Sayfalar

25 Mart 2009 Çarşamba

Zeytinli Kuru Domatesli Kolay Ekmek

Fusion mutfağının Türkiye'deki başarılı temsilcilerinden biri olan Defne Koryürek’in bu tarifine, TV8'in ilk yılıydı sanırım, sabah programlarından birinde rastlamıştım. Dikkatle izleyip hemen notlarımı almış ve hemen ertesi hafta Brüksel’deki Türk marketlerinden kuru domates alıp yapmıştım. Sonuç, hayal kırıklığı oldu. Yurtdışında çeşit çeşit un var, sanırım seçtiğim un bu tarif için uygun değildi. Bir de yurtdışında bulabildiğim kuru domatesler, beklediğim tadı yaratmadı. Bu sefer ilk kez katılacağım yemek etkinliği "Ye43: Ekmek" için değişik ne yapayım diye düşünürken aklıma bu tarif geldi. Bir de öncesinde başarısız olmuşum ya, mutlaka tekrar denemem lazım:) 31 Mart'ta bitecek etkinlik için 14 aylık kızımı da yanıma alarak girdim mutfağa. O minicik elleriyle kabartma tozunu una döküşü çok güzeldi. Domatesleri kahkahalarla ve tek tek attı hamura. Tam filmlikti. Evde yalnız olduğuma bir kere daha hayıflandım. Sonra da mama sandalyesinde oturmuş beni seyrederken ve ben car car her koyduğum malzemeyi miktarına varıncaya kadar söylerken uyuya kaldı.
Ekmeklere gelince tarifin orijinalinde 260 gr. kekun ve 250 ml. krema vardı. Piyasadaki küçük krema kutuları 200 ml.’lik olduğundan ve 50 ml. için başka bir krema kutusu açmayı anlamlı bulmadığımdan (ben mutfakta kremayı çok nadir kullanırım) un miktarını azalttım. Dün markette bu tarif için özel olarak kekun ararken içinde bunu farklı kılan ne var diye baktım ve içine kabartma tozu ve yemeklik tuz koymak suretiyle normalde 1 kilosu 1,55 TL olan bildiğimiz buğday ununun 450 gramını 2,45 TL’ye sattıklarını fark ettim. Uzun sözün kısası, ben kekun yerine normal buğday unu ve kabartma tozu kullandım. Bir de tarifte böyle bir şey yazmamasına rağmen kuru domatesleri 5-6 dakika kadar sıcak suyun içinde bekletip yumuşattım. Bu sefer sonuç hakikaten çok leziz oldu. Un miktarını azalttığım için 5 tane küçük ekmek çıktı. Çok kısa sürede piştiğinden ve yapımı çok kolay olduğundan bilhassa pazar kahvaltıları için öneririm. Defne Koryürek'e de kendi adıma teşekkür ederim.
Malzemeler: 2 su bardağı un (200 gr.), 200 ml. krema, 1 çay bardağı küçük doğranmış siyah zeytin, 7-8 tane sıcak suda bekletilip yumuşatılmış ve orta büyüklükte doğranmış kuru domates, ½ paket kabartma tozu.
Yapılışı: Derince bir kaba kabartma tozuyla karıştırılmış unu boşaltın, kremayı, zeytinleri ve kuru domatesleri ilave edin. Alttan üste doğru spatula yardımıyla çevirip karıştırın ve tüm malzemeyi bütünleştirmek üzere tezgaha koyun. El ile biraz yoğurun. Çok fazla yoğurmamak gerekir, krema yüzünden hamur hemen gevşeyebilir. Hamuru 5- 6 eşit parçaya kesin ve elde şekil verin. Yağlı kağıtla kaplanmış tepsiye koyun ve önceden 175 derecede ısıtılmış fırının fanlı programında 15 dakika kadar pişirin.
Afiyet olsun!

Kaşarlı Rulo Köfte

Bu tarifi internette değişik bir rulo köfte tarifi ararken buldum. Ben önce Oktay Usta’nın web sitesi sandım ama değilmiş. Oktay Usta fanlarının kurduğu bir siteymiş. Ben tabii tarifi orijinal adresinden edineyim hem de kontrol etmiş olurum diye düşünüp Oktay Usta’nın resmi web sitesine baktım veee orada böyle bir tarife rastlamadım:) Belki tarif kitaplarında vardır diyerek iyi niyetimi korumaya devam ediyorum.
Tarifin orijinalinde taze kaşarın yarısı içine konulup kalanıyla da dışı kaplanıyordu ve köfteyi dilim dilim kestikten sonra teflon tavada pişirin deniyordu. Ben taze kaşarın tamamını içine koydum ve tamamen çözünmemiş köfte dilimlerinin tavada pişmeyeceğine, kaşarların da eriyip yanacağına kanaat getirdim ve fırında pişirmeyi daha uygun buldum. Sosu da tamamen kendim ilave ettim yemeğe. Yarın iş günü olduğundan sosuna sarımsak koymaktan vazgeçtim ama bence siz vazgeçmeyin. Ayrıca sosun içine değişik bir tad katması için 1 silme yemek kaşığı kadar hardal da koyabilirsiniz, tavsiye ederim. Çabuk olmak uğruna pek fikir verebilecek bir görüntü çıkmadı ortaya, maalesef. Işık ta uygun değildi. Kızımın acıktım manasına gelen çığlıkları ve eşimin “hadi ama yiyelim artık!” nidaları arasında zar zor çekebildim fotoğrafı. Aşağıdaki malzeme miktarıyla 10-12 dilim köfte çıkıyor.
Malzemeler: 300 gr. kıyma, 1 orta boy soğan, 1 yumurta, 1 kase rendelenmiş taze kaşar peyniri, alabildiği kadar galeta unu, tuz, karabiber, kimyon
Sos için: 2 büyük rendelenmiş domates, 1 çay bardağı su, 1 tatlı kaşığı kuru kekik, 1-2 diş dövülmüş sarımsak
Yapılışı: Tüm malzemeyi genişçe bir kapta iyice yoğurun. Köfteyi streç folyonun üstüne kare veya dikdörtgen şeklinde yayın. Üzerine kaşar peyniri rendesini yayın. Streç folyoyla rulo haline getirin. Birleşim yeri aşağıda kalmalı. Streç folyoya sarın ve buzluğa koyup bir gece bekletin. Ertesi gün buzdolabına indirin. Tamamen çözülmeden 1-1,5 parmak genişliğinde dilimler halinde kesin ve yağladığınız tepsiye veya borcama yatay olarak yerleştirin. Ayrı bir kapta iyice karıştırdığınız sosu üzerine dökün ve üzerini yağlı kağıtla kapatıp önceden 160 derecede ısıttığınız fırında 45-50 dakika kadar pişirin. Son 10-15 dakika üzerindeki yağlı kağıdı kaldırıp fırını 180-200 dereceye getirin. Arzu ederseniz bu aşamada üzerine rendelenmiş taze kaşar serpebilirsiniz.

22 Mart 2009 Pazar

Yeni Oyun Grubu Buluşmasında Neler Yenil(eme)di?

Dünkü buluşmada annelerin uzun süre sadece bakmakla yetindiği ve hatta korkarım Umur’un hiç birini tadamadan gittiği mütevazı soframızda üzerine hindistan cevizi ve siyah çikolata rendesi koymayı unuttuğum Portakallı Bisküvi Pastası, Lorlu Kurabiye, bebeklerde yer belki diye düşündüğümden daha çok peynirli ama adı Zeytinli Muffin ve Sebzeli Tepsi Böreği vardı.
Doruk’un annesi Güliz, tadına ancak akşam bakabildiğim ve tarifini hemen almak istediğim yeşil mercimekli börek, Emre Jr.’un annesi Sibel kısır, Zeynep’in annesi Neslihan pekmezli, meyve püreli kurabiye zannedilen keklerden yapmışlardı. Masanın üstü çok kalabalıktı, ancak artanların fotoğrafını çekebildim. Ne kadar az getirmişler diye düşünmeyin yani:) Fotoğraftan kokularını alamadığınız şahane çiçekleri de su damlası kadar zarif Ada ve annesi Umur getirdi. Herbirinize ayrı ayrı teşekkür ederim.
Şekerli yiyeceklerin dışındakiler –ki ben her tarifin şeker miktarını 1/3 oranında azaltırım- anneler tarafından bebekler de yer diye düşünülerek yapılmıştı. Bir an bebeklerimizin yiyebildikleri şeylerin ne kadar çoğaldığını farkettim. Bebişler bir yaşını geçince yemek meselesi daha da kolaylaştı sanki.

Tariflere gelince, Portakallı Bisküvi Pastasını sevgili Selma yengemin havalar biraz ısındığında yazmayı planladığım, bilhassa yaz aylarında frigo niyetine yenilen limonlu bisküvi pastasından ilham alarak yaptım. Biraz kendini bulsun diye 10-15 dakikalığına buzluğa koyup bütün gece orada unutunca ve masaya getirip uzun süre dışarıda tutunca doğal olarak biraz sulandı, maalesef.
Malzemeler: Rendelenmiş 1 büyük portakal kabuğu, aynı portakalın suyu, 1 su bardağından 2 parmak eksik şeker, 3 dolu çorba kaşığı buğday nişastası, 1 paket vanilya, 1 tatlı kaşığı yağ, 1 yumurta, 3 su bardağı soğuk su, 1+1/3 paket çifte kavrulmuş pötibör bisküvi, üzerine isteğe bağlı olarak rendelenmiş bitter çikolata ve/veya hindistan cevizi ve/veya ince çekilmiş ceviz/fındık. Ben krem şantiden hoşlanmadığım için önermiyorum ama sevenler krem şantinin de çok yakıştığını söylüyor.
Yapılışı: Yumurtayı iyice çırpın ve şekeri ilave edin. İyice karıştırınca soğuk su hariç bütün malzemeleri koyun. 3 su bardağı suyu azar azar yedirin ve tencereyi ateşe koyun. Topaklanmamasına dikkat ederek orta ateşte pişirin. Karışımın soğumasına yakın önceden kırılmış pötibör bisküvileri ilave edip, ezmemeye çalışarak karıştırın. Su ile ıslatılmış kalıba dökün ve buzdolabına koyun. Bir gece buzdolabında bekletin. Sakın benim gibi buzluğa koyup, orada unutmayın:)

Lorlu Kurabiye Yemek Zevki'nden. Her zaman çok iyi sonuç veren bir tarif. Tek şartı var, gerçekten tuzsuz lor peyniri kullanılmalı, çökelekle pek güzel olmuyor. Ben yağdan öcü gibi korkan biri olarak lor peynirinin de yağsız olanını arayıp buldum. Ayrıca şeker miktarı orijinal tarifte 1,5 su bardağı iken ben 1 su bardağı koydum. Fırının fanını çalıştırınca 20-25 dakikada pişti. Tarifin orijinalinde lor peynirine portakal kabuğu da eklenebileceği yazılmış. Ben, düşkünlüğüm kullandığım isimden de anlaşılacağı üzere genelde limon kabuğu ekleyerek yapıyorum.
Malzemeler: 1 su bardağı toz şeker, 3 çorba kaşığı sıvı yağ, 100 gr tereyağ, 2 yumurta, 250 gr yağlı tuzsuz lor peyniri, 1 tatlı kaşığı karbonat, aldığı kadar un
Yapılışı: Yumurtalardan birinin akını üzeri için ayırıp bütün malzemeleri karıştırın. Elde edilen hamurdan ceviz büyüklüğünde toplar yapın. Topların sadece bir tarafını önce yumurta akına, sonra şekere batırarak yağlanmış tepsiye dizin. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında pişirin.

Zeytinli Muffin tarifini Alacarte by Neslos’tan aldım ama hem peynir, hem zeytin hem de yağ miktarında ciddi değişiklikler yaptım ve ½ demet ince doğranmış dereotu ekledim. Tarif 12 adet muffin için.
Malzemeler: 2 yumurta, 1 su bardağı süt, 1/3 su bardağı sıvıyağ, 1/2 su bardağı çekirdekleri çıkarılmış, doğranmış siyah zeytin, 1 su bardağı beyaz peynir, 2 su bardağı un, 1 paket kabartma tozu
Yapılışı: Yumurtaları çırpın, süt ve sıvıyağı ekleyin. Kabartma tozuyla karıştırılmış unu da ekleyerek kek hamurunu hazırlayın. Son olarak peynir, zeytin ve dereotunu ekleyip, spatula ile karıştırın. Kağıt kalıpları muffin kalıbının içine yerleştirin ve kek hamurundan kalıbın yarısına gelecek kadar koyun. Önceden 160 derecede ısıtılmış fırında 30 dakika kadar pişirin.
Not: Bazı muffin kağıtları olması gerektiği gibi yağlı kağıttan yapılmıyor. Muffin kağıtlarını eğer büyük marketlerden ve çok ucuza aldıysanız mutlaka içini yağlayın yoksa benimkiler gibi yapışır.

Son tarif olan Sebzeli Tepsi Böreği ise akşam akşam kendi kendime uydurduğum bir tarif. Aslında 5 yufkanın tamamı kullanılamıyor. Büyük bir fırın tepsim olmasına rağmen yarım yufka arttı. Bir de fırınım üzerini kurutmasaydı...
Malzemeler: 5 yufka, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 2 orta boy kabak, 2/3 su bardağı rendelenmiş taze kaşar, 1 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurt, 2 yumurta, 1 çay bardağı sıvıyağ.
Yapılışı: Havuçları ve patatesi soyup buharda haşlayın. Haşlanmış sebzeleri rendeleyin. Üzerine çiğden rendelenmiş kabak ve rendelenmiş taze kaşarı ekleyin. Büyükçe bir tasta geriye kalan malzemeleri iyice karıştırın. Tepsiyi yağlayıp ilk yufkayı bütün olarak tepsinin dibine yayın. Üzerine yoğurtlu karışımdan bolca sürün. İkinci ve üçüncü katlarda da aynı işlemi tekrar edin. Dördüncü katta sebzeli peynirli karışımı eşit olarak bütün tepsiye yayın. Üzerine son yufkayı serin ve tepsinin kenarlarındaki ilk katın yufkasını kapatın ve üzerine yine bolca yoğurtlu karışımı yayın. Her katta yufkaların bu yoğurtlu karışımla tamamen ve iyice ıslandığından emin olun. Önceden 200 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar 30-35 dakika pişirin. Tepsiyi fırından çıkarır çıkarmaz üzerine ½ çay bardağı kadar soğuk suyu parmaklarınızla serpiştirin ve tepsinin tamamını kapatacak büyüklükte bir kurulama beziyle tepsiyi örtün.

Annem Der ki!: Fırından yeni çıkan tepsinin üzerine soğuk su serpiştirirseniz böreğinizin üstü yumuşacık olur.

Afiyet olsun!

17 Mart 2009 Salı

Haftanın Menüsü - 3

Nihayet Ankara'ya ve dolayısıyla mutfak düzenine geri döndüm. İşte bu düzeni sağlamamı kolaylaştıran haftanın menüsü!
Pazartesi : Ezogelin Çorbası, Kabak, Domates, Biber Dolması
Salı : Şehriyeli Domates Çorbası, Biberiyeli Tavuk, Zeytinyağlı Kereviz
Çarşamba : Karnıbahar Çorbası, Fırında Köfte, Zeytinyağlı Kereviz
Perşembe : Brüksel gecesi (Belçika Biraları eşliğinde çeşitli peynirler ve mezeler)
Cuma : Kırmızı Çorba, Tas Kebabı, Pilav
Cumartesi : Mercimek Çorbası, Kıymalı Brokoli Yemeği, Zeytinyağlı Havuç
Pazar : Izgara Balık, Patates Salatası

Afiyet olsun!

16 Mart 2009 Pazartesi

Elmalı Kek

Sabaha karşı 04.00 gibi eve varıp, çok özlediği babasını görünce cin kesilen kızımı uyutmak üzere 05.30’a kadar oyalanınca, kalkma vakti de 12.30’a kaydı. Tüm yemek düzeni de aynen. Pazar gününe çok uygun denebilir tabii... Saat 15.00 civarı şöyle ayağımın tozuyla bir mutfağa gireyim, çay için bir kek yapayım dedim. Fakat keki yapmaya başlamam 17.00’yi buldu. Geldim diye aradıklarım ve döneceğimi bilip arayan arkadaşlarımla telefon muhabbetlerinin ardından daha erken başlayamazdım zaten. Anlatacak bir dolu şey birikmiş, özleşmişiz.
Gelelim tarife. Yanda fotoğrafını gördüğünüz Elmalı Kek aşağıda malzemelerini verdiğim kekmiş izlenimi yaratabilir ama aslında aynı kek değil. Brüksel’den döndüğüm gün pazar olunca ve bu kar da kışta (?!) dışarı çıkmaya üşenip evde bulduğum/kalan malzemelerle yapınca esas tarife uzak ama tad olarak bir hayli yakın ve şaşırtıcı biçimde de lezzetli bir kek çıktı ortaya. Bu arada yeni aldığım silikon kalıplarımdan birini daha denemiş oldum. Tarif aile ahbaplarımızdan birinde yediğimiz, beğenince önce defterime yazdığım ve oradan da son 3-4 yıl içinde ağır ağır bilgisayara aktardığım tariflerden ve maalesef kaynak belirtmenin ne kadar mühim olduğunu bilebilecek yaşlarda olmadığım yıllardan, yani çoook uzuuun yıllar öncesinden bir tarif.
Esas tarifin malzemeleri : 1 büyük rendelenmiş elma, 1,5 s.b. toz şeker, 1 yumurta, 1 su bardağı yoğurt, 3 su bardağı un, 1 paket kabartma tozu, tarçın, ½ s.b. eritilmiş ılıtılmış margarin, ½ s.b.’dan 1 parmak az miktarda mısır özü yağı
Esas tarifte yazan yapılış şekli: Şeker ve yumurta karıştırılır. Tüm malzemeler konur, karıştırılır. Üzeri kızarana kadar pişirilir.
Benim yaptığımın malzemeleri: 1 rendelenmiş elma, 1 s.b. toz şeker, 1 yumurta, ½ su bardağı yoğurt, ¼ s.bardağından 1 parmak az süt, 1+ ¾ s.b. un, ¾ paket kabartma tozu, 1 ç.k. tarçın, ½ s.b. eritilmiş ılıtılmış margarinin üzerine 2 parmak ayçiçek yağı eklenerek elde edilen miktarda yağ, 2 avuç kadar iri çekilmiş ceviz.
Benim yaptığım: Önce yumurta 1 dakika kadar hızlı çırpılır. Ardından şeker eklenir ve 3-4 dakika daha hızlı devirde mikserle çırpılmaya devam edilir. Ardından elma rendesi, yoğurt, süt, kabartma tozuyla karıştırılmış un, tarçın, yağ, ceviz hepsi konulur ve şöyle bir kaç kere karıştırılıp yağlanmış kek kalıbına konur. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişirilir.
Naçizane önerim, yukarıda verdiğim esas malzemelerle benim yaptığım gibi pişirmeniz. Esas tarifte olmamasına rağmen ceviz, badem veya fındık, elmalı her tarife olduğu gibi bu tarife de çok yakışıyor.
Afiyet Olsun!

10 Mart 2009 Salı

Gülüş'ten Kral Galetası

Çok sevgili arkadaşım Gülüş Gülcügil Türkmen blogumun tatlı tarifi sayısını az bulmuş –ki çok haklı, daha tatlılara, pastalara sıra gelemedi. Çocukluğu Brüksel’de geçtiğinden kendi blogunda ilk ve son kez yayınlayacağı yemek tarifi olarak Belçika’nın ünlü Kral Galetası’nı seçtiğini yorum yazısında belirtmiş. Bu tarif yorumların arasında kaynamasın, unutulmasın diye Gülüş’ün verdiği linki ayrıca belirteyim, istedim. Kişisel yorumum hakikaten güzel bir pasta/turta olduğu. Ama benim esas hoşuma giden bu pastanın var olma sebebi. Aslında her yıl 6 Ocak’ta Hz. İsa’nın vaftiz edildiği gün olarak kutlanılan “Epiphanie” (Yunanca’da “görünme” anlamına geliyor) Yortusu uyarınca pişer bu pasta. Kökeni Fransızlara dayanmakla birlikte 14. yüzyıldan beri neredeyse tüm Avrupa’da yeniyor. Gülüş’ten farklı olarak ben pastanın davetli sayısından bir fazlasına bölündüğünü duymuştum. Fazla olan dilim “Tanrı’nın parçası” addedilir ve ailenin uzakta olan akrabası için saklanırmış. Bir sure sonra da kapıyı çalan ilk yoksula ikram edilirmiş. Gülüş’ün yazısıyla birlikte, pastanın hikayesini ilk duyduğumda beni etkileyenin bu paylaşma ve uzaktakileri anma duygusu olduğunu hatırlayıverdim. Tarif için bkz. http://gulusturkmen.wordpress.com/2009/03/09/kral-galetasi/

8 Mart 2009 Pazar

Dereotlu Peynirli Kek

Nihayet buraya geldiğimden beri Meleğimin yemekleri dışında –ki artık O da çoğunlukla bizim yediklerimizi yiyor- bir şey pişirebildim. Bugünün pazar ve kayınpederimin şeker hastası olması sebebiyle tuzlu kek yapmaya karar verdim. Böylelikle kendimi tutamayarak aldıkça aldığım her çeşit silikon kek kalıplarımdan birini de denerim diye düşündüm. Sonuç, fotoğrafta gördüğünüz gibi zavallı ayıcığın kafası kesik. Ben soğusun da büyük bir tabağa alayım diye beklerken, Sina Babam kekin şahane kokusuna dayanamayarak hemen gidip bir dilim yiyivermiş. E, bu durumda tadı üzerine bir şey yazmamın lüzumu kalmadı sanırım:)
Malzemeler: 1 su bardağından iki parmak az sıvı yağ (ben yarısını zeytinyağ kalanını ayçiçek yağı koydum), 1 çay bardağı yoğurt, 1,5 paket kabartma tozu, 2 su bardağı un, 250 gr. rendelenmiş/ezilmiş beyaz peynir, 4 yumurta (bir tanesinin sarısını ayırın), 1 demet dereotu.
Yapılışı: Derin bir kap içinde yumurtaları çırpın ve yoğurdu koyun. Beyaz peynir ve ince kıyılmış dereotunu ekleyin. Daha sonra sıvı yağı, unu, tuzu ve kabartma tozunu ekleyip tahta bir kaşıkla iyice karıştırın. Yağlanmış ve unlanmış kek kalıbına veya silikon kalıba dökerek üzerine çırpılmış yumurta sarısını sürün ve önceden ısıtılmış 200 derecedeki fırında 30-35 dakika pişirin.
Afiyet olsun!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails