Sayfalar

15 Ağustos 2010 Pazar

Zeytinyağlı Bamya

Ayvalık’a vardığımızda ilk yaptığımız şeylerden biri Cunda’daki meşhur Lal Girit Mutfağı’nda bir akşam yemeği yemektir. Bu sene de aynı şeyi yaptık. Selin biraz daha büyümüş olduğu ve artık hemen hemen her şeyi yiyebildiği için önceden özel bir şeyler istememize gerek kalmadı. Benim sebze düşkünü kızım, Lal’in sahibesi Emine Hanım “Ne yiyeceksin? Seç bakalım!” deyince, evde hiç yemediği için merak etmiş olacak ki bamyayı seçti. Yarım porsiyon bamyayı bizim mezelerimiz gelene kadar afiyetle götürdü ve bana dönüp “bunu çok sebdim anne” dedi. Ne ben ne de Teoman yıllarca bamya yemesek özlemeyiz ama önümüze konulunca afiyetle yeriz. Fakat kızımız çok sevdiğini söyleyince akan sular durdu tabii ve pazara gidilip hemen bamya alındı. Aşağıdaki bamya tarifi herhalde herkesin bildiği bir tariftir ama benim için önemi hayatımda ilk defa zeytinyağlı bamya pişirmiş olmamdır. Diğer zeytinyağlıları nasıl yapıyorsam aynen öyle yaptım. Tek farkı bamyaları sirkeli suda 10 dakika kadar bekletip yıkadım ve pişirirken 1 limon suyu ekledim. Bir de bamyaların baş kısmını çevirerek soymak yerine kestim. Tarif 6 kişilik
Malzemeler: 650 gr. bamya (pazarcının elinde bu kadar kalmıştı), 4-5 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 büyük soğan, 2 orta boy sulu domates, 2 yemek kaşığı sirke, 1 limonun suyu, 1 silme tatlı kaşığı tuz ve toz şeker.
Yapılışı: Soğanları incecik doğrayıp zeytinyağında biraz sarartın. Sirkeli suda 10 dakika bekletip bolca yıkadığınız bamyaları ekleyin. Üzerine küçük küçük doğradığınız kabuğu çıkartılmış domatesleri, 1 limonun suyunu, tuz ve şekeri ilave edip 1 çay bardağı kadar sıcak su koyun. Kaynamaya başlayınca en kısık ateşe alın, bamyalar yumuşayıncaya kadar pişirin. Afiyet olsun!

2 Temmuz 2010 Cuma

Aysun’un Lavaşlı Pizzası

Bu pratik pizzayı sevgili arkadaşım Aysun Erdil’den öğrendim. Epey zamandır da sırada bekliyordu. Hep bir hafta sonu öncesine denk getirmeye çalıştım durdum. Kısmet bu güne imiş! Bu pratik pizzayı pazar günleri ister sabah kahvaltısında isterseniz geciken öğle yemeği niyetiyle akşam üzeri çayın yanına yapabilirsiniz. Eğer evinizde lavaş ekmeği bulunduruyorsanız aniden gelen misafirler için de pratik bir ikram olabilir. Sosis, salam, sucuk miktarlarını bilhassa vermedim. Misal bizim evde sucuk, salam pek yenmez ama sosis her zaman vardır. Ben fotoğrafta da gördüğünüz üzere sadece sosis kullanıyorum ve kendime az sosisli yapıyorum. Herkesin şarküteri ürünlerine düşkünlüğü farklı. Elbette, miktarlarını kendi ağız tadınıza göre ayarlamanız mümkün. Bunların yanısıra pizzanızı çekirdeği çıkarılmış siyah veya yeşil zeytinle de zenginleştirebilirsiniz. Her bir lavaş çok ama çok kısık ateşte yaklaşık 4-5 dakikada pişiyor. Yalnız dikkatiniz çekerim, zeytinlere 4-5 dakika yetmeyebilir ve biraz diri kalabilirler.
Malzemeler: 4 adet 22 cm.lik lavaş ekmeği, 4 adet büyük ve sulu rendelenmiş domates, 1 yemek kaşığı kekik, 2 yemek kaşığı zeytinyağı, 10-12 yemek kaşığı rendelenmiş taze kaşar peyniri, tuz, dilediğiniz miktarda sosis, sucuk, salam.
Yapılışı: Büyükçene bir kasede rendelenmiş domatesleri, zeytinyağını, kekiği ve tuzu karıştırın. Tavaya lavaş ekmeğini yerleştirin. Her bir lavaşın üzerine bu karışımdan 2-3 kaç kaşık koyup güzelce yayın. Lavaşın her tarafı bu karışımla ıslanmalı. Üzerine her lavaş ekmeğine en az 2-2,5 kaşık olacak şekilde rendelenmiş kaşar peyniri serpin ve en üstüne sosis, sucuk, salam koyun. Tavanın üzerini bir kapakla kapatın ve ocağın altını yakıp en kısık ateşte kaşar peynirler eriyip sosis, sucuk, salam yumuşayıncaya kadar pişirin. Afiyet olsun!

24 Haziran 2010 Perşembe

Buğday Salatası

Bu salatayı buzluğun dibinde unuttuğum haşlanmış buğdayları görünce hemen iki dakikada uyduruvermiştim, yaklaşık iki ay önce. Açıkçası, buğdaylar çözüldükten sonra herhalde yenemez haldedirler diyerek, pek ümitsizce karıştırdım malzemeleri. Dolapta yeşillik namına sadece roka bulabildim, koydum. Bir de ben nar ekşisini çok sevdiğimden her şeye fazla fazla koyarım ama size önerim, 1 kaşıkla başlayıp damak tadınıza göre miktarı ayarlamanız. Fındık turp da salatanın olmazsa olmazı değil elbet. Tarif 3-4 kişilik.
Malzemeler: 1 su bardağı haşlanmış buğday, 1 adet orta büyüklükte rendelenmiş veya jülyen doğranmış domates, 1 demet incecik doğranmış roka, 3-4 tane fındık turp, 2 dolu çorba kaşığı nar ekşisi, zeytinyağı, bir çimdik tuz
Yapılışı: Haşlanmış buğdayları karıştırma kabına alın. Üzerine incecik doğranmış rokayı ve domatesleri ilave edin. Nar ekşisi, zeytinyağı ve tuz ekleyip karıştırın. Üzerini de fındık turpla süsleyin. Afiyet olsun!

9 Haziran 2010 Çarşamba

Cevizli Ekmek

Bugün nihayet uzun zamandır istediğim bir şeyi yapıp ekmek tarifi vereceğim. Bu tarifi Brüksel Fnac’ta, Avrupalı şefler arasında ekmek yapımıyla ünlü genç şeflerden Gontran Cherrier’in, Hachette Pratique – Petits Pratiques Serisi’nden çıkan "25 Recettes de Pain" kitabını incelerken önce hafızama sonra Fnac’ın kafesinde kahve içerken defterime not ettim:) Böyle not ettiğim iki tarif daha var ve yaptıkça onları da bloga yazacağım. Bu tarif bildiğimiz Cevizli Ekmek. Ben tabii yine duramadım ve orijinal tarifte tamamen beyaz un kullanılmış olmasına rağmen yarısını tam buğday unundan koydum. Orijinal tarifte kahve kaşığı diye geçen ölçü, bizim çay kaşığımızla tatlı kaşığı arası. Silme tatlı kaşığı da denebilir. Bir de tam buğday unu kullandığım için mayayı silme değil normal tatlı kaşığı kadar koydum. Makineden çıkan ekmeklerin neredeyse yarısı kadar oldu. Sanırım tam buğday unu yüzünden ama sonuç çok başarılıydı. Ekmeğin yarısı sofraya gelmeden Meleğim tarafından bitirildi. Resimde gördüğünüz kadar bir miktarı fotoğraf için ancak kaçırabildim. Afiyet olsun!
Malzemeler: 240 ml. su, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 kahve kaşığı tuz, 60 gr. iri çekilmiş ceviz, 350 gr. un, 2 kahve kaşığı maya.
Yapılışı: Ekmek makinesine önce sıvı malzemeleri, sonra tuzu, en son olarak unu ve toz mayayı koyun. Makinenin normal tuşuna basın. 15. dakikada cevizi ekleyin.

3 Haziran 2010 Perşembe

Küçük Mutfak Sırları 1

Geçenlerde bir vesileyle tanıştığım Sevgili Meral Geylani’den öğrendim bu küçük sırrı. Sıktığınız limonların kabuklarını bir poşete koyup buzlukta saklayın. Bulaşık makinesini çalıştırmadan hemen önce donuk haldeki limon kabuğunu kaşıklığın içine yerleştirin. Hem bulaşıklarınız mis gibi limon koksun hem de koku gidericilere vereceğiniz para cebinizde kalsın. Ben limonun yanı sıra portakal kabuklarını da kullanıyorum.  

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Kuskus Salatası

Maalesef uzunca bir ara verdim yine. Bloga baktım da hiç salata tarifi yazmamışım. Bunun üzerine hemen dosyalarımı hızlıca taradım ve tamamen benim uydurduğum bu tarifi buldum. Maalesef elimde yalnızca, yaklaşık 4 yıl önce bu salatayı ilk kez yaptığım zaman heyecanla ama kötü bir makineyle çektiğim kötü bir fotoğraf var. Daha sonra bir çok kez yapmış olmama rağmen fotoğraf çekmeyi hep unutmuşum, nedense. Bizim evde yemeklerin fotoğraflarını daha mutfaktayken çekmek gerekiyor. Çünkü sofraya geldiğinde çok geç oluyor:) Tarif, açık büfe davetler için ideal ve yeme kapasitesine bağlı olarak 4-6 kişilik.
Malzemeler: 1 su bardağı kuskus, 2-3 yemek kaşığı yoğurt, 1 tatlı kaşığı hardal, 2 orta boy rendelenmiş havuç, 1 orta boy rendelenmiş salatalık, 1 kırmızı biber, 1 limon suyu, zeytinyağ, tuz.
Yapılışı: Kuskusu haşlayıp süzün ve soğumaya bırakın. Kırmızı biberi incecik doğrayın. Salatalık ve havuçları rendeleyin. Soğumuş olan kuskusla karıştırın. Bir başka kasede yoğurtla hardalı iyice karıştırıp, limon, tuz ve zeytinyağını ilave edin ve sebzelerle karıştırılan kuskusun üstüne dökün ve karıştırın. Geniş bir salata tabağının dibine arzuya göre marul yaprakları serilip salata bu yaprakların üstüne konarak servis edilebilir. Afiyet olsun!

6 Mayıs 2010 Perşembe

Güldoş’un Islak Keki

Ben bu keki çok severim. Ne zaman İstanbul’a gitsem 1. Annemin zeytinyağlı sarmasını (tarifi yolda), 2. Gülsoş’un (küçük ablam) elmalı payını (daha önce tarifini vermiştim), 3. Güldoş’un (büyük ablam) ıslak kekini (aşağıda tarifini veriyorum), yemeden dönmemeye çalışırım. Bizim gibi çikolatalı, kakaolu tarifleri seviyorsanız –ki burada biz, meleğim ve ben oluyoruz ama ailenin tamamını bu denkleme ilave edebiliriz, çünkü herkes çok seviyor- kesinlikle tavsiye ederim. Üstelik yapılışı da çok kolay. Fotoğraftaki keki ablam İstanbul’a son gidişimde yapmıştı ve fotoğrafı çektikten 10 dakika sonra kekten sadece 2 dilim kalmıştı:) Her tarifte olduğu gibi bu tarifte de yapılanın tadını özel kılan şey, Güldoşumun isteyerek, zevkle yapması. E, haliyle biz de zevkle ve fena halde isteyerek yiyoruz, hem de her seferinde:) Ben bir oturuşta en az 2 kişilik yediğim için bu kez tarifin kaç kişilik olduğunu bilemeyeceğim:)
Malzemeler: 4 yumurta, 2 su bardağı toz şeker, 1 su bardağı süt, 1 su bardağı sıvı yağ, 3 yemek kaşığı kakao, 2 su bardağı un, 1/2 paketten biraz fazla kabartma tozu.
Yapılışı: Yumurta ve şekeri iyice çırpın. Üzerine süt ve yağ ilave edip çırpmaya devam edin. Kakaoyu ekleyin. Bu karışımdan bir su bardağı kadar alıp bir kenara ayırın. Kalanına un ve kabartma tozu ilave edin. Yağlanmış kek kalıbına döküp önceden 170-180 derecede ısıtılmış fırında pişirin. Piştikten sonra kalıbı ters çevirip servis tabağına alın. Üzerini bıçakla birkaç yerden delip ayırdığınız kakaolu karışımı kekin üzerine dökün. Soğuğunca servise hazır demektir. Afiyet olsun!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails