Sayfalar

13 Haziran 2009 Cumartesi

Çilekli ve Çikolatalı Rokoko

Bugünkü tarifimiz Mayıs 2007 tarihli Lezzet Dergisi’nden. Sıcak yaz günleri için harika bir ikram. Üstelik yapımı da gayet kolay. Ankara’da yaşayan tek akrabam olan yengem ve yakın bir aile dostumuz güle güle otur gezmesine -taşınalı neredeyse bir yıl olacak- geldiler, yaklaşık bir ay kadar önce. O günlerde Ankara’da hava sıcaklığı aynen bugünlerde olduğu gibi 30 derecelerde seyrediyordu ve ben aylardır bir türlü elimin varamadığı yemek kitaplarımı, dergilerimi, notlarımı düzenliyordum ki, bu dergiyi gördüm. Bir gün önce de heveslenip çilek almıştım. Derginin bu sayısının özel olarak çilekli tariflere ayrıldığını görünce sayfaları hızlıca karıştırıverdim ve hemen bu tarife takıldı gözüm. Misafirlerimin tadar tatmaz hemen tarifini istemelerinden de anladım ki çok doğru bir seçim yapmışım. Ben tarifteki gibi dikdörtgen değil kare borcam kullandım kalıp olarak. Biraz ince oldu, dilimleri geniş kestim. Bir dahaki sefere 10x30 cm.lik baton kek kalıbını kullanacağım. Dergideki fotoğrafta dilimler baton pastaymış gibi duruyordu.
Neyse, tarif 8 kişilik ve dergiye göre hazırlaması 20 dakika sürüyor. Bence tüm malzemeler elinizin altında hazırsa, mesela çilekler yıkanmış, ayıklanmış ince ince doğranmışsa, önceden çekilmiş fındık varsa, limon kabuğu ya da çikolata rendelenmişse 20 dakika yeterli tabii. Ama bütün bunları mutfakta tek başınıza yapıyorsanız ve ayağınızın altında, elinize aldığınız her şeyi tutmak ve tadına bakmak isteyen şahane bir meraklı minik varsa hazırlama süresini derhal iki katına çıkartın, bence. Tecrübeyle sabittir:)
Malzemeler: 1,5 su bardağı krema, 2 paket vanilya, 2 paket kakaolu bisküvi, 2 yemek kaşığı pudra şekeri, 1 yemek kaşığı limon suyu, 1 su bardağı iri çekilmiş fındık, 1 su abrdağı kuru üzüm, 1 limonun rendelenmiş kabuğu, 3 yemek kaşığı kakao, 150 gr. çilek, 100 gr. rendelenmiş bitter çikolata
Üzeri için: 400 gr.çilek, 1 tatlı kaşığı nişasta, 2 yemek kaşığı toz şeker, 2 yemek kaşığı rendelenmiş sütlü çikolata.
Yapılışı: Bisküvileri robotta un haline getirene kadar ezin. 150 gr. çileği temizleyip ince ince dilimleyin. Çilek hariç bütün malzemeleri, önce kuru sonra sıvı malzemeler olmak üzere çukur bir kapta karıştırın. Düzgün bir hamur elde edene kadar yoğurun. Bisküvi hamurunun yarısını folyoyla kaplı dikdörgen bir fırın kalıbına döküp yayın. Üzerini çilek dilimleriyle kaplayıp kalan hamuru da üzerine dökün ve yayın. Bir gece buzlukta bekletin. Üzeri için temizlediğiniz çilekleri blendırda püre haline getirip, çikolata hariç diğer malzemeleri ekleyin. 3-4 dakika karıştırarak pişirin. Soğumaya bırakın. Rokokoyu buzluktan çıkarıp servis tabağına alın. Üzerine çilek püresini sürüp 20 dakika daha buzdolabında bekletin. Üzerini çikolata ve nane yapraklarıyla süsleyin. Afiyet olsun!

4 Haziran 2009 Perşembe

Patatesli Pirinçli Ispanak Yemeği

Son günlerde Montessori e-grubundan bir kaç arkadaş bebeklerine sebze yedirebilmek için değişik tarifler arıyordu. Onlara tarifler için blogumu adres göstereyim diye düşünürken uzun zamandır bebekler için yemek tarifi yazmadığımı ve blogun bu başlığının biraz zayıf kaldığını fark ettim. Sabah ilk işim fotoğrafı olup ta tarifini bilgisayara aktarmadığım, kendi uydurduğum ama herkesin aklına gelip te muhtemelen tarif diye bir kenara kaydetmediği bu yemeği yazmak –ki pişireli yaklaşık iki ay oldu, ikinci işim de bir sonraki yazının konusu olan tamamen kendime ait yine ıspanaklı bir yemek yapmaktı. Bebeğim bu yemeği çok sevmişti ve ayıla bayıla yedi. Zaten sebzelerle arası çok iyidir. Yemeğe konulacak suyun yarıya yakını bir gece önce haşladığım tavuğun suyuydu ve bence yemeğe lezzet kattı. Tarif benim kızımın yeme kapasitesine göre 2 porsiyonluk.
Malzemeler: 2 yemek kaşığı zeytinyağı, ½ incecik doğranmış küçük soğan, 200 gr. ince doğranmış dondurulmuş veya taze ıspanak, 1 orta boy rendelenmiş patates, 2 yemek kaşığı pirinç, 1+ ¼ su bardağı su (et veya tavuk suyu ilave edebilirsiniz), 1 çimdik tuz, 1 çimdik kimyon
Yapılışı: Soğanı zeytinyağında biraz sarartın, rendelenmiş patatesleri ekleyip sarartmaya devam edin. Ispanağı koyup şöyle bir çevirin. Pirinci ve suyunu ilave edin. Pirinçler pişene kadar (yaklaşık 15-20 dakika) orta ateşte pişirin.
Tüm bebişlere afiyet olsun, yarasın, büyütsün!

31 Mayıs 2009 Pazar

Muzlu Pekmezli Bebek Bisküvisi

Cuma akşamı dünkü ODTÜ açık hava bebekler buluşması için internetten bulabildiğim bütün bebek bisküvisi tariflerini inceledikten sonra “bebeğim ne yesin” sayfasında gördüğüm tarifi kendime göre değiştirip 2 ölçü olacak şekilde yaptım. Fotoğrafta gördüğünüz kurabiye kalıplarıyla 40 tane oldu. Gece gece denediğimde yumuşacıktı ve kurabiye, kek gibi tariflerde fazla tatlıyı sevmeyen damağıma göre tadı çok yerindeydi. Bebişler de pek beğendiler hatta bazıları yürürken ya da oynarken bile ellerinden bırakmadılar. Günün sonunda kurabiyeler bitmişti.
Bazı pekmezler daha yoğun bazıları daha akıcı oluyorlar. Benimkisi sevgili Neslihan’ın alıp getirdiği AOÇ’nin üzüm pekmeziydi ve biraz akıcıydı. Bu yüzden unu koyarken kaşık kaşık koymanızı tavsiye ederim. Orijinal tarifteki uyarıları yinelemekte fayda var: Hamuru çok ince açmayın ve bisküvileri çok pişirmeyin. Pişip soğuduklarında çok sert olurlar.
Malzemeler: 26 tepeleme yemek kaşığı tam buğday unu, 2 adet oda sıcaklığında yumurta, 2 adet orta boy muz, 125 gr. oda sıcaklığında tereyağı, 1+ 1 çay bardağından 2 parmak eksik üzüm pekmezi.
Yapılışı: Bütün malzemeyi karıştırıp iyice yoğurun. Kolaylık olması için muzu önceden çatalla ezin. Hamur pürüzsüz olmalı. Unlanmış bir merdaneyle (merdaneniz yoksa cam şişe kullanabilirsiniz) hamuru bir parmak kalınlığında açın ve ister şekilli kalıplarla ister çay bardağıyla yuvarlak kurabiyeler kesip yağlanmış veya yağlı kağıtla kaplanmış tepsiye yerleştirin. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin. Afiyet olsun!

26 Mayıs 2009 Salı

Magnum Ama Nasıl?

Epey zamandır "Ye 45: Dondurma" etkinliği için değişik ne yapabilirim diye düşünüyordum. Dün akşam buzluğun derinliklerinde bir tane Magnum keşfettim. Biz hiç almadığımız ve yemediğimiz için çok şaşırdım tabii. Sonra ablamların taşınmama yardım etmek için geldiklerinde aldıklarını hatırladım. Ne zaman taşındın diye sakın sormayın:) Elimde kahve fincanımla, masanın üzerinde, paketin ağzı açık kaldığı için hafiften yumuşamış Eti Pötibör çifte kavrulmuş bisküvileri görünce yeni bir şey denemeye karar verdim. Bu tarifte dikkat edilmesi gereken nokta magnumun tamamen erimemesi, sadece biraz yumuşamalı. Eriyip yeniden dondurulan dondurmaların bakteri ürettiklerini unutmayın! Bir de yazmadan edemeyeceğim, bu tarifin gerçek dondurmayla yapılması halinde çok daha lezzetli olacağını düşünüyorum. Biz bu tür ürünleri yerken margarin mi yoksa dondurmamı yiyoruz, hiç anlayamıyoruz. Bu yüzden de böyle şeyleri hiç almıyoruz. Bence Magnum bu haliyle daha bir yenilebilir olmuş. Tarif 2 kişilik.
Malzemeler: 1 adet Magnum Klasik, 7-8 tane bisküvi, 1 dolu avuç ceviz içi, 3 yemek kaşığı şekersiz filtre kahve, üzeri için 1 yemek kaşığı kadar rendelenmiş bitter çikolata
Yapılışı: Yayvan bir kabın içine magnumu koyup biraz yumuşamasını beklerken, robotta ceviz içi ve bisküvileri un haline getirin ve bir tasa boşaltın. Üzerine kahveyi koyun, karıştırın ve bu karışımı bir kaşık yardımıyla magnumla karıştırın ve donmaya müsait bir kabı önce su ile çalkalayıp karışımı bu kaba koyun ve buzluğa kaldırın. Servisten önce üzerine rendelenmiş bitter çikolata serpin. Afiyet olsun!

21 Mayıs 2009 Perşembe

Kekikli Portakallı Çörek

Hafta başından arkadaşlarla cumartesi günü bebişlerimizi Hayvanat Bahçesi’ne götürelim diye görüşüp hızlıca karar vermiştik ama hangimizin ne yapıp getireceğine karar vermek için epey bir mail trafiği yarattık aramızda. Benim payıma tuzlu bir şeyler yapmak düştü. Bebişler dolaşırken ellerinde tutup rahat yesinler diye çörek yapayım, dedim. Tariflere baktım baktım, o an hiç birini beğenmedim ve en sonunda mecburen gecenin bir vakti kafamdan bir çörek uyduruverdim. Meleğim uyku arasında uyanıp su istemeseydi, hamuru 20 dakika kadar dinlendirmek zorunda kalmayacaktım ama sonradan hamurun çok iyi toparlandığını görünce bazı çörek tariflerindeki dinlendirme aşamasını hatırlayıp ‘demek ki gerekliymiş bu’, dedim kendi kendime. En son fırından çıkarmadan önce ‘ay çok açık renk kaldı bunlar, azıcık rengi dönsün bari’ deyip fırını fanlı programa çevirmeseydim sanırım çok daha yumuşak olacaklardı. Gerçi arkadaşlara göre güzel olmuştu galiba ki “bloga koyacaksın dii mi bu tarifi” diye sordular. Adam başı ikişer çörekten 8-10 kişilik.
Malzemeler: 2 yumurta, ½ su bardağı suyu alınmış koyu yoğurt, 100 gr. yumuşak margarin, 1 portakalın suyu ve aynı portakalın kabuğunun rendesi, 2 tatlı kaşığı kuru kekik, 125 gr. ezilmiş beyaz peynir, 1 paket kabartma tozu, aldığı kadar un.
Yapılışı: Yumuşamış margarini, oda sıcaklığındaki yumurtaları, yoğurdu, peyniri, portakal suyu ve kabuğunu derin bir yoğurma kabına koyun. Üzerine kekiği ekleyin. Kabartma tozuyla karıştırılmış ve elenmiş unu azar azar koyun. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hamurun elinize yapışmaması gerek. Üzerini nemli bir bezle kapatıp ılık bir yerde 20 dakika kadar dinlendirin. Hamurdan şöyle ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp yuvarlayın. Yağlı kağıt koyduğunuz veya yağladığınız tepsiye kabarma paylarını da düşünerek biraz aralıklı dizin. Önceden 175-180 derecede ısıttığınız fırında 35-40 dakika pişirin. Üzerine yumurta sürülmediği için üstü kavrulmuyor ve biraz açık renk kalıyor. Sakın benim gibi yapmayın ve fırını fanlı programa çevirmeyin. Afiyet olsun!

15 Mayıs 2009 Cuma

Pakize Barışta’dan Fırında Somon Balığı

Bugünkü balık tarifi Pakize Barışta’ya ait. İnternette yayınlanmaya başladığından beri takip ettiğim gazetem.net’in kurucularından olan Pakize Barışta’nın edebiyat ve felsefe yazılarının yanı sıra aynı sitede verdiği tarifler de çok güzel. Şimdiye kadar denediğim tüm tarifleri gayet iyi sonuçlandı. Sanırım O’da benim gibi mutfakta bir şeyler pişirerek vakit geçirmeyi seviyor. Bu tarifte mutlaka yerli somon da denilen Deniz Alası kullanmak gerekli. Norveç somonlarıyla yapınca aynı tadı bulamadığını yazmış, Barışta. Bence yemeğin tüm özelliği sosunda. Hem pratik hem çok lezzetli. Biz iki gün önce ayıla bayıla yedik. Ertesi gün iş günü diye sarımsak koymadım. Yine de çok güzel oldu.
Deniz Alası somon balığı kadar yağlı değil. Bu yüzden yedikten sonra ağır gelmiyor insana. Rengi de sanırım bu yüzden biraz daha açık. Okuduğum kadarıyla Omega3 açısından da neredeyse aynı değerdeler. Ben 1,300 gr. gelen bir balığı 4 parça fileto yaptırdım. Fileto haline gelince 900 gr.-1 kg.’a düştü ağırlığı. Bizim gibi balığı çok seven 2,5 kişilik bir aileye de ziyadesiyle yetti. Meleğim önündeki balık parçaları bittikçe çığlıklar atıp uyardı bizi, nerede kaldı balığım? diye. Son günlerde saray gelini olmaktan vazgeçip elle yemek yemenin tadına varmaya başladı da...
Malzemeler:1 adet filetosu çıkarılmış, iki veya dört parçaya ayrılmış Deniz Alası balığı, 2 adet ince rendelenmiş büyük havuç, 3 adet büyük boy soyulmuş rendelenmiş domates, 4 diş sarımsak rendesi, tuz, karabiber, 2 yemek kaşığı zeytinyağ.
Yapılışı: İki büyük parça balık için uygun boydaki bir fırın kabının içine rendelenmiş havuç ve rendelenmiş domatesi, tuz, biber ve rendelenmiş sarımsakla birlikte karıştırarak döşeyin. Üzerine tuzlanıp biberlenmiş balık filetolarını gömün. Filetoların üzerinde iki yemek kaşığı zeytinyağını gezdirin ve yüksek derecede (elektrikli ise 225 derecede) ısıtılmış fırının orta gözündeki tepsiye yerleştirin. 20 dakika pişirin. Fırınınızın gücüne göre bu süreyi 30 dakikaya çıkarabilirsiniz. Afiyet olsun!

10 Mayıs 2009 Pazar

Çiğdem’in Kakaolu Kayısı Püreli Keki

İki hafta önce pazartesi öğlene doğru arkadaşım Gülüş’le konuşup kızımla onlara gitmeye karar verince hemen uyduruverdim bu tarifi. Bilhassa Gülüş’ün hızla büyüyen sevimli oğlu Barış’ı düşünerek yaptım keki ama Gülüş’ün ikinci bebeğine hamile olduğunu ve ilk üç ay üç kilo alınca azıcık dikkat etmeye başladığını unutuvermişim. O da biz gidiyoruz diye güzel şeyler yapmış, almış. Ayrılırken, 'evde çok şey oldu' deyip kekin yarısını elime tutuşturdu. Böylelikle eşimin de fikrini alma şansım oldu. Nasıl olmuş diye sormama gerek bile kalmadı çünkü ertesi güne kek te kalmadı. Eve dönüp tarifimi kayda geçirirken bir de internete baktım. Bulabildiğim tariflerin hemen hepsi kuru kayısıların küçük küçük doğranmasıyla, bana çok gelen yumurta sayısı ve sıvıyağ miktarıyla birbirine çok benziyordu.
Keki yaparken bazen kahvaltıda marmelat yerine yediğim ve hiç şeker koymadan yaptığım kayısı püresini kullanayım, dedim. Kakaoyla birbirlerine çok yakıştılar. İnsanın elinin altında kurabiyelere, keklere kullanmak ya da benim gibi marmelat niyetine yemek üzere böyle meyve pürelerinin olması çok işe yarıyor. Ben 10x30 cm.lik kek kalıbını tercih ettim ama çapı 20 cm. olan yuvarlak kek kalıbı da kullanabilirsiniz. Tarif adam başı birer dilimden hesaplanırsa 8-10 kişilik.
Malzemeler: 3 yumurta, 1 su bardağından 2 parmak eksik toz şeker, 2 yemek kaşığı kakao, ½ su bardağı çekilmiş ceviz veya fındık, ½ çay bardağı süt, ½ subardağı sıvıyağ, 1 paket kabartma tozu, 2 su bardağı un, ½ su bardağı kayısı püresi, 80-100 gr. küçük doğranmış bitter çikolata.
Yapılışı: Yumurtaları önce 1-2 dakika, şekeri ekledikten sonra 3-4 dakika daha çırpın. Ardından süt, sıvıyağ, kakao, fındık, kabartma tozuyla karıştırılmış, elenmiş unu ekleyin. Karışımın yarısını yağladığınız kek kalıbına dökün. Daha önceden haşlayıp püre haline getirdiğiniz kayısıları karışımın üzerini tamamen kaplayacak şekilde yayın. Pürenin üzerine küçük küçük doğradığınız bitter çikolatayı serpiştirin. Kalan karışımı kalıbın içine kayısı püresinin üzerini kapatacak şekilde dökün. 170 derecede önceden ısıttığınız fırının fanlı programında 30-35 dakika pişirin. Afiyet olsun!
Not: Meleğim peklik çektiğinde, kayısı püresini ya kahvaltısına ya da akşam üzeri yediği meyve karışımına ekliyorum ve çok kısa sürede sonuç alıyorum.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails