Sayfalar

11 Aralık 2010 Cumartesi

Soğan Çorbası

Aslen Fransız mutfağına aittir ve ben bayılırım bu çorbaya. Turizm sektöründe çalışmaya başladığım ilk yıl Paris’e gitmiştim ve bu çorbayı ilk defa Sacré Coeur’ün yakınlarında küçücük bir restoda içmiştim. Açık söyleyeyim bir daha da öylesini içmedim, Paris’e sonraki gidişlerimde bile. Belki de ilk kez orijinalini içtiğim için tadı damağımda kaldı. Bu tarif biraz Türk versiyonu gibi gelir bana ve elbette bu hali de çok lezzetlidir çorbanın. Tarif büyük çorba kaseleriyle 4 kişilik.
Malzemeler: ½ kg. kuru soğan, 4 su bardağı et suyu veya su, ¾ çay bardağı ayçiçek yağı, 2 silme yemek kaşığı un, tuz, karabiber, nane.
Yapılışı: Soğanları sıvıyağda ve kısık ateşte sıklıkla karıştırarak sarartın. Unu ekleyin ve kokusu çıkana kadar kavurun. Et suyu veya suyu azar azar ekleyip karıştırın. Baharatları ağız tadınıza uygun miktarlarda ekleyip 20-25 dakika kadar kaynatın. Üzerine kıtır ekmek koyarak veya taze kaşar rendeleyerek servis edebilirsiniz. Afiyet olsun!

7 Aralık 2010 Salı

Zeytinyağlı Pazı

Çorba yapmak amacıyla topu topu yarım kilo pazı almıştım ama evde iki çeşit çorba olup hiç zeytinyağlı yemek olmadığını hatırlayınca fikir değiştirdim. Doğal olarak az oldu,  fotoğrafta gördüğünüz kadar. Biz ailecek ıspanağın ağızda bıraktığı o metal tadından hiç hoşlanmadığımız için ıspanak yerine pazı yiyoruz. Ben genelde 1 kg. pazıya 1 çay bardağı pirinç koyarım. Meleğim pirinçli her şeyi çok sevdiğinden pirinç miktarını bu sefer biraz fazla tuttum.
Malzemeler: ½ kg. pazı, 1 çay bardağından yarım parmak eksik pirinç, 1 orta boy kuru soğan, zeytinyağı, 1 silme çay kaşığı toz şeker, 1 silme çay kaşığı tuz.
Yapılışı: Tencereye zeytinyağını koyun. İnce doğradığınız soğanları zeytinyağında sarartın. Önce pazıların saplarını ince ince doğrayıp soğana ekleyin. Saplar biraz yumuşayınca doğranmış pazı yapraklarını ekleyin. 1 silme çay kaşığı toz şeker ve tuzu ilave edin. Yıkanmış pirinçleri pazıların üstüne yayın ve üstünü örtecek kadar su ekleyip kaynayıncaya kadar yüksek ateşte kaynar kaynamaz da kısık ateşte pirinçler yumuşayıncaya kadar pişirin. Afiyet olsun!

3 Aralık 2010 Cuma

Patatesli Çörek

Bu tarif yaklaşık 5 yıl önce Hürriyet Gazetesi’nin yurtdışı baskısında verilen Sahrap Soysal ile Ziyafet ekinin 27. sayısından. Ama herhalde aynı ya da farklı bir isimle bir kaç kez Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır:)
Yapımı biraz zormuş gibi görünse de gayet kolay ve hakikaten uzun süre dayanıyor. Tarif 6 kişilik.
Malzemeler: 1 su bardağı ılık su, 1 su bardağı sıvıyağ, 1 tatlı kaşığı sirke, 1 tatlı kaşığı toz şeker, 1 çay kaşığı tuz, 1 paket kabartma tozu, 4 su bardağı un
Harcı için malzemeler: 4 adet orta boy haşlanmış patates, 1 adet orta boy kuru soğan, 1 çay kaşığı tuz, karabiber
Üzeri için: 2 adet yumurta, 3 yemek kaşığı galeta unu
Yapılışı: Ilık su, sıvıyağ ve sirkeyi derin bir kapta çatalla çırpın. Üzerine toz şeker, tuz ve kabartma tozunu ekleyin. Unu azar azar ilave ederek kulak memesinden biraz daha sert ve ele yapışmayan bir hamur elde edinceye kadar yoğurun. Hamuru oda sıcaklığında 15-20 dakika dinlendirin. Hamurdan kabuklu ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp ellerinizin arasında çay tabağı büyüklüğünde açın. Harcı için: Rendelenmiş patates ve soğanı, tuzu ve karabiberi bir kasede karıştırın. Çay tabağı büyüklüğündeki hamurların içine patatesli harçtan birer yemek kaşığı koyarak uçlarını birleştirin ve kapatın. Üzerlerine hafifçe bastırarak yassılaştırın. Hazırladığınız çörekleri önce çırpılmış yumurtaya sonra galeta ununa bulayarak yağlanmış fırın tepsisine aralıklı olarak yerleştirin. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 30-35 dakika üzerleri kızarıncaya kadar pişirip çıkarın. Afiyet olsun!

28 Kasım 2010 Pazar

Haftanın Menüsü - 7

Aslında geçtiğimiz haftalarda da menü hazırlamıştım kendime ama araya bayram girince hem bir kısmını uygulayamadım hem de bloga yazamadım. Her akşam yemeğe uygun bir salata olmasına rağmen haftanın menüsüne -eğer çok özel bir salata değilse- salataları yazmıyorum. Çünkü genelde son dakikada karar veriyorum ne yapacağıma. İşte bu haftanın menüsü:
Pazartesi: Körili Mercimek Çorbası – Köfte – Portakal Soslu Zeytinyağlı Kereviz
Salı: Balkabağı Çorbası – Izgara Tavuk – Portakal Soslu Zeytinyağlı Kereviz
Çarşamba: Bademli Brokoli Kavurması - Sebzeli Sulu Köfte –Noddle veya Erişte
Perşembe: Soslu Balık - Fırında Patates
Cuma: Dereotlu Kabak Çorbası – Etli Ayva Yemeği – Pilav
Cumartesi: Tahinli Havuç Çorbası – Nohutlu Tavuk Köftesi – Zeytinyağlı Fasulye
Pazar: Soslu veya Kıymalı Makarna
Afiyet olsun!

27 Kasım 2010 Cumartesi

Neslihan’ın Kabaklı Keki

Aylardır Neslihan’dan almayı sürekli unuttuğum kabaklı kek tarifi var ya, Selin’in doğum gününde de yapıp getirmişti hani. İşte bu tarif, o tarif. Bize geldiklerinde nihayet eline bir kağıt kalem tutuşturuverdim. Sağolsun hemen yazıverdi. Gerçi ben bloga hemen yazamadım, o ayrı. Hadi bakalım, doğru mutfağa! Bu kadar kolay ve çocuklar için besleyici bir tarif bulmuşken bu hafta sonu yapmamak olmaz.
Malzemeler: 3 küçük boy kabak, 3 küçük boy patates, 4 yumurta, ½ su bardağı yoğurt, ½ su bardağı zeytinyağı, 2 su bardağı un, 1 paket kabartma tozu, bir avuç ince rendelenmiş dereotu, 1 avuç rendelenmiş beyaz peynir.
Yapılışı: Derince bir kabın içinde yumurta, yoğurt ve zeytinyağını tahta kaşıkla karıştırın. Üzerine, unu, kabartma tozunu ekleyin. Son olarak, çiğden minik minik doğranmış patates ve kabakları, beyaz peyniri ve dereotunu ekleyip hafifçe karıştırın. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 30 dakika pişirin. Afiyet olsun!

1 Kasım 2010 Pazartesi

Haftanın Menüsü - 6

Geçen hafta Pratik Anne, "Anne ve Babalar için Zaman Planlaması" başlıklı yazısında haftanın menüsünü önceden belirlemenin faidelerini yazınca geçen sene bu yöntemi uyguladığım dönemlerde ne kadar rahat ettiğimi hatırladım ve tekrar bu yöntemi uygulamaya karar verdim. Neden bırakmışım acaba, bilemedim. Alışverişi cumartesi günü alelacele yaptığımdan bu sefer menüye göre malzeme almadım ve yemekleri birbirine uydurmak için dün gece epey vakit harcadım. Haftaya önce menüyü yapıp ona göre malzeme alacağım. İşte bu haftanın menüsü...
Pazartesi: Mercimek Çorbası, Cızbız Köfte, Zeytinyağlı Pazı
Salı: Şehriyeli Tavuk Suyu Çorbası, Yufkaya Sarılı Domates soslu Tavuk Yemeği, Dereotlu Havuç Salatası
Çarşamba: Balkabağı Çorbası, Kırmızı Biberli Biftek, Fırında Patates, Nar Ekşili Roka Salatası
Perşembe: Pırasa Çorbası, Domates Soslu Tavuk But (drumstick), Pilav
Cuma: Fırında Balık, Patates Salatası
Cumartesi: Tarhana Çorbası, Fırında Sebzeli Köfte, Portakal Soslu Brokoli Salatası
Pazar: Kuru Domatesli Tavuklu Makarna, Yeşil Salata

4 Ekim 2010 Pazartesi

Kışa Hazırlık

Bu sene kış hazırlıklarına Ayvalık’tan döner dönmez başladım. Geçen seneki hazırlığım sadece frambuaz ve domatesle sınırlı kalmıştı ama pratik anne’nin bir yazısında önerdiği şeyi yaparak domatesin kabuklarından dahi yararlanmıştım. Bu sefer frambuaz ve domatese, barbunya, taze fasulye, kırmızı biber, şeftali ve mürdüm eriği pürelerini de ekledim. Nasıl yaptığımı da (nihayet!) bu hafta sonu yazdım. Hepsi için büyüklü küçüklü ama mutlaka kilitli buzdolabı poşetlerinden kullandım. Poşete koyunca içlerindeki havayı bir pipet yardımıyla boşalttım.
Domates: Pişmiş ve pişmemiş olarak iki şekilde de hazırladım. Yaklaşık 6 kilo domatesin kabuklarını soyup rondoda gayet iri bırakarak çektim. Tencereye koyup ilk kaynamadan sonra çok kısık ateşte en az 1 saat pişirdim. Pişirmeye başladıktan 45 dakika sonra bir silme yemek kaşığı tuz ve ½ çay bardağı zeytinyağı koydum. Tencerenin altını kapatınca temiz ve kuru kavanozlara sıcak sıcak doldurup yeni kapaklarla kapatıp havası alınmış olsun diye ters çevirip tepsi içinde beklettim. Ertesi sabah kavanozları çevirip buzdolabına kaldırdım. Geçen sene kavanozlara boşaltırken bir kavanoza sarımsak, diğerine kekik bir diğerine biberiye koymuştum. Bu sene hiç bir şey koymadım.
Pişmeden yaptıklarımı ise –ki yaklaşık 8-9 kiloydu- üçe ayırdım. Önce yine bütün domateslerin kabuklarını derin bir tencerenin içinde soydum. Kabukları ayrı bir tasta biriktirdim. 4-5 parçaya böldüğüm domatesleri poşetlere koydum, kaldırdım. Diğer yöntem, domatesleri yine rondoda irice çektim ve buz kalıplarına koyup dondurdum. Son olarak derin bir tasta biriktirdiğim domates kabuklarını iyice ezip suyunu çıkardım. Domatesleri keserken akan sularıyla birlikte buz poşetlerine koyup buzluğa kaldırdım. Böylece domates suyu da hazırlamış oldum.
Bu hazırlık sürecinde, sevgili kayınpederimin 2 sene önce Brüksel’deyken yemek yapmayı seviyorum diye alıp bana hediye ettiği domates soyucusu, mutfağımın en faideli aletleri listesinde bir numaraya yükseldi:) Geçen seneki domates hazırlığı sırasında domates kabuklarını ezmeden fırında kurutup rondoda iricene çekmiştim. Kış boyunca bazı salataların üzerine serperek kullandım. Aile bireylerinin çok çok beğenmemesi üzerine bu kadar zahmete değmeyeceğini düşünerek bu sene yapmaktan vazgeçtim.
Barbunya: Ayıkladım ve yıkamadan poşetlere doldurup buzluğa kaldırdım.
Taze Fasulye: Önce güzelcene yıkayıp kılçıklarını ayıkladım ve kestim. Domatesle biraz zeytinyağında 7-8 dakika kadar soteledim. Soğuyunca poşetlere koydum. Pişirmek istediğiniz zaman soğanı zeytinyağında sarartıp donuk haldeyken tencereye koyabilir, üzerine gerekiyorsa biraz daha domates ekleyip kısa sürede pişirebilirsiniz.
Kırmızı Biber: İki şekilde saklıyorum. Önce sağlam olanlarını ayırıp çekirdeklerini ayıkladım. İçlerini yıkayıp temiz bir kurulama bezinin üzerine ters çevirip içlerinin de kurumasını sağladım. Sonra iki ya da üç biberi iç içe geçirdim ve her defasında kaç dolma pişireceksem o kadarını poşetlere yerleştirdim. Dolma yapmak istediğinizde önce dolmanın içini hazırlayın ve biberleri buzluktan çıkarınca çözülmesini beklemeden hemen içini doldurup pişirin. Çözdürüp yapıldığında kırmızı biberlerin tadı bozulabiliyor. Dondurucudan çıkardıktan 4-5 saniye sonra donuk biberleri şöyle hafifçe çevirin, hemen birbirlerinden ayrılırlar. Kalan sağlam biberleri fırında közledim, soydum ve porsiyonlar halinde poşetlere koyup kaldım. Dolma yapmaya uygun olmayanları ince ince yemeklik doğradım ve yine poşetlere koydum.
Frambuaz: Yıkayıp kağıt havluların üzerinde kuruttum ve poşetlere koyup buzluğa kaldırdım.
Şeftali Püresi: Şeftalileri soyup doğradım ve yine irice rondodan geçirdim. Eğer şeftaliler yumuşaksa çatalla da ezebilirsiniz. Ezilmiş şeftalileri buz kalıplarına koyup dondurdum. Sonra da poşetlere koydum.
Mürdüm eriği püresi: Mürdüm eriklerini sıcak suda bir kaç saniye tutup kabuklarını soydum, çekirdeklerini çıkarttım. Rondodan geçirip tencereye boşalttım. Çok kısık ateşte altının tutmamasına dikkat ederek ve sıklıkla karıştırarak bir taşım kaynattım. Ilınınca buz kalıplarına koyup dondurdum ve kilitli buzdolabı poşetlerinde saklamak üzere buzluğa kaldırdım.
Frambuazları, şeftali ve mürdüm eriği pürelerini yemek için değil daha ziyade pasta ve keklerde kullanmak ya da meyveli buzlu yoğurt yapmak için hazırladım. Tarifler mi? Yapınca fotoğraflarını çekip hemen yazacağım, SÖZ!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails