Sayfalar

2 Nisan 2010 Cuma

Portakal Soslu Tavuk

Bugünkü yemek tarifimizin sosu kış boyunca neredeyse her çeşit tavuk etine kondu tarafımdan. Misal dün akşam, torbada pişirdiğim tavuk butlarında da bu sosu kullandım ve yemeği yerken artık portakalların suyu çekilmeden şu tarifi sabah bloga bir yazıversem dedim. Neredeyse akşam oluyor ancak vakit bulabildim, Selin uyurken. Ben yanına tel şehriyeli pilav ve üzümlü cevizli yeşil salata yapmıştım(bkz. fotoğraf), tavsiye ederim. Tarif bizim için 2,5 kişilik.
Malzemeler: 4 tane ince tavuk göğsü, 1/3 su bardağı portakal suyu, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, ½ yemek kaşığı sarımsaklı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı kekik, tuz, karabiber.
Yapılışı: Uygun boyutta bir borcama üzerine bir kaç çentik attığınız tavukları yerleştirin. Bir bardakta karıştırdığınız portakal suyu, zeytinyağı, kekik ve baharat karışımını üzerine dökün. Borcamın üstünü şeffaf folyoyla kapatıp yaklaşık 1 saat kadar buzdolabında bekletin (marine edin). Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında 30 dakika pişirin. Afiyet olsun!

25 Mart 2010 Perşembe

Kırmızı Biber Mezesi

Ben kırmızı biberi çok severim. Mümkünse her yemeğe katmak isterim. Aşağıdaki tarife de sarımsaklı olmasına rağmen bayılırım. Ben iki sebepten sarımsak yerine sarımsaklı zeytinyağı koymayı tercih ediyorum. Birincisi daha hafif oluyor, ikincisi yedikten sonra ağzınızda sarımsak kokusu oluşmuyor. Bilhassa davetler için çok pratik ve lezzetli bir ikram.
Malzemeler: 10 adet büyük közlenmiş soyulmuş kırmızı biber, 100 gr. ince çekilmiş ceviz, ½ çay bardağı sarımsaklı zeytinyağı, arzuya göre tuz, kekik veya biberiye.
Yapılışı: Bütün malzemeleri rondoya koyun ve püre haline getirin. Tuzunu, baharatını damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz. Afiyet olsun!

19 Mart 2010 Cuma

Kuru Domatesli Tavuklu Makarna

Geçenlerde akşamın bir vaktinde, bel ağrısından iki büklüm, ne yiyelim diye düşüne dururken ve iki yemek birden yapmaya ne vakit ne de mecal yokken, evdeki malzemeler kullanılarak tarafımdan uydurulmuş bir makarna tarifidir ve 4 kişiliktir.
Malzemeler: 350 gr. burgu makarna, bir avuç dolusu kurutulmuş domates, 200 gr. bezelye, 1 kutu (200 ml.) krema, 250 gr. kuşbaşı tavuk, 2 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı sarımsaklı zeytinyağı, tuz, karabiber ve yakışacağını düşündüğünüz bilumum baharat.
Yapılışı: Kurutulmuş domatesleri yayvan bir kapta kaynar suyun içine koyun ve 10-15 dakika yumuşamalarını bekleyin. Ardından bir taraftan makarnayı haşlarken başka bir tencereye zeytinyağını koyup tavukları 10 dakika çevirin. Yumuşamış domatesleri, bezelyeleri koyup 1-2 dakika daha birlikte çevirin. Kremanın tamamını ekleyin ve karıştırın. Karışım kaynamaya başladıktan 1-2 dakika sonra altını kapatın. Makarnayı süzün. Karışımı makarnayla arzu ederseniz tabağınızda karıştırabilir veya bu işlemi servisten önce tencerede yapabilirsiniz. Afiyet olsun!

Not: Eğer benim gibi makarna haşlarken kaynak suyu kullanıyorsanız makarnanın suyunu süzüp büyükçene bir kavanozda saklayabilir ve ertesi gün yapacağınız çorbaya veya yemeğe koyabilirsiniz.

9 Mart 2010 Salı

Günseli’nin Pratik Tavuk Yemeği

Yurtdışında yaşadığımız yıllarda tanıştığım ve çok iyi arkadaş olduğum sevgili Günseli Toker’e ait bu pratik tavuk yemeği tarifi çoğu zaman kurtarıcım olmuştur. Günseli bir saat içinde mesela 10 kişi için tatlısı dahil bilmem kaç çeşit meze, sıcak yemek yapıp şahane sofralar hazırlayabilen eli çabuk, maharetli kadınlardandır. Sanatçı ruhuyla hazırladığı sofralarının tadı kadar seyri de çok güzeldir. 2-21 Şubat 2010 tarihleri arasında sanatçı arkadaşlarıyla birlikte Lüksemburg’ta açtıkları Past to Present başlıklı serginin çok ses getirdiğini duydum. Lüksemburg’ta yaşarken birlikte önce mutfak alışverişi yapmaya markete gider, sonra da çok yorulduk diyerek kendimizi kafelerden birine atardık. Ne yalan söyleyeyim, zaman zaman Lüksemburg’u değil ama Günseli’yle yaptığımız kahve sohbetlerini pek özlüyorum. Tarif 3 kişilik.
Malzemeler: 3 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 büyük soğan, 3 adet kalçalı tavuk budu, 3 orta boy patates, 1 silme çay kaşığı kimyon, tuz, karabiber
Yapılışı: Soğanı küçük küçük doğrayın ve geniş bir tencerede, zeytinyağında sararıncaya kadar kavurun. Tavuk butlarını iyice yıkayın ve soğanların üzerine yerleştirin. Tavukların üzerine kimyon, tuz, karabiber serpin. Orta ateşte yaklaşık 4-5 dakika pişirdikten sonra tavukları çevirin ve orta büyüklükte kuşbaşı doğranmış patatesleri koyup yarım çay bardağı su ekleyin. Hem tavukların öbür yüzlerine hem de patateslerin üzerine yine baharatlardan serpip kısık ateşte tavuk etleri yumuşayana kadar pişirin. Afiyet olsun!

15 Şubat 2010 Pazartesi

Dereotlu Kabak Çorbası

Bu aralar ailecek toparlanmaya çalışıyoruz. Diğer blogumda anlattığım sebeplerden son günlerde çorbasız bir akşam geçirmiyoruz. Hele ben, bu kronik faranjit ve ağzımın her tarafını kaplayan aftlar yüzünden hiç bir şey yiyemiyorum ve tabii yine 5-6 günde 2 kilo kaybettim. Su bile içerken canım yanıyor, boğazım ağrıyor. Çorba içerken de zorlanıyorum ama işte ittire kaktıra ılık ılık içmeye çalışıyorum. Kilo verdiğime sevinemiyorum, çünkü bu kadar sağlıksız bir şekilde verilen kiloların hemen geri alındığını gayet biliyorum. Baktım bu hafta en popüler yemeğimiz çorba olmuş, ben de bir çorba tarifi vereyim dedim. Herhalde herkesin bil(me)diği veya kendine göre yaptığı bir çorbadır bu. Malzemelerin miktarları tamamen benim uydurmam. Bir iki kere daha az/fazla kabakla veya daha fazla dereotuyla denemeler yaptım ama pek beğenmedim. En uygun bileşim bu, bence. Kolaylığı ve sadeliği yüzünden ben pek severim bu çorbayı. Haa, bir de aslında adı kabak çorbası olmasına rağmen girdiği her yemeğe başka bir tat katan dereotunun başrolü kapmış olmasını...
Herkesin çorba içme kapasitesi farklıdır ama yine de tarif 6-8 kişilik diyebilirim.
Malzemeler: 5-6 adet orta boy kabak, 1 büyük soğan, 1 su bardağı tavuk suyu, ½ demet dereotu, tuz, karabiber.
Yapılışı: Derin bir tencereye kalın kalın doğranmış soğanı ve kabakları koyup tavuk suyunu ve kabakların üzerini geçecek kadar su koyun, tuz ve karabiberi de ekleyin. Kaynamaya başlayınca dereotunu bütün olarak ekleyin. Soğan ve kabaklar tamamen yumuşayınca karışımı blendırdan geçirin. Arzu ettiğiniz koyuluğa göre sıcak su ilave edip bir taşım daha kaynatın. Üzerine kırmızı biberli kızdırılmış tereyağ koyup servis edebilirsiniz. Afiyet olsun!

7 Şubat 2010 Pazar

Ayva Marmelatı

Blogumu takip edenler bilirler, ben şekerden haz etmem hatta fazla şekerden korkarım. Bu yüzden verdiğim tariflerdeki şeker miktarları konusunda hep uyarıda bulunurum. Bu sefer de aynı şeyi yapacağım. Tarifteki şeker miktarı sizi yanıltmasın, yanlış değil. Nihayet söz verdiğim bir tarifi daha yazdım, pek rahatladım.
Malzemeler: 2,5 kg. ayva, 1 kg. toz şeker, 1 çubuk tarçın, 7-8 tane karanfil, 1 limonun suyu
Yapılışı: Ayvaları elde veya makinede rendenin en ince tarafıyla rendeleyin. Ayva rendesini genişçene bir tencereye koyun, üzerine de şekeri serpiştirin. 6-8 saat gibi bir süre bekletin. Tencereye tarçın ve karanfilleri koyun. Önce kaynayana kadar yüksek ateşte tutun. Kaynar kaynamaz ateşi kısın ve çok kısık ateşte ağır ağır ayvalar yumuşayıncaya ve karamelimsi bir yoğunluğa erişinceye kadar arada sırada şöyle bir çevirerek pişirin. Altını kapattığınızda 1 limonun suyunu ekleyip iyice karıştırın. Marmelatı temiz ve kapağı yeni kavanoz(lar)a koyup ılınmaya bırakın. Afiyet olsun!

4 Şubat 2010 Perşembe

Selin'in 2. Yaş Günü Menüsü

Bugün Meleğimin 2. Yaş gününün menü detaylarını yazacağım. Parti boyunca oradan oraya koşturmaktan ikramların tek tek fotoğraflarını çekemedim. Teoman’ın yemeğe başlamadan önce çektiği 2-3 kare olmasaydı bu yazıda sadece pastanın resmi olacaktı:) Tuzlularla başlayalım.
1. Annemin Pırasalı Karmacası,
2. Tarçınlı Peynirli Kurabiye
3. Neslihan’ın Kabaklı Patatesli Keki
4. Güneş’in Mercimek Köftesi

Annemin meşhur Pırasalı Karmacası arkadaşlarımın çok beğendiği benim de pek besleyici bulduğum bir tarif -ki daha önce blogumda yazmıştım. Bu sefer çocuklar için ayıcık şeklindeki kek kalıplarımı kullandım. Ayıcıklara çocuklardan çok annelerin ilgi gösterdiğini özellikle belirtmek isterim:)

Tarçınlı Peynirli Kurabiyenin tarifi de yine blogda var. Paşabahçe’den aldığım rakamlardan oluşan kurabiye kalıplarından 2’yi ve yıldız şeklini kullandım.
Kabaklı Patatesli Kek için Neslihan’ın tarifi göndermesini ya da kendi blogunda yazmasını bekleyeceğiz. Neredeyse her buluşmada bunu yapmasını istiyoruz Nes'ten. Ne zaman bıkacak bilmiyorum ama biz yemeye doyamıyoruz.
Güneş’in Mercimek Köftesinin tarifini de ilk görüşmemizde alıp bloga ekleyeceğim. Sağolsun cuma akşamı arayıp "ben de bir şey yapayım, mesela mercimek köftesi" deyince hemen atladım tabii:) Ben mercimeğin her türlüsünü ama bilhassa köftesini çok ama çok severim. Yapar mıyım? Çok ender. Neden bilmiyorum. Hımm, bunu düşünmem gerek:)

Tatlılar kısmındaysa,
1. Umur’un Limonlu Kurabiyesi
2. Portakallı Bademli Kek
3. Beyaz Çikolatalı, Frambuaz ve Fındıklı Browni
4. Doğum Günü Pastası
vardı.


Umur’un Limonlu Kurabiyesinin tarifiyle başlıyorum. Umur’un dediğine göre orijinal tarifte 2 tatlı kaşığı da haşhaş varmış ama bebişleri düşünerek koymamış.
Malzemeler: 2 su bardağı un, 1 paket kabartma tozu, 1 limonun rendelenmiş kabuğu, 100 gr yumuşatılmış margarin, 1 su bardağı toz şeker, 2 yumurta sarısı, 1 yumurta, 1,5 tatlı kaşığı limon suyu
Yapılışı: Un, kabartma tozu, rendelenmiş limon kabuğu (ve haşhaş) bir kapta güzelce karıştırılır. Bir başka kapta da margarinle toz şeker mikserle çırpılır. Bu karışıma yumurta sarıları, yumurta ve bir de limon suyu eklenir. Sonra unlu karışımla birleştirilip yumuşak bir hamur haline getirilir. Fırın tepsisine yağlı kağıt serilir. Ceviz büyüklüğünde parçalar yerleştirilir ve önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20-25 dakika pişirilir.

Fotoğrafta kuzu şeklinde olması gereken Portakallı Bademli Kekler ve tarifi bana ait. Çocukların hoşuna gider diye yazın Real’den aldığım kuzu kalıbını kullanayım dedim. O güne dek hiç bir sorun çıkmamıştı ama aksilik bu ya, kafaları koptu kopacak şekilde zar zor çıktılar kalıptan. Ben de üzerini kapatmak için Dr.Oetker’in vanilya sosundan beyaz bir krema hazırladım. Ama açıkçası bildiğim klasik pasta kremasından yapsaymışım daha güzel olurmuş. Çünkü bir hayli katı yapmama rağmen sos yine de kuzuların üzerinden aktı. Hoplayıp zıplayıp oynamaktan çocukların kuzu filan görecek halleri olmadı neyse ki. Ayrıca tadı da çok güzeldi. Aşağıdaki malzeme miktarları bildiğimiz standart kek kalıpları için. Ben kuzu kalıbı küçük olduğundan ve bir tane kalıbım olduğundan ölçüleri iki defada yarım yarım kullandım.
Malzemeler: 4 yumurta, 1 su bardağından 2 parmak eksik toz şeker, 1 portakalın kabuğunun rendesi, 2 portakalın suyu (1 su bardağı olmalı), ½ çay bardağı sıvı yağ, 100 gr. marzipan (badem ezmesi), 1 çay kaşığı badem aroması, 1 paket kabartma tozu, 3 su bardağı un.
Yapılışı: Portakalın kabuğunu rendeleyin ve sularını sıkın. Bir kapta önce yumurtaları 1-2 dakika çırpın, sonra şekeri ekleyerek yaklaşık 3-4 dakika daha çırpın. Portakal suyunu, rendesini ve sıvı yağı ilave edin. Marzipanı rendeleyip badem aromasını ekleyin. Kabartma tozuyla karıştırılmış ve elenmiş unu azar azar koyun. Karışımı yağladığınız kek kalıbına boşaltın. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında yaklaşık 35 dakika pişirin.

Son tarif olan Beyaz Çikolatalı, Frambuaz ve Fındıklı Browni’yi büyük bir risk alarak ilk defa denedim ve sonucundan çok memnun kaldım. Hem kolay hem lezzetli hem de değişik bir ikram oldu. Tarif The Australian Women’s Weekly’den çevrilmiş. Hürriyet Gazetesi’nin 2007 yılında verdiği bir ek, Morpa Kültür Yayınları basmış.
Malzemeler: 125 gr. doğranmış tereyağı, 200 gr. beyaz çikolata, ¾ su bardağı pudra şekeri, 2 adet hafifçe çırpılmış yumurta, ¾ su bardağı un, ½ su bardağı nişasta, 1 paket kabartma tozu, 100 gr. doğranmış beyaz çikolata (ekstra), ½ su bardağı kıyılmış fındık, 150 gr. taze veya dondurulmuşframbuaz, üzeri için 1 yemek kaşığı pudra şekeri.
Yapılışı: Fırını önceden ısıtın. Yuvarlak bir kek kalıbını yağlayın. Tabanını ve karşılıklı iki yanını yağlı kağıtla kaplayın. Tereyağı ve çikolatayı orta boy bir tencerede kısık ateşte benmari usulü karıştırarak eritin ve soğumaya bırakın. Diğer tüm malzemeleri de eritilmiş tereyağ ve beyaz çikolataya katıp karıştırın. Hazırladığınız karışımı kek kalıbına dökün, 170-175 derecede yaklaşık 40-45 dakika pişirin ve kalıpta soğumaya bırakın. Üçgen şeklinde dilimleyip üzerine pudra şekeri serperek servis edin.

Doğum günü pastasını Umurcuğumun tavsiyesine ve tecrübelerine dayanarak Pilita Pasta Evi’ne sipariş vermiştim. Ne iyi etmişim! İnternetten yine Umurcuğumun bulduğu kızımın ‘piisi piisi’ diye bayıldığı Hello Kitty’li pasta, hem görüntü hem de tat olarak gerçekten çok güzeldi. Siparişim hakkında görüşmeye gittiğimde gösterdikleri ilgi ve misafirperverlikten de bahsetmeden geçemeyeceğim. İkram ettikleri salebin tadı da damağımda kaldı:) Ankara’da yaşayanlara Pilita Pasta Evi’nin pasta ve diğer çeşitlerini denemelerini hararetle tavsiye ediyorum.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails