerken, Sina Babam kekin şahane kokusuna dayanamayarak hemen gidip bir dilim yiyivermiş. E, bu durumda tadı üzerine bir şey yazmamın lüzumu kalmadı sanırım:)
Malzemeler: 1 su bardağından iki parmak az sıvı yağ (ben yarısını zeytinyağ kalanını ayçiçek yağı koydum), 1 çay bardağı yoğurt, 1,5 paket kabartma tozu, 2 su bardağı un, 250 gr. rendelenmiş/ezilmiş beyaz peynir, 4 yumurta (bir tanesinin sarısını ayırın), 1 demet dereotu.
Yapılışı: Derin bir kap içinde yumurtaları çırpın ve yoğurdu koyun. Beyaz peynir ve ince kıyılmış dereotunu ekleyin. Daha sonra sıvı yağı, unu, tuzu ve kabartma tozunu ekleyip tahta bir kaşıkla iyice karıştırın. Yağlanmış ve unlanmış kek kalıbına veya silikon kalıba dökerek üzerine çırpılmış yumurta sarısını sürün ve önceden ısıtılmış 200 derecedeki fırında 30-35 dakika pişirin.
Afiyet olsun!

6 Mart 2009 Cuma

Nohutlu Brüksel Lahanası

Lütfen gülmeyin:) Brüksel’deyim diye yazmadım bu tarifi. Geldiğimizden beri Leyla annem beni “dinlenmeye geldin” diyerek mutfağa sokmadığı ve Meleğimi yedirirken fotoğraf çekmeyi unuttuğum için buralardan hiç bir şey yazamadım. Bugün ilk defa kızım sabah şekerlemesinden uyanmadan önce öğle yemeği yediğimiz için fotoğraf çekmeyi akıl edebildim. Bayat bir esprinin hayata geçmesi gibi oldu biraz ama...
Tarif Hürriyet Gazetesi’nin verdiği E. Beder’in tariflerinden oluşan “Tatlıdan Tuzluya Yaz Lezzetleri” Eki’nden. Ben hala yaz lezzetleri içinde Brüksel lahanasının ne işi olduğunu anlamadım.
Tarifin orijinalinde Brüksel lahanası 200 gramdı ama annem 400 gram koydu ve tavuklusunu yaptı. Yine tarifin aslında soğanın ardından domates ve sonra Brüksel lahanası konuluyor. Lakin yaklaşık 30 yıldır burada yaşayan kayınvalidem Brüksel Lahanasının domatesten sonra konulduğunda tadının acıdığını söyledi. Bir de kendisi zeytinyağlı veya değil, içinde sebze olan bütün yemeklere 1 tatlı kaşığı toz şeker koyuyor. Ben bugüne dek hiç bu kadar lezzetli bir Brüksel Lahanası yemeği yememiştim dersem abartmış olmam.
Tarif 4-6 kişilik.
Malzemeler:
2 adet orta boy soğan
½ çay bardağı sıvıyağ
2 adet orta boy domates
2 paket (400 gr.) Brüksel lahanası
250 gr. haşlanmış parça et veya tavuk eti
1 su bardağı haşlanmış nohut
2 adet orta boy etli kırmızı biber
1 tatlı kaşığı toz şeker
tuz, karabiber
Yapılışı: Soğanı küçük küçük doğrayıp sıvıyağda biraz sarartın. Brüksel lahanalarını ekleyip 5 dakika kadar çevire çevire kavurun. Küp şeklinde doğradığınız domatesleri ekleyin. Haşlanmış parça etleri/tavuk etlerini ekleyip karıştırın. Ardından haşlanmış nohutları ve küçük doğranmış kırmızı biberleri koyun. Sebzelerin üstünü hafifçe aşacak kadar sıcak su ilave edin. En son tuz, karabiber ve toz şekeri koyup ağır ateşte sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Afiyet olsun!

16 Şubat 2009 Pazartesi

Haftanın Menüsü - 2

Pazartesi: Sebzeli Sulu Köfte – Bulgur Pilavı
Salı: Fırında Balık – Patates Kızartması – Havuç ve Kırmızı Lahana Salatası
Çarşamba: Mantarlı Zeytinli Tavuk Yemeği – Şehriye Pilavı – Zeytinyağlı Yerelması
Perşembe: Mercimek Çorbası – Etli Enginar Yemeği – Zeytinyağlı Yerelması
Cuma: Yayla Çorbası – Kabak Yemeği – Kremalı Makarna
Cumartesi: Balkabağı Çorbası – Cızbız Köfte – Domatesli Pilav
Pazar: Brüksel’de, Leyla annem ne pişirdiyse!
Afiyet olsun!
Not: Yukarıdaki fotoğraf iki ay öncesine ait.

Sebzeli Sulu Köfte

Bugünün tarifi yıllar önce bir gazetenin verdiği ‘Nefis Köfte Tarifleri’ ekinden. 20 dakikada hazırlayıp 25 dakikada pişirebileceğiniz yazıyor ama ben daha uzun süre pişiriyorum, 10 dakika kadar. Çünkü tarife sadık kalarak pişirdiğimde köfteler sanki biraz çiğ gibiydi. Tarifin aslında tereyağ kullanılmış ama ben zeytinyağ kullanma prensibimden şaşmadım ve 1,5 litre yerine 1 litre su kullandım. Aksi takdirde malzemeyi eksik koymuşsunuz gibi duruyor. Bir de bu tarifte köfteye pirinç konulmuyor. Tarif 4 kişilik.

Köfte için malzemeler: 250 gr. kıyma, 1 dilim bayat ekmek içi, 1 tatlı kaşığı galeta unu, 1 soğan, 1 yumurta, tuz, karabiber, kimyon, 2 çorba kaşığı un

Sebzeli karışım için malzemeler: 4-5 yemek kaşığı zeytinyağ, 2 soğan, 1 kereviz, 2 havuç, 2 büyük domates, 1 yemek kaşığı domates püresi (olmasa da olur), 1 lt. sıcak su, 2 patates, 1 su bardağı haşlanmış bezelye, ½ demet maydanoz, tuz, tane karabiber, kekik

Yapılışı: Köfte için maydanozu temizleyip kıyın, soğanı soyup rendeleyin. Suyunu süzüp soğanı, maydanozu çukur bir kaba koyun. Ufalanmış ekmek içi, galeta unu, kıyma, yumurta ve baharatı ekleyip yoğurun. Misket büyüklüğünde parçalar koparın (40’tan biraz fazla köfte oluyor). Yuvarlayıp una bulayın.
Sebzeli karışım için, soğanı zeytinyağında biraz kavurun. Domates püresini ekleyip 1-2 dakika daha kavurun. Doğranmış havuçları da ekleyin. Sırasıyla kereviz ve küçük doğranmış domatesleri koyup 2-3 dakika pişirin. Sıcak suyu ekleyip bir taşım kaynatın. Köfteleri ekleyip yaklaşık 20-25 dakika pişirin. Patates ve bezelyeleri ilave edip 5 dakika daha pişirin. Ocaktan indirmeye yakın kıyılmış maydanozu ekleyin. Tuz, kekik ve karabiberle tatlandırın. Sıcak servis yapın.

Afiyet olsun!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails