Sayfalar

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Kuskus Salatası

Maalesef uzunca bir ara verdim yine. Bloga baktım da hiç salata tarifi yazmamışım. Bunun üzerine hemen dosyalarımı hızlıca taradım ve tamamen benim uydurduğum bu tarifi buldum. Maalesef elimde yalnızca, yaklaşık 4 yıl önce bu salatayı ilk kez yaptığım zaman heyecanla ama kötü bir makineyle çektiğim kötü bir fotoğraf var. Daha sonra bir çok kez yapmış olmama rağmen fotoğraf çekmeyi hep unutmuşum, nedense. Bizim evde yemeklerin fotoğraflarını daha mutfaktayken çekmek gerekiyor. Çünkü sofraya geldiğinde çok geç oluyor:) Tarif, açık büfe davetler için ideal ve yeme kapasitesine bağlı olarak 4-6 kişilik.
Malzemeler: 1 su bardağı kuskus, 2-3 yemek kaşığı yoğurt, 1 tatlı kaşığı hardal, 2 orta boy rendelenmiş havuç, 1 orta boy rendelenmiş salatalık, 1 kırmızı biber, 1 limon suyu, zeytinyağ, tuz.
Yapılışı: Kuskusu haşlayıp süzün ve soğumaya bırakın. Kırmızı biberi incecik doğrayın. Salatalık ve havuçları rendeleyin. Soğumuş olan kuskusla karıştırın. Bir başka kasede yoğurtla hardalı iyice karıştırıp, limon, tuz ve zeytinyağını ilave edin ve sebzelerle karıştırılan kuskusun üstüne dökün ve karıştırın. Geniş bir salata tabağının dibine arzuya göre marul yaprakları serilip salata bu yaprakların üstüne konarak servis edilebilir. Afiyet olsun!

6 Mayıs 2010 Perşembe

Güldoş’un Islak Keki

Ben bu keki çok severim. Ne zaman İstanbul’a gitsem 1. Annemin zeytinyağlı sarmasını (tarifi yolda), 2. Gülsoş’un (küçük ablam) elmalı payını (daha önce tarifini vermiştim), 3. Güldoş’un (büyük ablam) ıslak kekini (aşağıda tarifini veriyorum), yemeden dönmemeye çalışırım. Bizim gibi çikolatalı, kakaolu tarifleri seviyorsanız –ki burada biz, meleğim ve ben oluyoruz ama ailenin tamamını bu denkleme ilave edebiliriz, çünkü herkes çok seviyor- kesinlikle tavsiye ederim. Üstelik yapılışı da çok kolay. Fotoğraftaki keki ablam İstanbul’a son gidişimde yapmıştı ve fotoğrafı çektikten 10 dakika sonra kekten sadece 2 dilim kalmıştı:) Her tarifte olduğu gibi bu tarifte de yapılanın tadını özel kılan şey, Güldoşumun isteyerek, zevkle yapması. E, haliyle biz de zevkle ve fena halde isteyerek yiyoruz, hem de her seferinde:) Ben bir oturuşta en az 2 kişilik yediğim için bu kez tarifin kaç kişilik olduğunu bilemeyeceğim:)
Malzemeler: 4 yumurta, 2 su bardağı toz şeker, 1 su bardağı süt, 1 su bardağı sıvı yağ, 3 yemek kaşığı kakao, 2 su bardağı un, 1/2 paketten biraz fazla kabartma tozu.
Yapılışı: Yumurta ve şekeri iyice çırpın. Üzerine süt ve yağ ilave edip çırpmaya devam edin. Kakaoyu ekleyin. Bu karışımdan bir su bardağı kadar alıp bir kenara ayırın. Kalanına un ve kabartma tozu ilave edin. Yağlanmış kek kalıbına döküp önceden 170-180 derecede ısıtılmış fırında pişirin. Piştikten sonra kalıbı ters çevirip servis tabağına alın. Üzerini bıçakla birkaç yerden delip ayırdığınız kakaolu karışımı kekin üzerine dökün. Soğuğunca servise hazır demektir. Afiyet olsun!

2 Nisan 2010 Cuma

Portakal Soslu Tavuk

Bugünkü yemek tarifimizin sosu kış boyunca neredeyse her çeşit tavuk etine kondu tarafımdan. Misal dün akşam, torbada pişirdiğim tavuk butlarında da bu sosu kullandım ve yemeği yerken artık portakalların suyu çekilmeden şu tarifi sabah bloga bir yazıversem dedim. Neredeyse akşam oluyor ancak vakit bulabildim, Selin uyurken. Ben yanına tel şehriyeli pilav ve üzümlü cevizli yeşil salata yapmıştım(bkz. fotoğraf), tavsiye ederim. Tarif bizim için 2,5 kişilik.
Malzemeler: 4 tane ince tavuk göğsü, 1/3 su bardağı portakal suyu, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, ½ yemek kaşığı sarımsaklı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı kekik, tuz, karabiber.
Yapılışı: Uygun boyutta bir borcama üzerine bir kaç çentik attığınız tavukları yerleştirin. Bir bardakta karıştırdığınız portakal suyu, zeytinyağı, kekik ve baharat karışımını üzerine dökün. Borcamın üstünü şeffaf folyoyla kapatıp yaklaşık 1 saat kadar buzdolabında bekletin (marine edin). Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında 30 dakika pişirin. Afiyet olsun!

25 Mart 2010 Perşembe

Kırmızı Biber Mezesi

Ben kırmızı biberi çok severim. Mümkünse her yemeğe katmak isterim. Aşağıdaki tarife de sarımsaklı olmasına rağmen bayılırım. Ben iki sebepten sarımsak yerine sarımsaklı zeytinyağı koymayı tercih ediyorum. Birincisi daha hafif oluyor, ikincisi yedikten sonra ağzınızda sarımsak kokusu oluşmuyor. Bilhassa davetler için çok pratik ve lezzetli bir ikram.
Malzemeler: 10 adet büyük közlenmiş soyulmuş kırmızı biber, 100 gr. ince çekilmiş ceviz, ½ çay bardağı sarımsaklı zeytinyağı, arzuya göre tuz, kekik veya biberiye.
Yapılışı: Bütün malzemeleri rondoya koyun ve püre haline getirin. Tuzunu, baharatını damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz. Afiyet olsun!

19 Mart 2010 Cuma

Kuru Domatesli Tavuklu Makarna

Geçenlerde akşamın bir vaktinde, bel ağrısından iki büklüm, ne yiyelim diye düşüne dururken ve iki yemek birden yapmaya ne vakit ne de mecal yokken, evdeki malzemeler kullanılarak tarafımdan uydurulmuş bir makarna tarifidir ve 4 kişiliktir.
Malzemeler: 350 gr. burgu makarna, bir avuç dolusu kurutulmuş domates, 200 gr. bezelye, 1 kutu (200 ml.) krema, 250 gr. kuşbaşı tavuk, 2 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı sarımsaklı zeytinyağı, tuz, karabiber ve yakışacağını düşündüğünüz bilumum baharat.
Yapılışı: Kurutulmuş domatesleri yayvan bir kapta kaynar suyun içine koyun ve 10-15 dakika yumuşamalarını bekleyin. Ardından bir taraftan makarnayı haşlarken başka bir tencereye zeytinyağını koyup tavukları 10 dakika çevirin. Yumuşamış domatesleri, bezelyeleri koyup 1-2 dakika daha birlikte çevirin. Kremanın tamamını ekleyin ve karıştırın. Karışım kaynamaya başladıktan 1-2 dakika sonra altını kapatın. Makarnayı süzün. Karışımı makarnayla arzu ederseniz tabağınızda karıştırabilir veya bu işlemi servisten önce tencerede yapabilirsiniz. Afiyet olsun!

Not: Eğer benim gibi makarna haşlarken kaynak suyu kullanıyorsanız makarnanın suyunu süzüp büyükçene bir kavanozda saklayabilir ve ertesi gün yapacağınız çorbaya veya yemeğe koyabilirsiniz.

9 Mart 2010 Salı

Günseli’nin Pratik Tavuk Yemeği

Yurtdışında yaşadığımız yıllarda tanıştığım ve çok iyi arkadaş olduğum sevgili Günseli Toker’e ait bu pratik tavuk yemeği tarifi çoğu zaman kurtarıcım olmuştur. Günseli bir saat içinde mesela 10 kişi için tatlısı dahil bilmem kaç çeşit meze, sıcak yemek yapıp şahane sofralar hazırlayabilen eli çabuk, maharetli kadınlardandır. Sanatçı ruhuyla hazırladığı sofralarının tadı kadar seyri de çok güzeldir. 2-21 Şubat 2010 tarihleri arasında sanatçı arkadaşlarıyla birlikte Lüksemburg’ta açtıkları Past to Present başlıklı serginin çok ses getirdiğini duydum. Lüksemburg’ta yaşarken birlikte önce mutfak alışverişi yapmaya markete gider, sonra da çok yorulduk diyerek kendimizi kafelerden birine atardık. Ne yalan söyleyeyim, zaman zaman Lüksemburg’u değil ama Günseli’yle yaptığımız kahve sohbetlerini pek özlüyorum. Tarif 3 kişilik.
Malzemeler: 3 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 büyük soğan, 3 adet kalçalı tavuk budu, 3 orta boy patates, 1 silme çay kaşığı kimyon, tuz, karabiber
Yapılışı: Soğanı küçük küçük doğrayın ve geniş bir tencerede, zeytinyağında sararıncaya kadar kavurun. Tavuk butlarını iyice yıkayın ve soğanların üzerine yerleştirin. Tavukların üzerine kimyon, tuz, karabiber serpin. Orta ateşte yaklaşık 4-5 dakika pişirdikten sonra tavukları çevirin ve orta büyüklükte kuşbaşı doğranmış patatesleri koyup yarım çay bardağı su ekleyin. Hem tavukların öbür yüzlerine hem de patateslerin üzerine yine baharatlardan serpip kısık ateşte tavuk etleri yumuşayana kadar pişirin. Afiyet olsun!

15 Şubat 2010 Pazartesi

Dereotlu Kabak Çorbası

Bu aralar ailecek toparlanmaya çalışıyoruz. Diğer blogumda anlattığım sebeplerden son günlerde çorbasız bir akşam geçirmiyoruz. Hele ben, bu kronik faranjit ve ağzımın her tarafını kaplayan aftlar yüzünden hiç bir şey yiyemiyorum ve tabii yine 5-6 günde 2 kilo kaybettim. Su bile içerken canım yanıyor, boğazım ağrıyor. Çorba içerken de zorlanıyorum ama işte ittire kaktıra ılık ılık içmeye çalışıyorum. Kilo verdiğime sevinemiyorum, çünkü bu kadar sağlıksız bir şekilde verilen kiloların hemen geri alındığını gayet biliyorum. Baktım bu hafta en popüler yemeğimiz çorba olmuş, ben de bir çorba tarifi vereyim dedim. Herhalde herkesin bil(me)diği veya kendine göre yaptığı bir çorbadır bu. Malzemelerin miktarları tamamen benim uydurmam. Bir iki kere daha az/fazla kabakla veya daha fazla dereotuyla denemeler yaptım ama pek beğenmedim. En uygun bileşim bu, bence. Kolaylığı ve sadeliği yüzünden ben pek severim bu çorbayı. Haa, bir de aslında adı kabak çorbası olmasına rağmen girdiği her yemeğe başka bir tat katan dereotunun başrolü kapmış olmasını...
Herkesin çorba içme kapasitesi farklıdır ama yine de tarif 6-8 kişilik diyebilirim.
Malzemeler: 5-6 adet orta boy kabak, 1 büyük soğan, 1 su bardağı tavuk suyu, ½ demet dereotu, tuz, karabiber.
Yapılışı: Derin bir tencereye kalın kalın doğranmış soğanı ve kabakları koyup tavuk suyunu ve kabakların üzerini geçecek kadar su koyun, tuz ve karabiberi de ekleyin. Kaynamaya başlayınca dereotunu bütün olarak ekleyin. Soğan ve kabaklar tamamen yumuşayınca karışımı blendırdan geçirin. Arzu ettiğiniz koyuluğa göre sıcak su ilave edip bir taşım daha kaynatın. Üzerine kırmızı biberli kızdırılmış tereyağ koyup servis edebilirsiniz. Afiyet olsun!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails